<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908</id><updated>2012-02-04T10:26:06.882+02:00</updated><category term='experimental folk'/><category term='pearl jam'/><category term='live'/><category term='iksv'/><category term='hex'/><category term='tin planet'/><category term='babylon'/><category term='light'/><category term='neil young'/><category term='foreign born'/><category term='isobel campbell'/><category term='william blake'/><category term='tindersticks'/><category term='nuit blanche'/><category term='yeni melek'/><category term='Kadıköy Sound'/><category term='soundtrack'/><category term='bkm'/><category term='balkan soundz festival'/><category term='salon'/><category term='julien temple'/><category term='video'/><category term='slowcore'/><category term='backspacer'/><category term='90&apos;lar'/><category term='alex'/><category term='the gutter twins'/><category term='garajistanbul'/><category term='sub pop'/><category term='graham sutton'/><category term='big echo'/><category term='folk rock'/><category term='bant'/><category term='sunday at devil dirt'/><category term='filmekimi'/><category term='rock'/><category term='eddie vedder'/><category term='lian lunson'/><category term='for a minor reflection'/><category term='kanada'/><category term='army of anyone'/><category term='sean penn'/><category term='arka oda'/><category term='glasgow'/><category term='akron'/><category term='nine inch nails'/><category term='louise attaque'/><category term='alternative rock'/><category term='müzik'/><category term='if these trees could talk'/><category term='joe strummer'/><category term='stone temple pilots'/><category term='firewater'/><category term='the prodigy'/><category term='tara jane o&apos;neil'/><category term='thomas scott'/><category term='grunge'/><category term='the greenhornes'/><category term='patti smith'/><category term='art brut'/><category term='space'/><category term='dave gahan'/><category term='avea escape to music'/><category term='belgesel'/><category term='Kesmeşeker'/><category term='unkle'/><category term='nick cave'/><category term='blues-folk'/><category term='garage rock'/><category term='mick harvey'/><category term='intuit'/><category term='new weird finland'/><category term='bark psychosis'/><category term='tarmac'/><category term='dead man'/><category term='küçükçiftlik lunaparkı'/><category term='radyo eksen'/><category term='codename: dustsucker'/><category term='jonsi'/><category term='the morning benders'/><category term='piano magic'/><category term='megafaun'/><category term='Seasick Steve'/><category term='saturnalia'/><category term='indie folk'/><category term='post rock'/><category term='britpop'/><category term='the tallest man on earth'/><category term='hourglass'/><category term='Faith no more'/><category term='blues'/><category term='the bad seeds'/><category term='jane&apos;s addiction'/><category term='i&apos;m your man'/><category term='refresh the venue'/><category term='folk'/><category term='konser'/><category term='spiders'/><category term='istanbul'/><category term='ohio'/><category term='ramona falls'/><category term='greg dulli'/><category term='mark lanegan'/><category term='garage'/><category term='Alice in chains'/><category term='indie rock'/><category term='graves brothers deluxe'/><category term='music'/><category term='casino de paris'/><category term='indie'/><category term='secretly canadian'/><category term='izlanda'/><category term='the future is unwritten'/><category term='into the wild'/><category term='kulaktan kulağa'/><category term='post-rock'/><category term='country'/><category term='black gives way to blue'/><category term='devotchka'/><category term='two of diamonds'/><category term='the twilight sad'/><category term='leonard cohen'/><category term='stoo odom'/><category term='festivals'/><category term='concerts'/><category term='nurses'/><category term='rock&apos;n coke 2009'/><category term='mogwai'/><category term='jim jarmusch'/><category term='albüm'/><category term='brent knopf'/><title type='text'>süveter</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>111</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7566592521071849591</id><published>2011-03-30T20:01:00.003+03:00</published><updated>2011-03-30T20:15:31.907+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='refresh the venue'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='avea escape to music'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unkle'/><title type='text'>Unkle (26.03.11/Refresh The Venue)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-QyRLg29f4dk/TZNjQdt_jlI/AAAAAAAAAio/9eJ601gAOso/s1600/unkle.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 451px; height: 243px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-QyRLg29f4dk/TZNjQdt_jlI/AAAAAAAAAio/9eJ601gAOso/s400/unkle.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589920697003511378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yılın gözlerimi yuvalarından uğratan haberlerinden biriydi Avea Escape to Music kapsamındaki Unkle konseri. İstanbul’da izleyeceğimizi tahmin etmediğim bir isim. Kasedini dinleye dinleye yıprattığım Psyence Fiction’dan bir şeyler duyacak olmak çok heyecan vericiydi. O heyecanla her zaman olduğu gibi mekanda 10-15 kişi varken kapıya dayandım.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Yer kapma gibi bir sorun olmadığını görünce kendimi dışarıda köfte-ekmeğe verdim. Grup gecikmeyle sahne aldı, öğrendiğimiz kadarıyla sebebi ekipmanın bir kısmının buraya geç ulaşmasıymış. Bekleyiş süresince kalabalığı konsere hazırlayan parçalar iyi seçilmişti, sabırsızlığımızı kontrol altında tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abiler alkış-çığlık içinde sahneye çıktı. Son gelen siyah güneş gözlükleriyle James Lavelle’di. Parçalar birbiri ardına akarken grupla seyirci arasında bir konuşma olmadı. Sadece Gavin Clark vokal yaptığı şarkılardan sonra teşekkür ediyordu. Şarkı söylemediği zamanlardaysa sahnenin kenarında, eli cebinde, ağzında sigarasıyla grubu izliyordu. Çok sevimli bir adam diye düşündüm onu izlerken. Mobil olmaları nedeniyle James Griffith ve Joel Cadbury ile daha içli dışlıydık. Bay Lavelle vokal yaptığı şarkılardan birinin sonunda “Nihayet İstanbul’a gelebildik” tarzı bir şeyler söyledi. Biste de çok “motherfucking” harika bir seyirci olduğumuzu yineledi ki bence o kadar “motherfucker” bir halimiz yoktu. Ön sıralar şarkıları bir ağızdan söylüyordu ama döne döne hoplayıp zıplarken gördüğüm kadarıyla insanlar gayet sakindi. Neredeyse enerjisiz diyeceğim. James Lavelle de bana konserin sonlarına doğru açılmış gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gavin Clark’ın leziz vokali dışında Josh Homme, Ian Brown ve Nick Cave’i ekranda görmek harikaydı. Gözlerimi kapayıp gerçekten 3 metre ötemde olduklarını hayal ettim. Bu arada Nick Cave’le yaptıkları Money and Run tam bir konser parçası olmuş, fena dans ettiriyor. Zaten dev ekranda Nick Cave kollarını açmış dönedururken insana bir enerji doluyor. Mis gibi görüntüler, ışıklar ve çokça gürültü içinde harala gürele geçti konser. Kişisel zirvelerim Money and Run, Restless, Reign ve (hele hele) Lonely Soul’du. Lonely Soul'un herkes tarafından hasretle beklendiği çok açıktı. Psyence Fiction’dan Nursery Rhyme, Bloodstain ve Be There dinleme hayalim hayal olarak kaldı. Bari azıcık Unreal duysaydık. Her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bis yaptılar, In A State’le tadı damağımızda kalacak şekilde yükselerek bitirdiler konseri. Herkes vestiyere abanmasaydı, biraz daha alkışlasaydık 2. bis olabilirdi belki. Işıklar açılıp müzik başladığında dans etmeyi özlediğimi anladım. Yorgun olmama rağmen hala kıpır kıpırdım, iyi konser insana böyle bir kuvvet veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setlistte eksikler var: Chemistry, Restless, Keys To The Kingdom, Burn My Shadow, Reign, Money and Run, Follow Me Down, The Runaway, Lonely Soul, Eye For An Eye, Heaven, In A State.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu güzel satırlarda bahsetmek istemediğim fakat konser boyunca bizi çok sıkıntıya sokan bir konuyu radioheadbanger &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=22753257"&gt;şu entry’sinde&lt;/a&gt; dile getirmiş. Ne yiyorsunuz arkadaşım konserden önce? Lütfen ya.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7566592521071849591?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7566592521071849591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7566592521071849591&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7566592521071849591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7566592521071849591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2011/03/unkle-260311refresh-venue.html' title='Unkle (26.03.11/Refresh The Venue)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-QyRLg29f4dk/TZNjQdt_jlI/AAAAAAAAAio/9eJ601gAOso/s72-c/unkle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-421588573175325379</id><published>2011-02-09T00:06:00.002+02:00</published><updated>2011-02-09T00:10:15.586+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mark lanegan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iksv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='salon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isobel campbell'/><title type='text'>Isobel Campbell &amp; Mark Lanegan (05.02.11/İKSV Salon)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TVG-2RQM0aI/AAAAAAAAAg8/bXa9XA3ImJ0/s1600/isobelmarkbilet.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 450px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TVG-2RQM0aI/AAAAAAAAAg8/bXa9XA3ImJ0/s400/isobelmarkbilet.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571444053587579298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uyuşukluğa daha fazla teslim olmadan yazmalıyım. Hala her şey kafamda canlıyken. Mekana 22:00’ye doğru gittiğimizde ortalık tenha sayılırdı ama vestiyere üstümüzü başımızı bırakıp salona girdiğimiz anda akın etti insanlar. Arkama bir baktım, her yer dolmuş. Biletix gişesinde duyduğuma göre bilet bitmişti. Sahnenin dibinde tam kadro yerimizi aldık. Konser başlamadan 13melek’le laflama fırsatımız da oldu. Onu heyecanlandıran Isobel’di, beni Mark.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce gitarist abiler, sonra da Isobel ve Mark çıktı sahneye. İlk birkaç şarkıda teknik sorunlar yaşandı. Isobel “Bunlar soundcheck’te olmuyordu” diyerek özür diledi. İlk şarkılar sonrasında salonda tam sessizlik sağlandı ve onlar da ortama ısındı. Isobel daha konuşkan oldu, Mark Lanegan ise hayret uyandıracak kadar çok gülümsedi. Paris konserlerinden çok daha mutlu görünüyordu. Özellikle Isobel Campbell’ın ıslık çaldığı şarkılarda pek eğlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserin ortalarında Mark sahneden ayrıldı, Isobel Black Mountain ve Saturday’s Gone’ı seslendirdi, huzur veren sesiyle salonu hipnotize etti. Bir ara sessiz olduğumuz için teşekkür etti. Hangisi olduğunu hatırlamıyorum ama bir şarkıyı ilk defa konserde çaldıklarını söyledi. Çello çalarken hata yapmasının üzerine ise yeni grubuyla ilk konseri olduğunu ve fena jetlag olduğunu ekledi. Mark bu arada yine eğleniyordu. Isobel Campbell için gelenler, Mark Lanegan için gelen grunger arkadaşlar ve ikisini bir arada tanımış dinleyiciler, herkes huşu içinde izledi konseri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkış kıyamet bise çağırıldılar. Wedding Dress gelmedi. Konserin sonunda adını hatırlamadığım Seattle’lı gitarist fotoğrafımızı çekti. Etkilenmiş ve mutlu görünüyordu. Benim için gecenin en şaşırtıcı anı Mark Lanegan’ın albümlerini imzalamak için fuayede olacağını duymamdı. Lanegan’ı karşımda görmek o kadar güzeldi ki, oradaki onlarca insan gibi ben de içimdeki Reha Erus’a yenilerek “Bi fotoğraf çekinebilir miyiz?” cümlesini kurdum çekinerek (müzisyenlerle çektirdiğim her fotoğraf gibi bunda da mal gibi çıktığım için paylaşmayacağım). Biletimi çiziktiriverdi. “Thank you”ma gülümseyerek cevap verdi. Öyle sırıtarak ayrıldım Salon’dan. Hala dinlerken aklıma geliyor, Mark Lanegan’la yan yana durdum ya, Layne Staley’le de yan yana durmuş sayılırım, diyorum. Salon’dan çıkarkenki gibi sırıtıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırladığım kadarıyla setlist (karışık): Seafaring Song, Snake Song, Eyes Of Green, Revolver, Black Mountain, Saturday’s Gone, You Won’t Let Me Down Again, Ramblin’ Man, Salvation, Who Built The Road, Come On Over (Turn Me On), Something To Believe, Trouble, The Circus Is Leaving Town, Honey Child What Can I Do, Sally Don’t You Cry, (Do You Wanna) Come Walk With Me, Time Of The Season, We Die And See Beauty Reign, Keep Me In Mind Sweetheart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bisin ortasında Isobel’in şaşkın bakışları eşliğinde sahne önündeki setlisti söküp giden bereli arkadaş, güzel hareketti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-421588573175325379?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/421588573175325379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=421588573175325379&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/421588573175325379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/421588573175325379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2011/02/isobel-campbell-mark-lanegan-050211iksv.html' title='Isobel Campbell &amp; Mark Lanegan (05.02.11/İKSV Salon)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TVG-2RQM0aI/AAAAAAAAAg8/bXa9XA3ImJ0/s72-c/isobelmarkbilet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6287006233081740837</id><published>2011-01-26T22:08:00.003+02:00</published><updated>2011-01-26T22:17:31.995+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='foreign born'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indie rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secretly canadian'/><title type='text'>Foreign Born</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.thelineofbestfit.com/wp-content/media/2009/06/FB-3.edit.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 479px; height: 347px;" src="http://www.thelineofbestfit.com/wp-content/media/2009/06/FB-3.edit.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni sesler duymak istiyorum bir süredir. Foreign Born'la da bu arayış içinde göz göze geldik. İsimleri çok hoşuma gitti. Belki hayatım boyunca "Türk müsün, nerelisin?" sorusuyla karşılaştığım için. Tanışmamız çok yeni. Şu anda 2009 tarihli Person to Person albümlerini beşinci defa dinliyorum ve şarkıların çoğu bende yer etti.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 yazında San Francisco'da kurulan grup, kısa süre içinde üye değişiklikleri yaşamış ve Los Angeles'a taşınmış. Şu anki kadroları gitarda Lewis Pesacov, basta Ariel Rechtshaid, vokal ve gitarda Matt Popieluch ile davulda Garrett Ray'den oluşuyor. İlk EP'leri In The Remote Woods'u Startime International Records'dan çıkarmışlar. İlk albümleri On The Wing Now'un (2005) kaydı yanında satışını da üstlenmişler. Albüm 2007'de Dim Mak Records tarafından yeniden basılmış. Grup şimdi Person to Person'ı çıkardıkları Secretly Canadian çatısı altında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkılarını Matt'in evinde, kendi imkanlarıyla kaydediyorlar. Çok enstrümanlı, neşeli bir müzikleri var. Çıngırtılı, tangırtılı, hışırtılı ve bazen de alkışlı şarkıları. Bol vurmalı, arada nefesliler. Indie rock / folk rock sularında. ABD'yi defalarca turlamışlar. Albüm için para biriktirdiklerinden, arkadaşlarının bitkisel yağla çalışan minibüsünü ödünç almışlar. Restoranların depolarından yağ çalarak yakıt sağlıyorlarmış. Şimdiki iş hayatlarına baktığımızda, Ariel ve Lewis prodüktörlük ve ses mühendisliği yapıyor. Matt, Coldwater Kanyonu Parkı'nda görevli. Garrett ise ufak tefek icatlarıyla ilgileniyor. Matt ayrıca 1999'dan beri Big Search adıyla solo çalışmalar yayımlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir &lt;a href="http://stereosubversion.com/features/foreign-born-12-27-2007/"&gt;röportajda&lt;/a&gt; yöneltilen "anlamlı müzik sizce nedir?" sorusuna şöyle cevap veriyor solist Matt Popieluch: "Anlamlı müzik aşkın müziktir. Dinlerken nasıl yapıldığını düşünmediğin müziktir. Seni, kendinin üzerine çıkarır." Foreign Born'un benim için bir anlamı oldu. Hastalıktan fiziksel olarak iyileşip, ruhen hala ayılamadığım bir zamanda koltuğumda dingildememi ve dışarı çıkmak istememi sağladı. Denedim, %100 çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Person to Person'ın açılış parçası ve favori parçamı sunuyorum tadımlık. Afiyet olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/01%20Blood%20Oranges.mp3"&gt;Blood Oranges&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/08%20It%20Grew%20on%20You.mp3"&gt;It Grew On You&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6287006233081740837?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6287006233081740837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6287006233081740837&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6287006233081740837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6287006233081740837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2011/01/foreign-born.html' title='Foreign Born'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1310966894707671612</id><published>2010-10-17T20:31:00.003+03:00</published><updated>2010-10-17T21:32:24.560+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='megafaun'/><title type='text'>Megafaun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TLtApa456PI/AAAAAAAAAew/Gbg-6RyI3Ao/s1600/megafaun-0x550.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 394px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TLtApa456PI/AAAAAAAAAew/Gbg-6RyI3Ao/s400/megafaun-0x550.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529084047864228082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda gördüğünüz sakallı arkadaşlar Wisconsin orijinli folk grubu Megafaun. Brad Cook, Joe Westerlund ve Phil Cook. Geçmişte Amateur Love ve DeYarmond Edison (Bon Iver bunun solisti imiş) gruplarına mesai vermişler. İlk albümleri Bury The Square, ikincisi ve benim dinlediğimse 2009 mahsulü Gather, Form &amp;amp; Fly. Bir de yeni çıkan mini albümleri Heretofore var. Turneler arasında alıştırma mahiyetinde yazdıkları şarkılardan oluşuyor.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün güzel havasına rağmen evden çıkmamaya kararlı bir şekilde koltuğuma oturmuş, kırmızı yastığıma sırtımı vermişken dinledim Megafaun'un Gather, Form &amp;amp; Fly'ını. Bilgisayarımın bir köşesinde sırasını bekleyen isimlerdendi. İlk şarkı Bella Marie'yle merhaba dediler. Kaufman's Ballad'la hafif hafif yerimde sallanmaya başladım. Sonra baktım The Fade'e eşlik ediyorum. Dördüncü şarkıda bir soundtrack tadı aldım. Beşincide ise doğrudan benle konuştular: "Come on ease your worried mind." Ben de öyle yaptım. Sonrası biraz eğlence, biraz dumanlı blues havası. Albümün ikinci yarısında elektronik katkılar daha hissedilir oldu. Sesler kalabalıklaştı ve yer yer genel havanın dışına çıkarak uzayıp gitti, düşüncelere dalıyormuş gibi. Sonunda başımı okşayıp el sallayarak bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü dinlemek şuna benziyordu: Aylak aylak dolanırken karşıma müzikli bir atlıkarınca çıkmış. Hemen atlayıp neşesine kapılmışım ama birden sağdan soldan kıvılcımlar parlayıp yaylar fırlamış ve her şeyin beklediğim gibi gitmeyeceğini göstermiş bana. Sonra hiçbir şey olmamış gibi sakinleşip dönmesine devam etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziklerinde o kıvılcımlar ve yaylara tekabül eden şey, Megafaun'u benzerlerinden ayırıyor ve insana bir sonraki adımlarını merak ettiriyor. Şimdi Heretofore'u dinleyip yeni albümlerini beklemek gerek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1310966894707671612?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1310966894707671612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1310966894707671612&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1310966894707671612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1310966894707671612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/10/megafaun.html' title='Megafaun'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TLtApa456PI/AAAAAAAAAew/Gbg-6RyI3Ao/s72-c/megafaun-0x550.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3845701541299192382</id><published>2010-10-08T11:01:00.004+03:00</published><updated>2010-12-19T11:27:51.023+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='art brut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='babylon'/><title type='text'>Seyirciye Hain Saldırı: Kulaklarımızı Kopardılar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm5.static.flickr.com/4088/5057664395_0d59a34f6c_o.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 488px; height: 325px;" src="http://farm5.static.flickr.com/4088/5057664395_0d59a34f6c_o.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bunca zaman bir şey yazmadık diye sanmayın ki Süveter öldü. Kış verimlidir. Hazır fotoğrafları da (&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/manyetikbant/sets/72157625109944844/"&gt;şuraya&lt;/a&gt;) yüklemişim, 5 Ekim Salı akşamı Babylon'da gerçekleşen Art Brut konserini yazıvereyim dedim.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup İstanbul'a ikinci kez geldi, ben ilk defa izledim. Favorim debut albümleri Bang Bang Rock &amp;amp; Roll olduğundan, albümün yarısından çoğunun setlist'te olmasına memnun oldum. Konser Formed A Band'le başladı ve yüksek ses kulaklarımı afallattı. O kadar afallattı ki ertesi gün bile kulaklarım çınlıyordu. Çınlamanın yanında uyuyana kadar yakamdan düşmeyen bir baş ağrısı hediye ettiler ki bunun hoşuma gittiğini söyleyemem. Sanırım bu kadar yüksek volüm için yorgundum. Eddie Argos şarkılar arasında sürekli bir şeyler anlattı, yarısını anlamadığımı belirtmek isterim. Modern Art'ta seyircilerin arasına inip Van Gogh Müzesi'ni andı. Grup çok eğleniyordu ve mutlu görünüyorlardı. Bu his konserin başında tutuk olduğunu düşündüğüm seyirciye de geçti. Sonlara doğru herkes ipini koparmış gibi dans ediyordu. 18,000 Lira ve Emily Kane coşkuyla karşılandı. Argos kulis kapısında elinde birasıyla sahnede takılan grup arkadaşlarını izlerken gayet hoşnuttu. Müzisyenleri mutlu görünce seviniyorum. Yani gürültülü, danslı, eğlenceli bir gece oldu. Hem seyirci hem grup için tatmin edici olduğunu düşünüyorum. Sadece kendime bir not: akşam yüksek volümlü bir konsere gideceğin zaman gün boyu yorulmamaya çalış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setlist (eksikler var): Formed A Band, My Little Brother, Emily Kane, Rusted Guns of Milan, Good Weekend, Moving To L.A., 18,000 Lira, Modern Art, Bang Bang Rock &amp;amp; Roll, Nag Nag Nag Nag, DC Comics And Chocolate Milkshake.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3845701541299192382?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3845701541299192382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3845701541299192382&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3845701541299192382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3845701541299192382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/10/seyirciye-hain-saldr-kulaklarmz.html' title='Seyirciye Hain Saldırı: Kulaklarımızı Kopardılar'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1678670142310908567</id><published>2010-07-10T18:10:00.005+03:00</published><updated>2010-07-11T12:46:00.052+03:00</updated><title type='text'>Sonisphere Festival</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs025.ash2/34630_454465371368_129829741368_5898568_2636208_n.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 494px; height: 329px;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs025.ash2/34630_454465371368_129829741368_5898568_2636208_n.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Memlekette yapılmış en önemli festivallerden (çoğu kişiye göre en önemlisi) Sonisphere, iki hafta önce İnönü Stadyumu'nda gerçekleşti. Konser sarhoşluğunu tamamen attım, anlar yavaş yavaş solmaya başladı, şimdi geriye bakıp bir değerlendirme yapmamın vaktidir diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Başlarken, sevgili metalci arkadaşlarımızın sevinçle karşıladığı isimlerle pek alakam olmadığını, gönlümde yalnız Alice In Chains olduğunu belirtmeliyim. Diğer gruplarla ilgili yorumlarımı derinliksiz bulursanız, bundandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gün. Hayatımda ilk defa stadyum konseri izleyecek olmanın heyecanı içindeyim. Saha içi kapısındaki uzun kuyruk korkutsa da çabuk eriyor. İzlediğimiz ilk grup Stone Sour. Gayet güzel. Yaş ortalaması 16 sanki. Ardından Pentagram. Birkaç Dio coverı çalıyorlar. Sonra Ogün Sanlısoy geliyor. Standart. Murat İlkan alkışlarla sahneye çıkıyor ama çok bitkin. Keşke çıkmasaydı diyorum içimden. Sesi duyulmuyor (sonraki gruplarda da yaşayacağımız ses sorununun henüz ayırdında değiliz). Ergenler coşuyor, neyse ki sırada Alice In Chains var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adamları canlı izlemek hayal gibi benim için. Karşımıza (karşımıza dediğim 50 metre ötemize, zira sahne önü neredeyse sahanın ortasına geliyor) dizildiklerinde hem mutluyum, hem Layne Staley yüzünden buruğum, hem seyirci katılımını merak ediyorum. Them Bones'la başlıyorlar, ben de kendimi salıveriyorum artık. Orada sadece Jerry Cantrell'ın sesini duymak için bulunuyorum derken bakıyorum William DuVall işi harika kotarıyor. Dakikalar ilerledikçe, eski şarkıların arasına yeniler girdikçe geri dönüş albümleri Black Gives Way To Blue'nun ne kadar başarılı olduğunu açıkça görüyorum. Etrafta bizden başka kimse şarkılara eşlik etmiyor sanırken kalabalığın içindeki sesleri ayıklıyor kulağım. Evet, oradayız. Doksanlara kısa bir yolculuk yapıyoruz. Çalınan şarkılar: Them Bones, Dam That River, Rain When I Die, We Die Young, Angry Chair, Man In The Box, It Ain't Like That, Rooster, Would?, Check My Brain, Lesson Learned, Again, Acid Bubble. Adamlar cayır cayır çalıyor ve Sonisphere'de duyduğum en iyi ses de onlara ait. "Yine geleceğiz, yakında görüşürüz" diyor Jerry, inanıyorum. Pearl Jam ve Chris Cornell'den sonra AIC'i de izlemiş olmanın verdiği yükselmeyle yerimi başkalarına bırakıp Rammstein için arkalara geçiyorum. Festivalin gerisi tamamen "olmuşken şunu da izleyeyim" tadında geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rammstein bildiğiniz gibi, alevler falan. Anlatılabilir bir şey değil, &lt;a href="http://curan.deviantart.com/"&gt;fotoğraflarına&lt;/a&gt; bakmanızı tavsiye ederim. Türkiye'nin gördüğü en iyi sahne şovu. Net.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci gün gitmedim. Üçüncü gün Big Four'la pek işim olmasa da kombine varken izlememek günahtır diye Anthrax öncesi stadda yerimi aldım. Güneş altında bir güzel kavruldum. Antisocial benim şarkımmış, öyle söylediler. Megadeth'ten ümitliydim ama maalesef Dave Mustaine'in sesini duyamadım. Beyaz gömleğini ve turuncu saçlarını görmekle yetindim. Slayer'da veteran metalci - ergen metalci kardeşliğini pekiştiren pogoların içinde kaldım. Tom Araya neden o kadar sırıtıyordu, merak ettim. Civardaki dairesel headbanglerin vantilatör etkisi hoşuma gitti ama bir miktar saç yuttum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metallica'da stad tamamen dolmuştu. Şarkılara katılım, tezahürat muazzamdı. Yanımdaki arkadaşlarım çok duygulandı, ben pek duygulanmadım. Metallica'nın resim seçicisi bir ara delirdi, reji son birkaç şarkıda coştu. Rammstein'dan kalan benzini de Fuel'da fışkırtıp bitirdiler. Adamlar o kadar çok iltifat etti ki seyirciye, buraya yerleşecekler sandım. Kiloyla pena dağıttılar, mikrofonu alıp teker teker sevgilerini sundular. Karşılıklı alkış kıyamet içinde bitti konser. "Tek büyük Metallica" diyordu insanlar, doğruymuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim her zamanki şu olmamış - bu olmamış bölümüne. Yiyecek konusundaki çilemiz burada da sürdü. Köfte ekmek ve sucuk ekmek dışında bir seçenek olmaması hayli aptalca geliyor bana. Diyelim vejetaryenim, diyelim sağlık sebeplerinden et ya da beyaz ekmek yiyemiyorum, ne yapacağım? Son gün akşama doğru standlarda su bittiğini söylediler. Böyle saçmalık olur mu? Bütün gün güneş altındasın, hava 30 küsür derece, su bitiyor. "Bittiyse söyleyin getirsinler" deyince de "telsizimiz yok" diyebiliyor insanlar. Öyle de bir genişlik. Nasıl olsa verdin bilet parasını, istersen geber orada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer saçmalık da staddan çıkmanın mümkün olmaması. Bileklik yerine "bilete pinçik atma" sistemi yüzünden İnönü'den çıkış yok. Çıktın mı geri giremiyorsun. İçeride sana verilene mahkumsun yani. Komik. Son olarak buradan tüm organizatörlere sesleniyorum, sahne önü uygulamasını başımıza bela ettiniz, herkes de buna alıştı, kimse bir şey demiyor ama bu kadar büyük sahne önü mü olur yahu, ayıptır. Hem grubun seyircisine ayıptır, hem seyircisiyle arasına 30 metre boş alan koyduğun gruba ayıptır. Bu konudan bahsettikçe sinirleniyorum. O yüzden benim yorumlamam bu kadar, hadi hayırlı işler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf: Erdal Mahir Cüran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1678670142310908567?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1678670142310908567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1678670142310908567&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1678670142310908567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1678670142310908567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/07/sonisphere-festival.html' title='Sonisphere Festival'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7062674526186212090</id><published>2010-06-19T01:09:00.005+03:00</published><updated>2010-06-20T11:56:07.566+03:00</updated><title type='text'>The Devil's Anvil - Hard Rock From The Middle East</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/TBvxdDAofoI/AAAAAAAAAA8/LEo4e_bOfjs/s1600/devilanvil1KnphKtkmL.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 318px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/TBvxdDAofoI/AAAAAAAAAA8/LEo4e_bOfjs/s320/devilanvil1KnphKtkmL.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484242452580171394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lise son sınıfta, bir fransızca dersi kapsamında Charlie Chaplin'in 'city lights' isimli filmini izledikten sonra dumura uğramıştım. Bu şaşkın durumumun sebebi, filmin, Kemal Sunal'ın 'en büyük şaban' filmiyle birebir aynı olmasıydı. Daha sonra kafama dank eden bir başka acı gerçek ise, bizim 'şaban' ın esasında 'şarlo' nun bariz çakması bir karakter olduğu durumuydu.&lt;span id="fullpost"&gt;Şimdi bunu niye anlattın diyenlere geçen gün keşfettiğim Devil's anvil isimli grup da beni aynen Charlie Chaplin gibi dumura uğrattı da ondan, diye cevap verebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubumuz, 1960'ların ortalarında New York'ta yaşayan Arap kökenli müzisyenlerin kurduğu, orta doğulu, saykoledik sayılabilecek bir topluluk. Şarkılarını Arapça, Türkçe ,Yunanca ve ingilizce söylüyorlar. Beni dumura uğratan şey ise albümlerindeki 'Wala dai' ve 'Karkadon' isimli parçaların Erkin Koray'ın 'illa ki' ve 'deli kadın' adlı eserleriyle birebir örtüşüyor olmasıydı. Devil's Anvil'in albümünün 60'ların sonunda, Erkin Koray'ın ise mevzu bahis parçaları içeren 'illa ki' LP'inin 1983 yılında piyasaya çıktığını göz önüne alırsak kimin kimden 'etkilendiği' ortaya çıkıyor gibi. Gerçi ortada Kemal Sunal'ın filminde olduğu gibi direk bir araklama olmasa da Erkin Koray'ın diye bildiğimiz şarkıların başkasının çıkmasının, can sıkıcı bir durum olduğunu düşünüyorum. Neyse, bu saçma saptamamın dışında albüm, 60'ların psychedelic rock soundunu orta doğu ezgileriyle karıştıran, ülkemizin ilk Anadolu rock örneklerine benzetebileceğimiz baya ilginç bir çalışma. Türü sevenlere tavsiye edilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Not: Albümdeki sisheler isimli parça gerçekten de Türkçe. vokalist arap aksanıyla Türkçe söylemiş pek ilginç. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7062674526186212090?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7062674526186212090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7062674526186212090&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7062674526186212090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7062674526186212090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/06/devils-anvil-hard-rock-from-middle-east.html' title='The Devil&apos;s Anvil - Hard Rock From The Middle East'/><author><name>osmandemirci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15582462861755901081</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/TBvxdDAofoI/AAAAAAAAAA8/LEo4e_bOfjs/s72-c/devilanvil1KnphKtkmL.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-177273410123226434</id><published>2010-06-11T17:04:00.006+03:00</published><updated>2010-06-18T22:27:00.906+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alex'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='jonsi'/><title type='text'>Jonsi &amp; Alex Eminönü Konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TBJuPONnLmI/AAAAAAAAAc8/fkWKvH682oI/s1600/000012.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 270px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TBJuPONnLmI/AAAAAAAAAc8/fkWKvH682oI/s400/000012.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481564904255598178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da sıcak kendini yeniden hissettirmeye başlamışken, soğuk diyarlardan gelip bize ıslak bir performans sunan Jonsi ve Alex'ten bahsetmek istiyorum. [Geceden bir kayıt geçti elimize, &lt;a href="http://soundcloud.com/bela-presente/jonsi-alex-morning-line-istanbul"&gt;buyrunuz.&lt;/a&gt;] Eminönü meydanında gördüğünüz konstrüksiyonun adı The Morning Line, içine yerleştirilmiş hoparlör ve ekranlarla işitsel-görsel bir deneyim sunuyor. Yapının buraya kuruluşunun ardından üç günlük mini bir festival gerçekleşti. Jonsi &amp;amp; Alex de bu festivalin konuklarındandı. Detaylı bilgi için &lt;a href="http://www.istanbul2010.org/HABER/GP_700505"&gt;şuraya&lt;/a&gt; bakabilirsiniz, ben sadece o geceki hissiyattan bahsedeceğim.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi Facebook'tan almış ve 22 Mayıs akşamı merakla Eminönü'ne damlamıştık. Jonsi &amp;amp; Alex ve Sonic Youth'tan Lee Ranaldo'yu bir halk konserinde izleyecek olmak bizim için haliyle çok sıra dışıydı. Hafif yağmur altında yapının önünde üzeri kapalı bir alanda devam eden kokteylimsi ortama girdik. Karşımızda performansların gerçekleşeceği küçük bir sahne, sahnede çeşit çeşit elektronik aygıt ve Mac'ler, onları yağmurdan korumak için plaj şemsiyesi kılıklı yetersiz bir şemsiye vardı. Hadisenin başlaması için yağmurun durması bekleniyordu çünkü sahne dahil her yer su içindeydi. Jonsi ve Alex aramızda geziniyor, yanlarına gidenlerle tanışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur dinince konuşmalar silsilesi başladı. Buraları hızlıca geçelim. Sahneye ilk Cevdet Erek çıktı ve The Morning Line'ın içinde çalınması için bestelediği eserinden bölümler sundu. Bizi yapının içine girip sesleri orada dinlemeye yönlendirdi. Bu arada sahnenin önünde, içinde bulunduğumuz alanın etrafı demirlerle çevrilmişti ve insanlar dışarıda bırakılmıştı. Kalabalık haklı olarak buna tepki gösterdi, demir bariyerler olması gerektiği gibi ortadan kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jonsi &amp;amp; Alex sahneye çıkıp müziklerini icra etmeye başladıkları anda üzerimizde tüm lacivertliğiyle asılı duran yağmur bulutları, o anı bekliyormuş gibi içlerindeki suyu boşaltmaya koyuldu. Karşımızda mahçup tavırlarıyla, küçük hareketlerle müziklerini yapan iki adamın çıkardığı ses, önce hiç durmayan suyun, sonra da ezanın sesiyle birleşti. Herkes şemsiyelerini açmıştı ama yağmur o kadar şiddetliydi ki şemsiyelerin uçlarından akan sularla sırılsıklam olduk. Sahnenin dört yanı insanlarla çevriliydi, sahneyi aşan ışıklar arkadaki insanların yüzlerini aydınlatıyordu. Bir sahneye, bir onların yüz ifadelerine bakıyordum. Giysimin yakasından içeri yağmur suyu damlıyordu, ayaklarımın altında karanlıkta ortaya çıkmış ama kalabalık ve yağmurla can vermiş böcekler vardı, hissettiğim huzurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konser bitiminde yağmur yüzünden Lee Ranaldo'nun sahne alamayacağı bildirildi, böylece şemsiyelerimize sığınıp alanı hala orada duran acayip yapıya bırakarak, şimdi bakınca hayli tuhaf bulduğum bu deneyim üzerine düşünür halde evlere dağıldık. Hayatımıza "Jonsi şapkası" ve "Alex kazağı" nesnelerini katmış olarak.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-177273410123226434?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/177273410123226434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=177273410123226434&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/177273410123226434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/177273410123226434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/06/jonsi-alex-eminonu-konseri.html' title='Jonsi &amp; Alex Eminönü Konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/TBJuPONnLmI/AAAAAAAAAc8/fkWKvH682oI/s72-c/000012.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-925623057883862885</id><published>2010-04-21T20:59:00.007+03:00</published><updated>2010-04-21T22:23:40.937+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><title type='text'>Johnny Flynn</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S89HWMnwnmI/AAAAAAAAAj4/EYZTKTgbPMQ/s1600/Johnny%2BFlynn%2B5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 231px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S89HWMnwnmI/AAAAAAAAAj4/EYZTKTgbPMQ/s400/Johnny%2BFlynn%2B5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462663319694384738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mumford &amp;amp; Sons ın dinlemeye başladığım zamanlarda albümünü edindiğim fakat henüz dinlemeye başladığım bir folk müzisyeni Johnny Flynn. İlk önce neden daha önce dinlemedim diye kendime kızdım fakat sonra Mumford and Sons lı günlerimi hatırlayınca şimdi dinlememin iyi olduğuna kanaat getirdim.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johnny Flynn İngiltere'li genç bir müzisyen. Aynı zamanda Johnny Flynn &amp;amp; The Sussex Wit adlı bir de grubu var. "The Box" (2007), "Leftovers" (2008), "Tickle Me Pink" (2008), "Brown Trout Blues" (2008), "Kentucky Pill" (2010) adlı beş tane single ı, "Sweet William" (2009) adlı bir EP si ve 2008  yazında "A Larum" adıyla çıkarmış olduğu ve benim de dinlemiş olduğum bir albümü var. Aslında yeni bir albümü daha var  ismi "Been Listening" fakat temmuz 7 de yayınlanacakmış o yüzden onu sonra eklememiz uygun olabilir. Unutmadan "Kentucky Pill" adındaki single ı 30 mayısta yayınlanacak bunu da ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Johnny nin müziği çağdaşları olan folk müzisyenlerine benziyor ama bancosu varlığını daha çok hissettiriyor ama ne Mumford and sons gibi baskın bir bluegrass yaptığını ne de tallest man on earth kadar daha blues folk a yakın olduğunu söyleyebilirim. Ama her ikisi arasında eklektik bir yerde duruyor gibi geliyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlediğim albüm olan A Larum oldukça iyi bir albüm 14 şarkıyı da sıkılmadan defalarca dinleyebiliyorsunuz. Açıkcası folk dünyasında benim için parlayan başkaları içinse zaten parlamış bir müzisyen ve yine bunu söylemekte mutluyum ki bu müzisyenden oldukça umutluyum. Albümdeki The Wrote &amp;amp; The Writ parçasına vuruldum. Ama dediğim gibi albümdeki tüm parçalar birbirinden güzel. Dinlemeye başladığınızda şarkıların sizi sarması mümkündür eğer ki böyle yeni folk çalışmalarını dinlemekten zevk alıyorsanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yazıda sürekli Mumford and Sons dan bahsediyorum ki bu da bu yazı içinde çok da tesadüf değil  zira Johnny Flynn şu aralar Mumford and Sons ile avrupa turnesinde gerçi kül bulutları dolayısıyla ara verdiler galiba ama turdaşlar yine de. Onları birlikte dinlemek çok isterdim, kıskançlıktan ölüyorum. Son olarak sevgili Johnny Flynn in iki videosunu sona ekliyorum umarım ilginizi çeker. İyi dinlemeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="300" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3231118&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3231118&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="300" width="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/3231118"&gt;Johnny Flynn - The Wrote and the Writ // A Take Away Show&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/blogotheque"&gt;La Blogotheque&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="385" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8I2hzMCiNH4&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/8I2hzMCiNH4&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="385" width="480"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-925623057883862885?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/925623057883862885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=925623057883862885&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/925623057883862885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/925623057883862885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/04/johnny-flynn.html' title='Johnny Flynn'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S89HWMnwnmI/AAAAAAAAAj4/EYZTKTgbPMQ/s72-c/Johnny%2BFlynn%2B5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7753435800927313271</id><published>2010-04-21T13:12:00.010+03:00</published><updated>2010-04-21T17:38:08.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='louise attaque'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarmac'/><title type='text'>Tarmac</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tarmacmusiconline.com/tarmacimage/nouveau.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 318px;" src="http://www.tarmacmusiconline.com/tarmacimage/nouveau.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tarmac'la birkaç yıl önce tanışmıştım, bugünlerde kürkçü dükkanına döner gibi L'Atelier albümlerine takıldım ve orada ilk dinleyişimde farkına varmadığım bir lezzet buldum. Louise Attaque'ın 2001'de -dağılması değil- ara vermesinden sonra grubun solisti Gaëtan Roussel ve kemancısı Arnaud Samuel, Tarmac'ı kuruyor. Üç yıl sonra, 2004'te Louise Attaque kaldığı yerden devam ederken bu sefer Tarmac askıya alınıyor.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkilinin ilk albümü L'Atelier (2001) favorim. Etkileyiciliğini yalınlığı ve samimiyet hissinden alıyor. Karşılıklı dans etme isteğinden, aşktan, unutuluştan, kişinin kendisiyle meselelerinden, dünyada yer bulabilme çabasından bahsederken politik de olan şarkıları var. Fransızcanın (bazı şarkılarda buna İspanyolca da ekleniyor) göz ardı edemediğim fonetik çekiciliği, müziğin tesirini artırıyor. Örneğin aşağıda verdiğim Dis-moi C'est Quand, göz pınarlarımı içeriden gıdıklıyor ne zamandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra Joseph Dahan, Philippe Almosnino ve Yvo Abadi'nin gruba katılmasının doğal sonucu olarak işe davul, bas gitar, saksafon, bilgisayar, geri vokaller dahil oluyor. İkinci albüm Notre Epoque'ta (2003) enstrümantal şarkılar artıyor, işlenen temalar değişmese de müzikal açıdan ilk albümden oldukça farklı. Müzisyenlerle yüz yüze olma hissinin yerini prodüksiyonun verdiği "Evet, ben stüdyoda kaydedilmiş bir albüm dinliyorum" bilinci alıyor. Bu kişisel tercihlerinize göre olumlu ya da olumsuz bir durum olabilir tabii. Grubun daha çok dikkat çekmesini sağladığıysa yadsınamaz. Not edelim, albüme adını veren Notre Epoque'ta Walt Whitman'ın &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Once I Pass'd Through A Populous City&lt;/span&gt; şiiri, Chaque Ville'de ise yine Whitman'dan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Salut Au Monde&lt;/span&gt; alıntılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de konser albümleri Concert Au Réservoir var ki henüz dinlemedim. Söyleyeceklerim işte bu kadar, kendileri anlatsınlar meramlarını. Adam gibi fotoğrafları da yok, albüm kapağıyla idare.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/04%20-%20Dis-moi%20cest%20quand.mp3"&gt;Dis-moi C'est Quand&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7753435800927313271?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7753435800927313271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7753435800927313271&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7753435800927313271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7753435800927313271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/04/tarmac.html' title='Tarmac'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3195513543595344840</id><published>2010-04-17T15:47:00.008+03:00</published><updated>2010-04-18T16:52:26.167+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Seasick Steve'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='country'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blues'/><title type='text'>Seasick Steve</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/S8m1ZcdCSOI/AAAAAAAAAA0/KOAycsFRJGw/s1600/Seasick%2BSteve%2Bseasicksteve1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/S8m1ZcdCSOI/AAAAAAAAAA0/KOAycsFRJGw/s320/Seasick%2BSteve%2Bseasicksteve1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461095471902771426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir süreden beri bırakın yeni albüm dinlemeyi, müzik bile dinlemeye vaktimin olmadığı şu günlerde bu yazıyı yazmayı kendime bir borç bilirim. Az önceki cümlemden de anladığınız üzere insanoğlunun başbelası olan "çalışmak" isimli mevzuyla meşgulum. Bu sabah bilgisayarımı açtığımda indirilecekler listesinin başında duran "seasick steve" isimli birşeyle karşılaştım. &lt;span id="fullpost"&gt;Birşey diyorum çünkü aldığım bu notun müzik mi? film mi? ne olduğunu unutmuşum. Kısa bir araştırmadan sonra anladım ki, bahsi geçen şey, Oakland, California'dan blues country müzisyeni Seasick Steve'in ta kendisi. Kendisini "şarkı ve dans adamı" diye adlandıran SS'in "Dog house music" isimli albümü başlar başlamaz Orta Amerika esintilerini de beraberinde getirdi ve albümün sonuna kadar da öyle devam etti. 3 telli gitarı, Mississippi drum machine adını verdiği ve perküsyon niyetine kullandığı tahta kutusu ve bir adet çatallı sesiyle, bence Türkçe'deki "az ama öz" söz öbeğine tekabul ediyor. Blues country sevenlere tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/zi_0k3hzNS4&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/zi_0k3hzNS4&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3195513543595344840?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3195513543595344840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3195513543595344840&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3195513543595344840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3195513543595344840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/04/seasick-steve.html' title='Seasick Steve'/><author><name>osmandemirci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15582462861755901081</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/S8m1ZcdCSOI/AAAAAAAAAA0/KOAycsFRJGw/s72-c/Seasick%2BSteve%2Bseasicksteve1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7826733192304462392</id><published>2010-04-17T11:41:00.009+03:00</published><updated>2010-04-18T16:55:00.635+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='big echo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the morning benders'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indie'/><title type='text'>The Morning Benders</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://userserve-ak.last.fm/serve/_/42576381/The+Morning+Benders+morningbenders.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/_/42576381/The+Morning+Benders+morningbenders.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba. Bir itirafla başlayacağım; şuraya yazmak istediğim çok grup var, buna rağmen böyle az yazmamın sebebi yazdıklarımdan tatmin olmamam. Gruplarla ilgili bilgi vermenin ötesinde, müziklerinin bana hissettirdiklerini aktarmaya çalışıyorum ama duygularımı yazılı hale getirmekte zorlanıyorum çoğu zaman. Okuması zevkli bir şey ortaya çıksın istiyorum, beceremediğimi düşünüyorum.&lt;span id="fullpost"&gt; Diğer yandan yazmadan durmak da istemiyorum. Bu yüzden artık daha fazla yazmaya, aklımdakileri tam olarak aktaramasam bile vazgeçmemeye karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişisel açıklamalardan sonra, bir Cumartesi sabahı bilgisayar başında içimi ısıtan ve heyecanlanmama sebep olan The Morning Benders'a gelelim. Berkeley, California menşeli indie grubu 2005'te kurulmuş. Alışık olduğumuz gitar, bas, davul, klavye ve vokal formülasyonuna sahip. Talking Through Tin Cans (2008) ve Big Echo (2010) adında iki albümleri var. Ben de son albümleriyle keşfettim onları. Grizzly Bear'den Chris Taylor'ın prodüktörlüğünü yaptığı, 39 dakikalık bir güzellik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziklerini dinlediğimde hissettiklerim, &lt;a href="http://www.thebaybridged.com/wp-content/uploads/2010/01/Big-Echo-cover.jpg"&gt;albümün kapağıyla&lt;/a&gt; örtüşüyor. Okyanusun kıyısında dalga sesi, deriye yapışan kum, yakmayan güneş, belki hafif rüzgar. Tatlı bir uyuşukluk hali, kulaktan yayılan huzur. Fısıldayan vokaller, ahenkli korolar, derin yankılı gitarlar, albüme sinmiş yaz sakinliği, yazlık kafası. Hele yılın bu zamanında o kadar iyi gidiyor ki. Camdan giren bahar havasına karışıp kendimi iyi hissettiriyor. Neşeleniyorum falan. Balkona çıkıp gerinmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki size de benzer şeyler hissettirir The Morning Benders. Hemen bir şans verebilirsiniz. Aşağıdaki videoda San Francisco'dan arkadaşlarıyla birlikte Big Echo'nun açılış şarkısı Excuses'ı çalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="500" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/7jgmgE-QDzA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/7jgmgE-QDzA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="500" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/04%20Cold%20War%20%28Nice%20Clean%20Fight%29.mp3"&gt;The Morning Benders - Cold War (Nice Clean Fight)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/08%20All%20Day%20Daylight.mp3"&gt;The Morning Benders - All Day Daylight&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7826733192304462392?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7826733192304462392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7826733192304462392&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7826733192304462392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7826733192304462392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/04/merhaba.html' title='The Morning Benders'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5221936936469941185</id><published>2010-03-30T23:03:00.008+03:00</published><updated>2010-04-18T16:55:36.115+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the tallest man on earth'/><title type='text'>The Tallest Children On Earth</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S7Jk4shWYnI/AAAAAAAAAiw/N6vkuhMBr8I/s1600/23567_419597824072_646809072_5085823_6226668_n.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 212px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S7Jk4shWYnI/AAAAAAAAAiw/N6vkuhMBr8I/s320/23567_419597824072_646809072_5085823_6226668_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454533023885582962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oturmuş yarın ki sınavıma çalışıyorum. Önceden belirli düzenler, tüm bilgimi eksik olmasının yanında bir hafızadan ibaret olmasıyla ilgili milyonlarca kelimenin yer değişimininin arkasındaki gizli sırı bilememek vs. tüm bunlara karşılık aklımın kaçış planı: konser yazısı yazmak.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 mart yer indigo, İstiklal'in arka sokakları ve İstanbul'dayız. The Tallest Man on Earth u bekliyoruz. Konser heycanım Kristian Matsson dinleme heycanımın üstünde seyrediyor. Nasıl cesaret edebildiğime hala şaşırmakla birlikte konseri açan dj oluyorum. Seçtiğim şarkı, müzik, grup vs beğenen insanları görmek beni cesaretlendirirken heycanımla boğuşmamı zorlaştırıyor. Kafam karışıyor mikserin yüksekliğinden ayaklarıma kramplar giriyor, son zamanlarda sevemediğim birayı soluk almak için yudumluyorum, gözlerim artık birsey görmüyor. Bir an önce tallest ı dinlemek istiyorum. Oak ın sahneyi alması beni biraz rahatlatıyor. Sonra Tallest çıkmadan önce tekrar cdlerimin başına geçeceğimin gerceği beni şuursuz bir hala sokuyor. O arada çaldığım şarkıları nasıl ve hangi sırayla seçtiğim meçhul ama Tallest sahneye çıkmadan önce yanıma gelip elimi sıkıp benimle tanışınca ve iyi çaldığımı söyleyince  ayaklarıma giren krampların heycandan olduğunu anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kristian Matsson nam-ı diğer The Tallest Man On Earth sahneye çıkıyor. Selamını verip The Wild Hunt la başlıyor. Önlere geçiyorum, gürültülü ve sevimsiz kalabalık yine de biraz dayanıyorum: The Gardener, I won't be found, Shallow Graves, Pistol Dreams dinliyorum. Öndeki topluluk yordu. Kardeşim keşke yanımda olsa diyorum. Yukarı çıkıp konseri yandan izliyorum bar önü idare ediyorum. You're going back, Troubles will be gone, King of spain ve Amanda Bergman la söyledikleri parçayı dinliyorum şuan aklıma gelenler. Arada önüme doğru yaklaşan Kristian 'a These Days diye bağırıyorum. Yanıma gelip elimi sıkıyor tekrar tanışıyoruz zevklerimizin aynı olduğunu söylüyor. Sonra konseri bitiriyor derken geri dönüp gitarı alıp yanıma gelip These Days i çalmaya başlıyor. Heycanlıyım neden o şarkıyı istediğimi hatırlayamıyorum bir süre sonra kardeşim aklıma geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu anlatıklarımla birlikte Kristian hayal ettiğimden sevimli, sıcak kanlı bir insan çıkıyor. Topluluğun kimi saçamalıklarının üstesinden yaptığı espirilerle geliyor, zeki buluyorum. Konserden sonra yanına gidiyorum hiç beklemediğim bir sürü güzel şey söylüyor. Tüm konserlerinde dj olabilme garantisini veriyor, gülüyorum. Çok şaşkınım. Birden ne kadar yorulduğumun farkına varıyorum ve çok doluyum, unutmamak için sürekli düşünüyorum o anların bazılarını. Çaldığım parçalardan özellikle Mumford &amp;amp; Sons (daha önce onlarla ilgili yazı yazmıştım), Deer Tick ve Dock Bogs dinlemek onu çok mutlu etmiş bunu öğreniyorum. Hatırladıklarım bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi felsefi problemlerin içine gömülmeden önce güzel bir hatıra olan o geceden Berk Çakmakçı'nın nam-ı diğer I Create Soundscapes in yüklediği videoyu sona ekliyorum. umarım bir sorun teşkil etmez ve konser sırasında fotograf çeken arkadaşım Artemis Günebakanlı'nın yani manyetikbantın çektiği bir fotografı da başlığın altına koyuyorum. Son olarak bu yazdığım yazı konserin bir kısmıydı tam bir yazı yazabileceğimi de sanmıyorum umarım az da olsa birşeyler hatırlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10524625&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10524625&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/10524625"&gt;The Tallest Man On Earth "The Gardener"&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user407394"&gt;Berk Cakmakci&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5221936936469941185?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5221936936469941185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5221936936469941185&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5221936936469941185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5221936936469941185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/03/tallest-children-on-earth.html' title='The Tallest Children On Earth'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S7Jk4shWYnI/AAAAAAAAAiw/N6vkuhMBr8I/s72-c/23567_419597824072_646809072_5085823_6226668_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7207103846530635550</id><published>2010-02-25T18:33:00.007+02:00</published><updated>2010-04-18T16:56:09.151+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='garage rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the greenhornes'/><title type='text'>The Greenhornes</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/238011/The+Greenhornes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 241px;" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/238011/The+Greenhornes.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün sıkıntıdan ne yapacağımı bilemezken, aklımın bir köşesinde "yazılır ki bu" etiketiyle bekleyen gruplardan birine el atmaya karar verdim. Size Cincinnati, Ohio'lu garage rock grubu The Greenhornes'tan bahsedeceğim. Vokal ve elektrogitarda Craig Fox, basta Jack Lawrence ve davulda Patrick Keeler'dan oluşan grup (son iki isim The Raconteurs'te de çalıyor), 60'ların sesini duyuruyor.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1996'da "Us And Them" adıyla lise grubu olarak kurulmuş ve ilk single'larını 1998'de yayımlamışlar. Ertesi yıl da ilk uzunçalarları Gun For You çıkmış. Bunu 2001'de The Greenhornes, 2002'de Dual Mono ve 2005'te East Grand Blues EP'si izlemiş. Holly Golightly ile ortak çalışmaları There Is An End, Jim Jarmusch'ın 2005 yapımı filmi Broken Flowers'ta yer almış. Bir süredir dinlediğim albümleri Sewed Soles, önceki albümlerinden bazı parçaların eski kayıtlarıyla birlikte yeni şarkılar da içeriyor ve grupla tanışmak için uygun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sewed Soles daha açılış parçası It's Not Real'da yakaladı beni. Bu pekala bir The Kinks şarkısı da olabilirdi. Albümde ilerledikçe garage rock'ın ham soundu, pürüzlü ve arada blues'a meyleden vokaller, gıcırtılı ve ağlayan gitarlar ve saf enerjiyle sarıldım. Gözlerimi kapasam kendimi lezzetli bir Amerikan filmi klişesinde, bir mezuniyet balosunda sahnedeki takım elbiseli çocukların müziğiyle eteklerimi uçurarak dans ederken bulabilirdim. Çok fazla şey çağrıştıran bir müzik bu. Sizi Sewed Soles'tan iki şarkı ve bir videoyla başbaşa bırakıyorum. Tanışın, kaynaşın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/03%20Lies.mp3"&gt;Lies&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/16%20Stay%20Away%20Girl.mp3"&gt;Stay Away Girl&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/SXpYZq8JE1I&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/SXpYZq8JE1I&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7207103846530635550?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7207103846530635550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7207103846530635550&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7207103846530635550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7207103846530635550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/02/greenhornes.html' title='The Greenhornes'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5793644220151542644</id><published>2010-02-14T14:57:00.009+02:00</published><updated>2010-04-18T16:56:46.034+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indie folk'/><title type='text'>Blind Pilot</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S3f7LukAjbI/AAAAAAAAAiE/OhStROa4o94/s1600-h/Blind%2BPilot%2B%2Bbikes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 237px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S3f7LukAjbI/AAAAAAAAAiE/OhStROa4o94/s400/Blind%2BPilot%2B%2Bbikes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438091253969358258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir birşeyler yazmak için dinlediğim grupları sıraya koyuyordum ve yazmaya başlıyordum ama sonunu getiremiyordum bir türlü yazıların. Blind Pilot yazmak için listelediğim gruplardan değildi ama dinlemeye başlayınca kendiliğinden oluverdi, yazmak o kadar da zor gelmedi.&lt;span id="fullpost"&gt;Blind Pilot, Portland Oregon'lu bir grup (Tesadüf:Nurses grubunun da olduğu gibi). Grubumuzu Israel Nebeker (vokal-gitar) ve Ryan Dobrowski (davul) oluşturuyor. Blind Pilot ikilisi ilk turlarını bisikletlerine atlayıp Batı Yakasını gezerek yapmışlar. Bu bisikletli müzik turlarını ilk ikisi Vancouver'dan Meksika sınırına kadar olacakmış ve fakat bisikletleri San Francisco Modern Sanatlar Müzesi'nin önünde çaldırmışlar ve tur kısa sürmüş.Israel daha sonra bisikletini Craigslist'te satılık olarak görmüş ve yaklaışık 50 dolara geri almış ama Ryan için yazık olmuş tabi. Daha sonra gruba yeni müzisyenler de katılmış ve grup turlara altı kişi olarak bir minibüsle devam etmişler.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisikleti çok seven bu grubun müziğinden bahsetmem gerekirse indie olarak nitelendirebilirsiniz ama folk esintileri olmadığını söyleyemem nitekim 2008 de "3 Rounds and a Sound" albümleri yayınladıktan sonra 2009 yılında yayınladıkları EP' lerinde Gillian Welch'in "Look At Miss Ohio" parçasını bir de coverı bulunmakta ve albüm iTunes üzerinden yayınlanmış. Grubun single ı olan"Go on Say it" Temmuz 2008 de haftanın single ı secilmiş ve 3 Rounds and a Sound adlı albümleri ise Billboard Top Digital Albums sıralamsında 13. olmuş. Albümdeki "Oviedo" ve "The Story I Heard" parçaları favorimdir. Açıkcası ben bu gruptan çok umutluyum başka güzel çalışmalar da yapacaklarını düşünüyorum eğer siz de bir yerlerde rastlarsanız dinlemelisiniz diyorum. İlginizi çekebilir düşüncesiyle "Go on Say it" in resmi videosu ekliyorum, iyi dinlemeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5580872&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ffffff&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5580872&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ffffff&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/5580872"&gt;Blind Pilot "Go On, Say It"&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/teamg"&gt;Team G&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5793644220151542644?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5793644220151542644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5793644220151542644&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5793644220151542644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5793644220151542644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/02/blind-pilot.html' title='Blind Pilot'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S3f7LukAjbI/AAAAAAAAAiE/OhStROa4o94/s72-c/Blind%2BPilot%2B%2Bbikes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2309475342230029318</id><published>2010-01-23T15:46:00.005+02:00</published><updated>2010-04-17T13:38:38.579+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nurses'/><title type='text'>Nurses</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/40672367/Nurses+dead+oceans+promo+by+nilina+ma.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/40672367/Nurses+dead+oceans+promo+by+nilina+ma.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2010'daki ilk yazım yukarıda gördüğünüz adamlar üzerine olacak. Kendileri Portland Oregon'dan James Mitchell, John Bowers ve Aaron Chapman; yani Nurses. Gitar, keyboard, piyano, elektronik edevat ve vurmalılarla çok tatlı bir müzik yapıyorlar. Bunu deneysel folk olarak adlandıran var, pyschedelic pop diyen var, siz karar verin. Grubu kuran Aaron ve John vokalleri paylaşıyor, James ise vurmalılardan sorumlu.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aaron ve John ortaokuldan beri arkadaşlar. Birlikte müzik yapmaya başladıktan sonra Idaho'dan California'ya, oradan da Chicago'ya taşınmışlar ve sonunda Portland'da karar kılmışlar. James de gruba burada katılmış. İlk albümleri "Hangin' Nothin' But Our Hands Down" 2007'de, Portland'a gelmeden önce yayımlanmış. Indie'ye yakın duruyor. Asıl dikkat çeken işleri geçen yıl Dead Oceans'tan çıkan "Apple's Acre". Bu albümde müziklerinin olgunlaşıp bir kimlik kazandığı açıkça görülüyor. Kendileri de artık geleneksel rock'n roll enstrümanları dışında farklı şeylerle denemeler yapmak istediklerini belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurses şarkıları bana şehrin değil, fotoğrafta gördüğünüz gibi ağaçlı bir yerlerin havasını hissettiriyor, belki de bu yüzden onları dinlemek huzur verici. Aaron ve John'un birbirine dolanan ahenkli vokallerinin sakinleştirici bir etkisi var. Geri plandaki vurmalılarla birleşip sizi bir nevi transa sokarak farkında olmadan sağa sola sallanmanızı sağlıyorlar. Bazı şarkılar arasındaki geçişleri fark etmiyorsunuz bile. Apple's Acre'i bir solukta bitirebilirsiniz. Grup üyeleri, albümün görsel yönünün güçlü olduğunu ve konserlerde müziklerine eşlik edecek görseller kullanmayı düşündüklerini, konserlerini bir multimedya deneyimine dönüştürmek istediklerini söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurses'le tanışmak için sizi aşağıdaki videoya davet ediyorum. &lt;a href="http://www.myspace.com/nurses"&gt;Myspace sayfaları&lt;/a&gt; dışında takip edebileceğiniz bir de &lt;a href="http://rockymountainsteam.blogspot.com/"&gt;blogları&lt;/a&gt; var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="220" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7236849&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7236849&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="220" width="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/7236849"&gt;Art In The Age Presents... Nurses "Manatarms" In-Store Performance&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/artintheage"&gt;Art In The Age&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2309475342230029318?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2309475342230029318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2309475342230029318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2309475342230029318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2309475342230029318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2010/01/nurses.html' title='Nurses'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3580777975572054962</id><published>2009-12-01T14:31:00.014+02:00</published><updated>2009-12-22T13:19:06.173+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='intuit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramona falls'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='brent knopf'/><title type='text'>Ramona Falls - Intuit</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://tobeginwitheverything.files.wordpress.com/2009/08/ramona-falls.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 321px; height: 314px;" src="http://tobeginwitheverything.files.wordpress.com/2009/08/ramona-falls.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir ayı geçen sessizliği Menomena'dan Brent Knopf'un solo projesi Ramona Falls'la bozalım. Menomena'nın yeni albümünün kayıtları gecikince Brent Knopf, elindeki Menomena-dışı materyali bir albüme dönüştürmek için Portland ve New York çevresindeki 35 müzisyen dostuyla işbirliğine gitmiş.&lt;span id="fullpost"&gt; Onları ziyaret edip birlikte kayıtlar yapmış ve Intuit'i ortaya çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://comeonchemicalsblog.blogspot.com/2009/05/interview-brent-knopf-of-menomenaramona.html"&gt;Dediğine göre&lt;/a&gt; albümün yüzde sekseni kendi planladığı şekilde, yüzde yirmisi de bu müzisyenlerin doğaçlamalarıyla oluşmuş. Ramona Falls adı, Knopf'un çocukken yürüyüş yapmaya gittiği Mount Hood yakınlarındaki şelaleden geliyor. Knopf'un hem yumuşak hem güçlü olabilen sesi ve akustik gitar albümün atmosferinde belirleyici olurken, keyboard ve elektrogitar şarkılara dramatik bir etki katarak onları farklılaştırıyor. Ramona Falls'un müziğinde en çok hoşuma giden şey bu. Şarkılar boyunca ara sıra yükselen bir keyboard, bir elektrogitar tınısı veya etkileyici bir geri vokal. Sakin ve yoğun bir müzik oluşturacak şekilde yerleştirilmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümden çıkan ilk single I Say Fever, çok iyi bir &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=6eqZHvpAbss"&gt;videoya&lt;/a&gt; sahip. Albümün geneliyle ilgili fikir verebilecek iki şarkıyı da aşağıdan dinleyebilirsiniz. Bir aydır zevkle dinlediğim bu albümü kulaklarını güzel müzikle dinlendirmek isteyenlere tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/04%20russia.mp3"&gt;Russia&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/05%20going%20once%2C%20going%20twice.mp3"&gt;Going Once, Going Twice&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3580777975572054962?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3580777975572054962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3580777975572054962&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3580777975572054962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3580777975572054962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/12/ramona-falls-intuit.html' title='Ramona Falls - Intuit'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4045608292602891197</id><published>2009-10-18T18:06:00.004+03:00</published><updated>2009-10-18T21:23:23.748+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pearl jam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='backspacer'/><title type='text'>Pearl Jam - Backspacer</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://larryfire.files.wordpress.com/2009/08/backspacer-cover1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 318px; height: 329px;" src="http://larryfire.files.wordpress.com/2009/08/backspacer-cover1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her yeni Pearl Jam albümü, benim için bir sınav gibi. Hayatımda özel bir yere sahip olmaları, albümlerini değerlendirmemi zorlaştırıyor. Bir yandan heyecan, bir yandan hayal kırıklığına uğrama stresi. Yine de "Beğenmedim" dememi engelleyecek kadar kör edici bir fanatiklik içinde değilim.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki grubun 9. stüdyo albümü Backspacer'ı beğenmek için Pearl Jam fanatiği olmaya gerek yok. Albümün buna ihtiyacı yok. Pearl Jam'in 90'lara geri dönmesini ya da grunge'ın dirilmesini kimse beklemiyor, böyle bir vaat de yok zaten. Elimizdeki 37 dakikalık, enerjik, derinlikli ve Amerikalı bir rock albümü. Grubun üzerindeki etkiler (Buzzcocks, Ramones, The Who, Bruce Springsteen, zaman zaman country) açıkça görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk üç şarkı; Gonna See My Friend, Got Some ve ilk single The Fixer, hızlı ve iyi bir başlangıç oluşturuyor. Üçü de bir ağızdan söylenebilecek konser parçaları. Johnny Guitar'ı dinlerken artık biraz yavaşlamak istiyorum ve Just Breathe yetişiyor. Tam bir Into The Wild şarkısı (filmin soundtrackinin Eddie Vedder'a ait olduğunu hatırlatayım). Ardından gelen Amongst The Waves ise derin bir nefes aldırıp gerçekten Pearl Jam'i dinlediğimi hissettiriyor ve çektiğim gitar solosu özlemini bitiriyor. Onu kovalayan Unthought Known ile birleşip albümün bence doruğunu oluşturuyor. Hız tutkusunun bir diğer ürünü olan Supersonic, şu güzel ortamı bozar gibi. Speed Of Sound pek iz bırakmadan geçse de Force Of Nature ve The End, albümü başarıyla kapatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk şarkıların koşan temposu, sonraki sakinleşmeyle dengeleniyor. Aksi halde monotonluğa düşebilirmiş albüm. Bu haliyle Pearl Jam'in ölmediğinin kanıtı. Yield sonrası albümler içinde bakıldığında hayli başarılı. Toplamda derli toplu, iyi bir rock albümü.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4045608292602891197?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4045608292602891197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4045608292602891197&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4045608292602891197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4045608292602891197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/10/pearl-jam-backspacer.html' title='Pearl Jam - Backspacer'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-106947238509531812</id><published>2009-10-03T19:30:00.009+03:00</published><updated>2009-10-03T21:43:14.490+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blues-folk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanada'/><title type='text'>Timber Timbre</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SseQNmqejQI/AAAAAAAAAew/waar98N8mRc/s1600-h/Timber%2BTimbre%2Bl_6cef2423987d4833b47b423c7b2b.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 318px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SseQNmqejQI/AAAAAAAAAew/waar98N8mRc/s320/Timber%2BTimbre%2Bl_6cef2423987d4833b47b423c7b2b.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388434042563497218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir Timber Timbre yazısı yazmayı düşünüyordum ki beklemekten ve yazmayı düşünmekten yorulmuş bir zihinle eyleme geçmeye karar verdim. Belki de söyleyecek çok şeyim var ve hepsini bir araya getirmeye korkuyorum ama bir yerden de başlamak lazım. &lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timber Timbre Kanada/ Ontorio dan Taylor Kirk un projesi. Taylor Kirk çoçukluk yılla&lt;/span&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;rında babasının aldığı davulu çalarak müzikle uğraşmaya başlamış, gitarla birlikte rock n roll u benimsemiş ve şuanki müziğine etkisi olan OACD de film  okumuş ve tüm bunlarla bugünkü müziğini oluşturmuş diyebilirim. Out of Sparks dan çıkardığı Cedar Shakes (2006) ve Medicinals (2007) albümlerinden sonra bu yıl Arts &amp;amp; Crafts dan çıkardığı Timber Timbre albümüyle dikkatleri üzerine çekmiş olduğunu belirtmem gerekir. Bu arada küçük bir bilgi son albümünün çıkardığı plak şirketi Great Lake Swimmers gibi Kanadalı başka önemli gruplarında çalıştığı bir şirkettir ve bu da daha çok kitleye ulaşmasında etkili olmuştur şüphesiz. Bu son albümünün şöyle önemli bir özelliği daha var o da bu yıl bir çok önemli müzisyene de verilen Polaris Music Prize almayı hak kazanan albümlerden biri olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Timber Timbre müziğine gelirsem ilk çalışmaları daha deneysel ya da freak folk a daha yakın farklı bir şeyler yapıyorum izlenimi veriyor. Oh Messiah adlı parça klibi de mevcuttur ki bu ilk çalışmaları için iyi bir örnektir. Son albümü ise bence bir baş yapıt. Demon Host, Trouble Comes Knocking ve diğerleri oldukça güçlü şarkılar. Müziğindeki bassları, davulları ve vokalini- sesini kullanma şeklini oldukça iyi buluyorum. Bana kalırsa blues-folk un en iyi örneği. Vokali için "ben soul ya da blues söylemeye çalışan beyaz bir adam değilim" diyerek aslında kendisinden de birşeyler kattığını söylemeye çalışıyor. Bunların dışında sinematik özelliğine gelirsek ki bu da parçalarında yarattığı atmosferden ileri gelir ve sözleri de bunu sağlar. Bunun için son albümdeki "Lay Down In The Tall Grass" adlı parçanın sözlerini örnek olarak verebilirim ki kendisi de bir röportajında bu durumu yine bu örnekle dile getiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“I dreamt you found me out in a field/You tripped over my site / and you dug me out of this shallow grave / with your Swiss Army knife. / And only you could revive me, so badly decomposed; / I was born white, dry and scaly / but you still took me home.”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Nefis karanlık, sofistike, hayret ettirici, hayranlık uyandırıcı bir müziği var. Son olarak kendisini folk şarkıcısı olarak nitelendiren Kirk un son projesi ise Bo Diddley ve Chuck Perry in kanına bürünüp geleneksel rock n roll kaydı yapmakmış. Bunun için de daha önce üzerlerine yazı yazdığım bir Bruce Peninsula elemanı olan arkadaşı Matt Cully ile biraraya geleceklermiş. Merakla bekliyorum ve henüz tanışmadıysanız  eklediğim videoyu mutlaka izleyip dinlemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.myspace.com/timbertimbre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-Tfw8SqeFEE&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/-Tfw8SqeFEE&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: 7 Ekim çarşamba altıkırkbeş lokalde folk ve folk un içinde olduğu farklı türlerden oluşan müzikleri çaldığım dj performansım olucak ilgilenenleri beklerim, bekliyorum, gelin. Afiş için manyetikbant a teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SseUgQFIKjI/AAAAAAAAAe4/DTvSgD74EhI/s1600-h/m%C3%BCgeafi%C5%9F+copy.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 142px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SseUgQFIKjI/AAAAAAAAAe4/DTvSgD74EhI/s200/m%C3%BCgeafi%C5%9F+copy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388438760965286450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-106947238509531812?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/106947238509531812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=106947238509531812&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/106947238509531812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/106947238509531812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/10/timber-timbre.html' title='Timber Timbre'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SseQNmqejQI/AAAAAAAAAew/waar98N8mRc/s72-c/Timber%2BTimbre%2Bl_6cef2423987d4833b47b423c7b2b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7006535516484756532</id><published>2009-09-29T19:46:00.009+03:00</published><updated>2009-09-29T21:15:04.225+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grunge'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alice in chains'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='black gives way to blue'/><title type='text'>Alice In Chains - Black Gives Way To Blue</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SsJLEbM7NlI/AAAAAAAAAAs/K_VL5Un4cfo/s1600-h/aic.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 259px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SsJLEbM7NlI/AAAAAAAAAAs/K_VL5Un4cfo/s320/aic.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386950643682063954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gruplarda eleman değişikliklerinden sonra çıkan yeni albümlerde her zaman yeni müzisyenin gruba neler kattığına dikkat ederim. Ancak bu albümde öyle yapmayacağım. Çünkü Alice in Chains son albümü çıkaralı neredeyse 15 sene olmuş. Çok sevgili abimiz, Layne Staley 2002 yılında bu dünyadan ayrılmış ve doksanların sonuyla birlikte grunge, üzülerek söylemek gerekirse ,vefat etmiştir. &lt;span id="fullpost"&gt;Bu haliyle ele alındığında 2009 yılında çıkan bu albümü diğer re-united ya da eleman değişikliği sonrası albümlerle aynı kefeye koymayı pek doğru bulmuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her eleman değişikliğinden sonra yapılan "eski adam daha iyiydi, yok bu yeni herif daha iyi olmuş, grup kendini çok bozmuş" gibi sonuçsuz yorum çılgınlığına son vermek için Jerry Cantrell gitmiş Layne'nin bonus saçlı versiyonunu tutmuş ve vokale koyuvermiş, adını da William Duvall koymuş. Kanaatimce çok da iyi yapmış. Öyle ki, bu kadar uzun  ara vermiş bir grubun başına alakasız bir adam getirmek, dirilme belirtileri gösteren bu canavarı ebediyen mezara da sokabilirdi. William Duvall açısından bakarsak ise durum biraz karışık; Öyle ki, birçokları ona, Layne Staley'i taklit ediyor gözüyle bakabilir, hatta adamın kendine özgü bişey yapmadığı da iddia edilebilir. Ancak Layne'nin ardından bir gruba gelmek ve sırıtmadan albümü kotarmak da kolay iş değildir. Bu hususta kendisini tebrik etmek gerekir. Kaldı ki, ölen efsanevi bir vokalist ardından ondan daha iyisini bile getirseniz pek fayda getirmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun geri kalanı ise sanki dondurulmuş da yeni çözülmüş gibi. Özellikle Jerry Cantrell'de hiçbir değişim yok. Dostum o "check my brain"deki riff nasıl birşeydir öyle? Uzun uğraşlarımdan sonra bu riffi gözü dönmüş bir Alman panzer tankına benzettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüme gelicek olursak William Duvall'ınkine benzer bir akıbeti olacak sanırım. "Dirt"le "Facelift"le karşılaştıranlar olacak. Bence gayet başarılı bir albüm. Çıkış parçası "check my brain" "last of my kind" "your decision" gibi parçalar ilk dinleyişte göze çarpanlar. Bence AIC bu albümü 2000'lerin başında çıkarsaydı daha iyi ederdi ama kısmet bu yılaymış der yazımı bir maniyle bitirmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandalyede oturarak dans edilmez&lt;br /&gt;Seattle'lı adam timbaland ayakkabı giymez&lt;br /&gt;Hareketlerine dikkat et chris!&lt;br /&gt;Layne Staley seni affetmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: 1 ekim'de Kadıköy 6 45 local'de endüstriyel rock gecesinde, üzerinize afiyet dj'lik yapacağım. İlgilenenleri beklerim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7006535516484756532?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7006535516484756532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7006535516484756532&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7006535516484756532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7006535516484756532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/09/alice-in-chains-black-gives-way-to-blue.html' title='Alice In Chains - Black Gives Way To Blue'/><author><name>osmandemirci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15582462861755901081</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SsJLEbM7NlI/AAAAAAAAAAs/K_VL5Un4cfo/s72-c/aic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5083925493985226660</id><published>2009-09-25T13:50:00.009+03:00</published><updated>2009-09-25T19:08:36.546+03:00</updated><title type='text'>Mumford &amp; Sons</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SryqkS7W0NI/AAAAAAAAAd4/cqtqnRjsDho/s1600-h/Mumford%2B%2BSons%2Bn35370633792_1026379_4548.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 318px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SryqkS7W0NI/AAAAAAAAAd4/cqtqnRjsDho/s320/Mumford%2B%2BSons%2Bn35370633792_1026379_4548.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385366794961080530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mumford &amp; Sons dinlemeye yeni başladım sayılır fakat onlar hakkında yazı yazmaya karar vermemiştim ki onlar üzerine yazılan yazıları ve yorumları okuyunca çeşitli bloglarda ben niye yazmıyorum dedim kendi kendime ve asıl yazmayı düşündüğüm diğer çok sevdiğim müzisyeni beklemeye aldım. &lt;span id="fullpost"&gt; Önceliği verdiğim Mumford &amp; Sons İngiltere- Londra kökenli bir grup. Marcus Mumford (Davul, Gitar, Vokallerde), Country Winston (Banjo, Slide Gitar, Vokallerde), Ted Dwayne ve Ben Lovett (Key ve Vokallerde) oluşan 4 kişilik bu sevgili grup için bluegrass müzik türünün başarılı temsilcilerinden olduklarını söyleyebilirim. &lt;br /&gt;Kısaca bluegrass dan bahsetmem gerekirse bu tür ABD nin güney kesimdeki Appalachia bölgesinde yaşayan özellikle İrlanda, İskoçya ve İngiltere kökenli insanların yaptıkları geleneksel bir müzik türüdür. 'Bluegrass' da en çok dikkat çeken müzik aleti ise banjodur. Diğer enstürümanları ise mandolin, akustik gitar, kontrabas ve fiddle (kemandır fakat köylü kemanı olarak da geçiyor o yüzden okuduğum haliyle yazıyorum) olarak sıralayabilirim. Biraz da vokallerden bahsedersem ki bu tür için önemli bir özelliktir. Vokaller oldukça güçlü ve etkili ki bu türün vokal soundu için ' high lonesome sound' olarak nitelendirmeler yapılıyor ve bu da aslında tüm bir vokali anlatabiliyor. Amerikan folk müziğinin bir diğer örneği olan bu müziği Mumford &amp; Sons belki en eski haliyle yapmıyor olabilir ama açıkcası bence grup bu türün dışında da iyi bir müzik grubu. İlk Ep lerini 2008 yılında "Lend me your Eyes" adıyla yayınlıyorlar daha sonra ise benim de onlarla tanışmam olan "Love Your Ground" u yayınlıyorlar. Her iki EPde de dört şarkı bulunuyor. "Love Your Ground" daki Little Lion Man adlı şarkı favorimdir. "The Cave and The Open Sea" ise sınırlı sayıda yayınladıkları üçüncü EPleridir ve bu yüzden belirtmem gerekir dinleme şansım olmadı. Son olarak belirtmeliyim grup Laura Marlig ile beraber turlarına devam ediyor. Tanışmanız için Little Lion Man parçasının resmi videosunu ekliyorum sona. İyi dinlemeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-lk1wkbWI6I&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/-lk1wkbWI6I&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5083925493985226660?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5083925493985226660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5083925493985226660&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5083925493985226660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5083925493985226660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/09/mumford-sons.html' title='Mumford &amp; Sons'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SryqkS7W0NI/AAAAAAAAAd4/cqtqnRjsDho/s72-c/Mumford%2B%2BSons%2Bn35370633792_1026379_4548.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4233478038207653993</id><published>2009-09-11T21:03:00.004+03:00</published><updated>2009-09-11T22:44:18.344+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ohio'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akron'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='if these trees could talk'/><title type='text'>if these trees could talk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://userserve-ak.last.fm/serve/_/34617959/If+These+Trees+Could+Talk+IfTheseTreesCouldTalk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 256px;" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/_/34617959/If+These+Trees+Could+Talk+IfTheseTreesCouldTalk.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar karşısında müzik dinlemeyi pek sevmiyorum. Önümde bilgisayar varken rahat duramıyorum ve sitelerde gezinmeye başlıyorum, sonra bakıyorum ki dinlediğim şey bir kulağımdan girip diğerinden çıkmış.&lt;span id="fullpost"&gt; Bu yüzden yeni tanıştığım, tanışmak istediğim grupları ya yattığımda dinliyorum, ya da bir yerlere giderken yolda. Dinlediklerim belli güzergahlar ve yol manzaralarıyla birlikte kaydoluyor hafızama. Yeni bir yazıyı geciktirmiş olmamı da bugünlerde evden çok az çıkmama bağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziğin internetten indirilebilir olmasının yan etkisi olarak bolca indirdiğim ama hakkını vererek dinleyemediğim gruplar çoktur. Bunun yanında, bahsettiğim gibi siteler arasında hoplarken fon müziği olmaktan çıkan, ekran karşısındaki işitsel dikkatsizliğime rağmen kendini fark ettiren gruplar da oluyor. If These Trees Could Talk da bunlardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akron, Ohio'lu, üç gitar, bir bas ve bir davuldan müteşekkil bir post rock grubu. Kendi adlarını taşıyan 2006 tarihli ilk albümlerinin prodüksiyonu da kendilerine ait. İkinci albümleri Above The Earth, Below The Sky ise bu yılın Mart ayında çıktı. Ne zaman bir grubun müziğini tanımlamak istesem kendimi yetersiz hissederim. Yine de deneyeceğim ve güçlü, içinde kaybolunacak bir müzik yaptıklarını söyleyeceğim. Post rock türü içinde en sevdiğim şey olan delayli, çok katmanlı gitarlar ve şarkının dallanıp budaklanarak açılması hissi burada mevcut. Birbirinden ayırt edilemeyen post rock gruplarından artık heyecan duymasanız bile bu arkadaşlara bir göz atın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç şarkılarını &lt;a href="http://www.myspace.com/ifthesetreescouldtalk"&gt;şuradan&lt;/a&gt; dinleyebilir, bir röportajlarını da &lt;a href="http://sawkick.com/?p=5925"&gt;şurada&lt;/a&gt; okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Above The Earth, Below The Sky'dan sevdiğim bir şarkıyla iyi akşamlar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/09-if_these_trees_could_talk-rebuilding_the_temple_of_artemis.mp3"&gt;Rebuilding The Temple Of Artemis&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4233478038207653993?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4233478038207653993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4233478038207653993&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4233478038207653993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4233478038207653993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/09/if-these-trees-could-talk.html' title='if these trees could talk'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4101177821227762818</id><published>2009-08-23T18:02:00.003+03:00</published><updated>2009-08-23T18:35:20.278+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='new weird finland'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><title type='text'>Pekko Käppi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SpFhrWzbpYI/AAAAAAAAAdQ/_A-Bf0QXxFA/s1600-h/Pekko%2BKppi%2BJKPU14_photo_by_Elisa_Vesterin.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SpFhrWzbpYI/AAAAAAAAAdQ/_A-Bf0QXxFA/s320/Pekko%2BKppi%2BJKPU14_photo_by_Elisa_Vesterin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373183227913282946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne yazsam ne yazsam diye düşünürken karşıma Finlandiyalı Pekko Käppi çıktı ve ben de vakit kaybetmeden onun hakkında birşeyler yazmaya karar verdim.&lt;span id="fullpost"&gt;Pekko Käppi Finlandiya'nın Tampere kentinde yaşayan bir müzisyen. Päivänsäde adlı finli deneysel folk grubunun üyesi olan Pekko nun aynı zamanda solo çalışmaları da mevcut. Bu finli folk müzisyeninin solo çalışmalarının en önemli özelliği ise fin halk çalgısı olan bir çeşit lir olan jouhikko nun varlığı. 1997 yılından beri jouhikko ile müzik çalışmaları yapan Pekko 2001 de “Kalastajia ja kaivostyöläisiä” adlı ilk EP sini yayınlar. Son çalışması olan  “Jos ken pahoin uneksii” ise bu sene yayınlanan Pekko Finlandiya' da deneysel ya da değil folk müziği yapan aralarında Jouhiorkesteri, Lau Nau ve Kiila nın da olduğu bir çok grupla da çalışıyor. Son çalışmasındaki ortaçağa ait çalgı olan jouhikko nun varlığı müziğine ezoterik bir hava katmış. Pekko nun vokaliyle de zenginleşen bu müziği sevmekte zorlanmıyorsunuz ayrıca  diğer iskandinav dillerinden faklı bir melodiye sahip olan finceyi Pekko'dan dinlemek de kulağa iyi geliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4101177821227762818?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4101177821227762818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4101177821227762818&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4101177821227762818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4101177821227762818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/08/pekko-kappi.html' title='Pekko Käppi'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SpFhrWzbpYI/AAAAAAAAAdQ/_A-Bf0QXxFA/s72-c/Pekko%2BKppi%2BJKPU14_photo_by_Elisa_Vesterin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1184462131076968880</id><published>2009-08-18T12:32:00.007+03:00</published><updated>2009-08-18T16:00:59.999+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Faith no more'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçükçiftlik lunaparkı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><title type='text'>Yazın son keder kadehi içildi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SoqNdhvXtiI/AAAAAAAAAAk/Z5GHbaeDxTg/s1600-h/Faith_No_More_III_by_curan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 217px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SoqNdhvXtiI/AAAAAAAAAAk/Z5GHbaeDxTg/s320/Faith_No_More_III_by_curan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371261044005516834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle belirtmek isterim ki Faith no more kanaatimce rock müzik tarihinin, yabancı tabirle belki de en underrated gruplarından biridir. Bu durum kesinlikle grubun özgün yapısıyla alakalıdır. Öyle ki, Bay Area California'dan 80'ler ve sonrasında çoğunlukla thrash metalin bıçak gibi soundlu grupları çıkarken abilerimizin böyle bir tür karmaşası ve deneysellikle çıkmaları bile durumun ehemmiyetini ortaya koymaktadır.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Kısaca anlatmak gerekirse 1989 yılında epic isimli parçada rapimsi vokaller kullanan grubumuz, 1992 tarihli Angel Dust albümünde ise fütursuzca Lionel Ritchie'den easy isimli parçayı coverlıyabiliyordu. Bunları takip eden King for a day ve album of the year  albümlerinde de cuckoo for caca, evidence, last cup of sorrow, stripsearch gibi zamanın ötesinde parçalar yazan grumuz bu tavrıyla tabir-i caizse müzik piyasasından birçok isimle "düşman edinmenin nazik sanatını" icraa etmiş ve yazımın başında bahsettiğim gerektiği kadar tanınamama durumuna düşmüştür. İşte bu sebeptendir ki FNM'yi böylesine geç izlemiş bulunmaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konsere gelicek olursak, organizasyon, Nekropsi'nin kısa ama öz performansıyla açıldı. "Papa"nın çalınmadığı mini playlist daha çok "sayı 2" albümü ağırlıklıydı. Nekropsi'ye söylenecek tek şey konser performanslarının iyi olduğu, yanlız konser soundlarının albümlerin çok gerisinde kaldığıydı. Özellikle grubun, Küçükçiftlik gibi, barlara nazaran daha büyük sahnelerde çalarken sounda daha dikkat etmesi kanaatindeyim. Sonrasında çıkan "kurban" ise eski yeni şarkılardan bir potpori sundu. Ancak anladığım kadarıyla ya havalarında değillerdi, ya da onlar da FNM'yi sabırsızlıkla bekliyorlardı ve bitse de gitsek tadında bir performans sergilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esas mevzuya gelicek olursak, konser öncesi yapılan sohbetlerde düğün salonu benzetmeleri yapılan kırmızı perdeler açılıp da ışıkla birlikte renklenince gördüm ki FNM karşımda mini bir cehennem yaratmış. Youtube'dan takip ettiğimiz kadarıyla bu seneki playlistlerinin değişmezi,  yeniden birleşmelerinin şerefine yaptıkları reunited coverıyla başlayan konserimiz, sırasıyla from out of nowhere, land of sunshine, caffeine, evidence, surprise! you're dead, last cup of sorrow, digging the grave, easy, ashes to ashes, midlife crisis, i started a joke, gentle art of making enemies, king for a day, be aggressive, epic, just a man, chariots of fire-stripsearch, midnight cowboy ve cuckoo for caca ile sona erdi. Pembe takım elbiseleriyle arz-ı endam eden Jon Hudson, Roddy Bottum, Billy Gould , Mike Patton ve predator gibi adam mike bordin geçen onca yıla rağmen şahane bir performans ve seyirciyle iyi bir etkileşim içerisindeydiler. Öyle ki, FNM çok arıza bir grup olmakla birlikte, Mike Patton ise üst üste 100 tane redbull içmiş tımarhane kaçkını gibi bir adamdır. Bu durum, konser öncesi beni "kesin bizim seyirciyi  beğenmeyecekler ve soğuk bir konser olacak" endişelerine soksa da özellikle Mike Patton ve Roddy Bottum'un memleketimizden memnun kaldıkları yüzlerinden okunmaktaydı. Hatta Patton'un baya baya mutlu olduğu bile söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaçlardaki yaratıklar ve onlara adanan ashes to ashes , Patton'un sahne önüne gelmesi ve seyircilerin arasına karışması, çok klişe olmasına rağmen türk bayraklı t-shirt giyme olayı gibi leziz detaylar sonucunda söyleyebilirim ki İstanbul çok büyük bir grup izledi. İzleyenler torunlarına anlatsın, izlemeyenler ise gitsin bir köşede ağlasın der ve aranızdan ayrılırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Last cup of sorrow'da bir öküze dönüşerek incittiğim dostlardan özür dilerim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fotoğraf:Erdal Mahir Curan&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1184462131076968880?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1184462131076968880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1184462131076968880&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1184462131076968880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1184462131076968880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/08/yazn-son-keder-kadehi-icildi-oncelikle.html' title='Yazın son keder kadehi içildi'/><author><name>osmandemirci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15582462861755901081</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SoqNdhvXtiI/AAAAAAAAAAk/Z5GHbaeDxTg/s72-c/Faith_No_More_III_by_curan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4116636563812187387</id><published>2009-08-10T16:43:00.004+03:00</published><updated>2009-08-13T12:44:47.689+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><title type='text'>Bruce Peninsula-A Mountain is A Mouth</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SoAxA_XEGZI/AAAAAAAAAdA/_VazpYjMHJ8/s1600-h/Bruce%2BPeninsula%2Bn571612150_1348482_3447.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SoAxA_XEGZI/AAAAAAAAAdA/_VazpYjMHJ8/s320/Bruce%2BPeninsula%2Bn571612150_1348482_3447.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5368344648903563666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Leonard Cohen'e kulak kabarttıktan sonra sizi Cohen'nin memleketine götürmeye karar verdim ve böylece ordan çıkan farklı seslere de kulak kabartabilelim diye. Bruce Peninsula Ulusal Parkına gidiyoruz o zaman.&lt;span id="fullpost"&gt;Bruce Peninsula Kanada'da bulunan muhteşem bir doğaya, Niagara falezleri ile harika bir manzaraya sahip ulusal bir park. Neden bu parktan bahsediyorsun sorusunu sormanıza izin vermeden konuya geliyorum. Yazımın konusu olan Bruce Peninsula aynı zamanda Kanadalı bir grup folk delisinden oluşan bir müzik grubu da o yüzden. 2006 yılında temelleri atılan grup. Alan Lomax in arşivinin de takipçisi diyebiliriz. Peki kim bu Alan Lomax? Alan Lomax, müzikolojist ve folklorist. Muhteşem folk arşivine sahip bir adam ve bu arşiv sadece Amerika ve İngiltere ile sınırlı değil sınırlar İspanya ve İtalya'ya kadar uzanıyor. Grubumuz böyle bir ilhama sahipken yaptıkları müziği dinlemek tabiki merak icabı oluyor ilk durumda. Grup müziğini bir grup kilise ve yıkık evleri gezdikten sonra A mountain is a mouth albümünü yayınlayınca meraktan çıkıp kulak kabartmak istiyorum ben de onlara. Grup üyelerini sayamıyorum çünkü sayıları bir hayli çok ama derin vokaller, folk korosu ya da bir folk orkestrası desem yanlış olmaz sanırım onlarla ilgili olarak. Sonuç olarak Bruce Peninsula'nun muhteşem doğasını şuan göremesek de ordan çıkan bu seslere kulak verebiliriz sanki diyor ve bitiriyorum.  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4116636563812187387?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4116636563812187387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4116636563812187387&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4116636563812187387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4116636563812187387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/08/bruce-peninsula-mountain-is-mouth.html' title='Bruce Peninsula-A Mountain is A Mouth'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SoAxA_XEGZI/AAAAAAAAAdA/_VazpYjMHJ8/s72-c/Bruce%2BPeninsula%2Bn571612150_1348482_3447.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2079858824192998899</id><published>2009-08-09T14:27:00.013+03:00</published><updated>2009-08-10T00:20:24.089+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bkm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iksv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='leonard cohen'/><title type='text'>leonard cohen'e kulak kabarttım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Sn79a5jGScI/AAAAAAAAAYg/YOmdufc_l18/s1600-h/fft22_mf223472.Jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 275px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Sn79a5jGScI/AAAAAAAAAYg/YOmdufc_l18/s400/fft22_mf223472.Jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5368006444438669762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu konser yazısı diğerlerinden farklı, gidenlerin haklı olarak anlata anlata bitiremediği Leonard Cohen konserine dışarıdan bir bakış. Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nun giriş kapılarının hemen yanından, alanı sınırlayan demirlerin dibinden. Ve bu geceye dair anlatabileceğim şeyler sahneyle değil, hissettiklerimle ilgili. Gördüğüm değil, duyduğumla.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;6 Ağustos akşamı, konserden yarım saat önce kapılara giden merdivenin kıyısında beklemeye başladık. Binlerce insan geçti önümüzden, ilk şarkılarla birlikte azalarak bittiler. Merdivenler Cohen'i duymak isteyen ama bir sebepten bileti olmayanlara kaldı. Tek başına duvara dayanıp gözlerini kapayanlar, arkadaşlarıyla şaraplarını paylaşanlar, içeri girmenin yolunu arayanlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leonard Cohen'in sesini duyabilmek gerçek dışıydı, hele rüzgarın yönünü değiştirmesiyle bir yaklaşıp bir uzaklaşırken. Sahnede neler olduğunu ancak tahmin edebilirdim, tek görebildiğim sahne ışıklarının yüzlerine vurduğu seyircilerin bir kısmıydı. Ben de sırtımı demirlere yaslayıp göğe baktım. Ay vardı, bulutlar vardı, karşımdaki ağaçların yüksek dalları vardı. Sadece o ses olsun istediğimde başımı eğip gözlerimi kapadım, havayı soludum. Anthem, The Future, The Partisan. Şarkılar bittikçe içeridekiler gibi dışarıdakiler de alkışlıyordu. Hallelujah, I'm Your Man.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara sıra gözünü karartıp demirlerden içeri atlayanlara bakıp kendimi cesaretlendirmeye çalıştım ama yapamadım. Konsere ara verildiğinde güvenlik görevlilerinden biri demirlerin üzerindeki birini fark etti ama yanımıza kadar geldiğinde neyse ki kaçağımız yeniden dışarı çıkabilmişti. Görevli nasıl bir düşmanlıkla doluysa, adamı eline geçiremediği için çok sinirlendi ve bağırıp çağırmaya başladı. Dışarıdakilerin kendisine karşılık vermesi ve içeri atlamaya çalışan kişiyi koruması üzerine hızını alamayıp yanımıza geldi ve insanlara bağırmaya başladı. Diğer güvenlik görevlileri sonunda gözü dönmüş arkadaşlarını alıp götürdüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserin ikinci yarısıyla, Maçka tarafında canlı müzik yapılan bir mekandan gelen seslere rağmen yeniden kulak kesildik. Cohen'in konuşması çoğu zaman fısıltı gibiydi, kelimeler bize ulaşmadan dağılıyordu. Bislere yaklaşırken birkaç kişi kalkıp giriş kapısına gittik. Harbiye'deki bazı konserlerde biste kapıların açılıp dışarıdaki az sayıda insanın içeri alındığı olmuştur. Kapıda insanlar tüm iyi niyetleriyle güvenlik görevlisinden kendilerini 1-2 şarkılığına içeri almasını istiyordu. Ve kanımca buna hakları da vardı. Görevli bunu yapamayacağını, İKSV'nin görevlisi kendisini görürse işinden olabileceğini söyledi içtenlikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine istekler minimuma indi, sadece sahneyi görüp çıkmak istiyorduk. Sesini duyduğumuz adamın siluetini görmek istiyorduk 30 saniyeliğine. Görevli de bize eşlik edebilirdi, zaten topu topu 5 metre yürümemiz gerekiyordu kapıdan. Teker teker bakıp çıkardık. Yine olmadı. Kapının dibinde oturup yine dinlemeye koyuldum. Haksızlığa uğramış gibi hissediyordum ve bunun bilet fiyatlarıyla, daha bislere bile gelmeden çıkıp gidenlerle ilgisi yoktu. Olayı algılayışım, bu konserin ticari bir şey olduğu, bu hizmeti almak için parasını ödemem gerektiği şeklinde değildi. Gördüğüm kimsenin iyi niyetini suistimal etmeden birkaç dakikalığına içeri girmek isteyen insanlar ve onları içeri almak istediğini ama işini kaybetmekten korktuğunu içtenlikle söyleyen bir adamdı. O anda aramızda halledeceğimiz bir konu olarak gördüğüm bu şeye karışan o kadar çok kurum, kişi, kavram vs. vardı ki bunları düşünmek dikkatimi dağıttı. Yoğun bir hüzün duyuyordum ve konser bitiyordu. Bir yenilmişlik hissiyle oradan ayrılmak üzere merdivenlerden aşağı inerken tek bir cümle duydum: "Sincerely, L. Cohen." Famous Blue Raincoat'un sadece bu cümlesini duyabilmiş olmak sarsıcıydı. Kederimin altına imzasını atmıştı yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konser yazılarını yazarken bir yandan o kişi/grubun müziğini dinlerim ve şimdi fark ediyorum ki Leonard Cohen şarkıları eskisinden daha hüzünlü oldu benim için. Yıllardır içlerinde biriktirdikleri hislere bir de bahsettiklerimi eklediler. Şimdi konser gecesinin duygusallığından biraz sıyrılmış olarak düşündüğümde hala neden son biste kapıların açılmadığını anlamıyorum. Konserin son şarkısında içeri giren taş çatlasa 20 kişi kimin hangi hakkına zarar verir? Sadece dışarıda bekleyen insanlara bir jest olur. Böylece boğazımız hüzünden değil, mutluluktan düğümlenebilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Cohen'e kulak kabartan Osman Demirci'nin dramı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık söylemek gerekirse Leonard Cohen hayatımda büyük bir yer teşkil etmiyor. Zaten topu topu 10 tane şarkısını adam gibi bildiğim, 74 yaşındaki bir adamın konseri, "efsane bir isim memleketimize gelmiş öyleyse izleyelim" tadında bir görev bilinciyle izlenmesi gereken bir dinleti, niteliği taşıyordu kanaatimce. Gelin görün ki,  pek de öyle olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hiç de fena başlamadı gece. Önce manyetikbant ve sevdiceğiyle buluşuldu. Kısa bir yürüyüş, açıkhavada konser izliyecek olmanın heyecanı, yurdum seyyar esnafının her etkinliğe adapte olması (Leonardo'nun suları burdaaa ) gibi hoş detaylar sonucunda Harbiye'ye vardım. Ancak bunların hiçbiri az sonra yaşanacak hezeyanın habercisi değildi. Açıkhavanın girişindeki merdivenlere oturduk ve konseri beklemeye başladık. Bu esnada önümden insanlar geçti de geçti. Ünlü simalar, Cohen'le yaşıt insanlar, şıkır şıkır kadınlar falan derken, az önce bahsettiğim hezeyanın ilk belirtileri baş gösterdi. Öyle ki, hiçbirimizde bilet yoktu. Konserin başlamasıyla birlikte biraz daha yukarıdaki demir parmaklıkların oraya gittik. İlk başlarda fena değildi sanki. Uzaktan kardeş kardeş dinliyorduk sayın abimizi. Hatta dışarısının kendine has bir ortamı bile vardı. Yanlız bu durum pek uzun sürmedi. Öyle ki, bulunduğum yer itibariyle sahneyi görmek pek mümkün değildi. Sadece duyulan ses, bir noktadan sonra sinir bozmaya başladı. Ne de olsa konser, izlenen bir şeydi. O anda kendimi kör biri gibi hissettim. Çünkü ne yaparsam yapayım görüş menzilime sadece seyirciler ve içerdeki büfe girebiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir parmaklıklardan sarkan kollarım ve sıkkın suratımı göz önüne koyarsak, körden ziyade bir mahkuma benziyordum. Bu durumu bir kodes konseptiyle düşürsek, beni, hapishanenin avlusunda volta atan birisine benzetebiliriz. Öyle ki, her mahkum,  uzunca bir süre daha dışarıyı göremeyeceğinin ve bu kısa volta seansının esasında ağzına çalınan bir parmak bal olduğunun farkındadır. Demir parmaklıkların sivri ve yüksek, güvenliğin ise son derece sıkı olduğu bu yerde, içeriye girmenin imkansızlığı içerisindeyken bir anda uzaklardan gelen bir cengaver, hepi topu 10 saniye ve şaşkın bakışlar içerisinde, aşılmaz gözüken demirlere tırmandı, içeri atladı ve kısa bir süre sonra gözden kayboldu. "Birlikten kuvvet doğar ancak her birlik için bir önder gerekir" düşüncesiyle hareket eden bir diğer güruh ise akabinde liderlerini takip ettiler ve içeriye daldılar. Bu mahkumlar gizlice hazırladıkları kaçış planlarını devreye sokmuşlar ve kazdıkları tünel sayesinde de facto olarak özgürlüklerine kavuşmuşlardı. Top bendeydi, bir hareketimle bende onlara katılabilirdim. Ancak yapamadım. Benim gibi kararsız bir arkadaş demirler üzerindeyken gardiyanlar tarafından farkedildi ve bu mevzu da orada bitiverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserin sonlarına doğru mekanı terk etmeye karar verdik. O an anladım ki, konu esasında Leonard Cohen ya da bir konser izlemekten ibaret değildi. Esas sorun, benim fırsatım varken, siz diyin korkaklık, ben diyeyim girişkenlik eksikliği sonucunda cesaret edemeyişimdi.&lt;br /&gt;                  &lt;br /&gt;                                                                                                                         Osmandemirci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fotoğraf: Muhsin Akgün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2079858824192998899?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2079858824192998899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2079858824192998899&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2079858824192998899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2079858824192998899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/08/leonard-cohen-istanbul-konseri.html' title='leonard cohen&apos;e kulak kabarttım'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Sn79a5jGScI/AAAAAAAAAYg/YOmdufc_l18/s72-c/fft22_mf223472.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1630627907230484930</id><published>2009-07-27T20:53:00.006+03:00</published><updated>2009-08-11T13:45:11.121+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indie folk'/><title type='text'>i am peasant</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Sm3uIwHJDtI/AAAAAAAAAcU/Nj0lzlxV_aU/s1600-h/Peasant.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 314px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Sm3uIwHJDtI/AAAAAAAAAcU/Nj0lzlxV_aU/s320/Peasant.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363204565389348562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yazmayalı o kadar çok oldu ki bu yüzden uzun bir ara yazısını bir etkinlik yazısı yerine bu aralar yanımdan ayırmadığım albümler arasında yer alan Peasant ın "on the ground" albümü olması yönünde karar kıldım.&lt;span id="fullpost"&gt;Peasant, yirmi bir yaşındaki Damien DeRose un çalışmasının ismi, " on the ground" ise son albümünün ismi oluyor. Geçen yıl şubat ayında Paper Garden Records dan yayınlanan albüm ile Peasant ın müziğini daha çok kitleyle buluşturma şansını bulmuş nitekim myspace sayfasından gördüğüm kadarıyla MTV ye çıkmış. Herneyse böyle şeylere takılmıyoruz ve müziğin kendisinin önemli olduğu noktalara geliyoruz. Peasant ın yaptığı müziği Amerika da sayıca çok fazla örneğini görmek mümkün hatta hemen Peasant ın efsane Elliot Smith e benzetmek kaçınılmaz olabiliyor ama The Acorn ın Hold your Breath şarkısının ardından çalınan bir The Cave Singers şarkısının ardından çalınınca benzerlerinin içinde ne kadar da güzel dinlenildiğini görmek bence Peasant ı ile tanışmak için bir sebep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm indie folk tadında ve albümdeki şarkılar Peasant ın minimalist dünyasının bir ürünü bunların dışında benim için genel izlenim dinlediğinizde kendinizi albümde benzer ritimler içinde gidip gelirken buluyorsunuz çok yormuyor ama düşündürüyor diye bilirim favori şarkım Not Your Saviour dır ama Fine is Fine, The Wind, Those Days, Raise Today de severek dinlediğim şarkılardır. Son olarak yine folk dinlemeyi seviyorsanız ya da ne bilim yeni bir şeyler dinlemek için hazırım diyorsanız karşılaştığınızda son zamanlarda hakkında güzel kritikler yapılan bu müzisyeni dinlemeden geçmeyin derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: geçen günlerde peyote de yaptığım dj performansımdan memnun kaldım (yani ben çok zevk aldım)  bu yüzden umarım tekrar denersem  eğer folk ve folkun içinde olduğu farklı türleri dinlemeyi seviyorsanız geçerken uğramanız mutlu eder.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1630627907230484930?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1630627907230484930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1630627907230484930&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1630627907230484930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1630627907230484930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/07/i-am-peasant.html' title='i am peasant'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Sm3uIwHJDtI/AAAAAAAAAcU/Nj0lzlxV_aU/s72-c/Peasant.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2628585099035009532</id><published>2009-07-24T18:11:00.013+03:00</published><updated>2009-07-28T11:45:25.325+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nine inch nails'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='jane&apos;s addiction'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the prodigy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rock&apos;n coke 2009'/><title type='text'>kola im park</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_NVG7aLZd5d8/Sk-6R2o9BuI/AAAAAAAAAAc/8pbm4q3WF_o/s400/rockncoke.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 241px; height: 342px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_NVG7aLZd5d8/Sk-6R2o9BuI/AAAAAAAAAAc/8pbm4q3WF_o/s400/rockncoke.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yazın en çok konuşulan organizasyonu Rock'n Coke olsa gerek. 2008'i pas geçen festival zaman ve mekan değiştirerek karşımıza çıktı. Temmuz ortasına ve İstanbul Park'a taşınan festivalin ilk gününde oradaydım. Jane's Addiction, NIN ve The Prodigy'yi aynı gün izleyecek olmanın mutluluğuyla yola çıktım.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz sıcağında asfaltta konser izleme fikri korkutucuydu ve 17:30 gibi alana vardığımda, geniş bir üst geçidin altına bayılırcasına uzanmış insanları görünce haksız olmadığımı anladım. Neyse ki güneş etkisini yitirmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Juliette Lewis yeni grubu The New Romantiques ile 18:00'de sahne aldı. İstanbul'daki bu üçüncü konserinde de sıcağa rağmen kalabalığı coşturmak için kendini paraladı ama önceki konserlerinde olduğu kadar karşılık alamadı. Bundan sonraki gruplar ayrı birer başlıkta değerlendirilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Jane's Addiction&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;24 yıl önce kurulan grup hayatına aralıklarla da olsa devam ediyor ve hiç yaşlanmışa benzemiyor. Perry Farrell'ı karşımda kırmızı dar kostümü, siyah çizmeleri ve eldivenleriyle görünce Scott Weiland'a bakıyorum sandım. "Sizi filmlerden tanıyoruz. Biliyor musunuz hangi filmden? Siktiredin o filmi, burası çok güzel!" diye başlayan konser boyunca oradan oraya sıçrayıp durdu ve seyirciye hep yakın oldu. 50 yaşında, tükenmeyen kırmızı bir enerji bombası. Bir seyircilerin burnunun dibinde, bir amfilerin üstünde, bir yerde, bir havaya zıplıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatimin yöneldiği diğer kişi ise tabii Dave Navarro'ydu. Küçükken dergilerden fotoğraflarını kestiğim bir insanı sahnede izlemek güzel his. Dolce&amp;amp;Gabbana gözlüklerinden şapkasına dek görünüşü üzerinde fazlaca uğraştığı, kendisine çok aşık olduğu, bir ürün olarak "rock star"ı belgelediği aşikar olsa da, harika bir gitarist olduğu tartışılmaz. Her şarkıda sololarıyla şov yaptı, kendisine tezahürat yapan seyirciyi selamladı. Biste sahnenin kenarına oturup ayaklarını aşağı sallandırarak çaldı akustik gitarını. Bir de sürekli kesiştiği bir kızı sahne önüne çağırıp uzun uzun öptü, bu da magazin haberi. (Dream TV muhabiriymiş o)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyirci katılımı iyiydi, çokça bağırılan "Just Because" çalınmasa da bizi fazlasıyla memnun edecek bir performans izledik. Gündüz gruplarında gördüğüm ilk bisi de gerçekleştirdiler, hatta ikincisini bile bekledik. NIN/JA'nın JA'sı harikaydı. Kimbilir NIN'i nasıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duman yine alanı doldurdu, herkes şarkılara eşlik etti. Mini Billie Jean coverıyla Michael Jackson anıldı. Standart bir konser Kaan'ın "Sizi seviyoruz, falan filan" cümlesiyle bitti. Saflar Nine Inch Nails için sıklaşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Nine Inch Nails&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Trent Reznor ve ekibi dumanlar içinden çıkıp bir solukta 4-5 şarkı çaldı. Ne olduğunu anlayamadan kendimi gümbür gümbür bir müzikle sarılmış (ve sarsılmış) buldum. Hiç yavaşlamadan, aksine şiddetlenerek devam eden, Trent Reznor'un mikrofon ayağını sağa sola fırlattığı, klavyeyi devirdiği, mikrofonu şarkıyı devam ettirsinler diye seyircilerin arasına attığı ama tek kelime konuşmadığı, vahşi bir performans.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda izlediğim en sert konser ve o kadar iyi ki. Türkiye için tarihi bir konser olduğu hissi içindeyim, iyi ki buradayım diye düşünüyorum, bu görülmesi gereken bir şeydi. Closer veya Only çalınmaması, kendisini burada bir daha izleme ihtimalimiz zayıf olduğundan önemli. Yine de çocukluğumda dergilerde yırtık pırtık giysiler içinde sahnede süründüğü fotoğraflarını görüp "Ne manyak tip bu ya" dediğim adamı görmüş olmak güzel. Henry Rollins'le yarışacak kadar kas yapmış. Bir Hulk olmuş adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafımda şarkıları söyleyen, hayli mutlu insanlar var. Festivalin güzelliği de bu zaten. Müzikle mutlu olmak. NIN tek bis yapıyor ve teşekkür edip sahneden ayrılıyor. Rock'n Coke'un şimdiye kadarki en iyi konserini vermiş olarak.&lt;br /&gt;Fakat bu birincilik uzun sürmüyor çünkü sırada The Prodigy var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setlist: Somewhat Damaged, Terrible Lie, 1.000.000, Discipline, March Of The Pigs, Piggy, The Becoming, Burn, Gave Up, The Fragile, The Way Out Is Through, Wish, Survivalism, Suck (Pigface cover), The Day The World Went Away, Hurt, The Hand That Feeds, Head Like A Hole.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;The Prodigy&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gelelim festivalin en çok konuşulan konserine. Önceki iki konserlerine gidememiş olmanın verdiği gaz ve yeni albüm Invaders Must Die'ın The Fat Of The Land'e yakınlığıyla zaten adamlar sahneye çıkmadan coşmuştum. NIN'in yorgunluğuna rağmen yerimde duramıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alet edevat sahneye geldi, Liam Howlett'ın Take Me To The Hospital yazılı laptopu vs. Çakıp duran strobe ışıklarıyla sahne aldıklarında, alandaki herkes gibi ben de kontrolsüzce zıplamaya başladım. Keith ve Maxim bir an bile durmadılar, oradan oraya koşturdular, seyircilerin arasına indiler, karşılıklı hopladılar. Bir teki çığlık attı bir öbürü. Beyaz göz makyajıyla Maxim konser boyunca "All my people, all my fuckin' Turkish people, all my Prodigy people" diyerek kah "şurada daire yapın pogo yapın" buyurdu, kah Smack My Bitch Up'ta hepimizi yere çömeltip havalara sıçrattı. İtaat ettik kendisine çünkü Voodoo'suyla bedenlerimizi ele geçirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keith ise terden aydinger kağıdına dönmüş, dövmelerini gösteren atletiyle kameralara deli bakışlar atarak tazmanya canavarı gibi tepinip durdu. Seyirciyi ateşledikçe ateşledi. Liam elektronik aygıtlarla çevrili tahtından halkına bakıyordu. Kendini tamamen kaybetmiş, deli gibi dans eden bir kalabalığın içinde olmak harikaydı. Aynı anda zıplayan on binlerce insan, festivalin nabız atışlarıydı. Prodigy bana öyle bir enerji verdi ki, ancak ertesi günün akşamında yorgunluğuma yenilip dinlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival programına göre yarım saat erken bitirdiler ama şikayet edecek değilim, insanüstü bir performans gösterdiler. O gazı almışken sabaha kadar kalsalar yine durmadan dans ederdim, belki gerçekten hastaneye götürülmem gerekirdi. Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim, içtenlikle teşekkür ederim onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setlist: World's On Fire, Breathe, Omen, Their Law, Poison, Firestarter, Invaders Must Die, Warrior's Dance, Voodoo People, Diesel Power, Smack My Bitch Up, Run With The Wolves, Take Me To The Hospital, Out Of Space (karışık).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festival mekanıyla ilgili çok fazla şey söyleyemem çünkü bir tam gün bile geçirmedim. Tuvaletlermiş bira sırasıymış eleştirilecek şeyler değil. Yiyecek standları azalmış gibi geldi, yanılıyor olabilirim. Meyve satılmasını öneririm, o sıcakta bünyeye çok gerekli. Kamp alanıyla sahne arası çok uzak, bu iyi değil çünkü geçen yıllarda çadırda vakit geçirirken sahnenin sesini duyabiliyor, ve tanımadığımız bir grubu beğenip oraya doğru koşabiliyorduk. Güvenlikten hiç bu kadar rahat geçmemiştim, üzerimi bile aramadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için en olumsuz şey gece 3'te eve dönmeye çalışırken Bostancı servisi diye kaldırdıkları aracın bizi E-5'te, Bostancı Köprüsü'nde bırakmasıydı. İnsanların o saatte oradan evlerine taksiye binmeden gitmeleri olanaksız. Ki zaten servise 12 lira ödemişiz. Benim gibi bir çok insan Bostancı servisi deyince sahilyolu veya minibüs yolunda ineceğini düşünmüştü. Bir de oradan taksiye binmek zorunda kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirmeden Prodigy konserinin sonunda civara çöken sisi de anmak isterim. Göz gözü görmez halde kafada Smack My Bitch Up ve istemsizce seğiren kaslarla tünelden geçip servislere ilerlemek. Adeta ölülerin şafağı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2628585099035009532?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2628585099035009532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2628585099035009532&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2628585099035009532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2628585099035009532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/07/yazn-en-cok-konusulan-organizasyonu.html' title='kola im park'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NVG7aLZd5d8/Sk-6R2o9BuI/AAAAAAAAAAc/8pbm4q3WF_o/s72-c/rockncoke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1340744456376306105</id><published>2009-07-07T15:53:00.009+03:00</published><updated>2009-07-28T11:46:13.124+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='firewater'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçükçiftlik lunaparkı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balkan soundz festival'/><title type='text'>balkan soundz festival (+video)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i.friendfeed.com/986ca6cd22ba11c9fc783de0b18af5fb30576138"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 423px; height: 128px;" src="http://i.friendfeed.com/986ca6cd22ba11c9fc783de0b18af5fb30576138" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Balkan sound" hayatımıza ne zaman girdi, ne zaman bu kadar popüler oldu da adına festival düzenlenir hale geldi diye düşündüm yazıya başlamadan önce. Aklıma ilk gelenler Goran Bregoviç'in her yaz Harbiye Açıkhava'da verdiği konserler, konser boyunca perdede dönen Çingeneler Zamanı, televizyonda yayınlanan aynı film, Sezen Aksu'nun Goran Bregoviç şarkılarını Türkçe söylediği Düğün ve Cenaze albümü, aynı bestelerin 90'larda pop şarkıcıları tarafından kullanılması oldu.&lt;span id="fullpost"&gt; Bu şekilde halihazırda aşina olduğumuz balkan müziği ana akımın içinde kendine yer buluyor. Çingene kültürü zaten 80'lerde Gırgıriye'yle popülerlik kazanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene 2009 olduğunda çocukluğunu bu bahsettiklerimi izleyerek/dinleyerek geçirmiş nesil yirmili yaşlarının ortalarında. Çingene hayatı ve balkanlar yine tv'de, bir de Gogol Bordello diye bir grup patlamış, o kadar popüler ki Madonna'yla takılıyorlar, Gypsy-punk diye bir kavram dolanıyor ortada. Hıdrellez şenlikleri dolup taşıyor. Bir pazar oluşmuş durumda yani. Dolayısıyla "Balkan Soundz" diye bir festival için şartlar olgun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükçiftlik Lunaparkı güzel bir konser mekanı olmuş. Hem yeterince büyük, hem alet edevatla eğlenmek mümkün. Akşama doğru alanda olduğum için Kolektif İstanbul ve Selim Sesler'i izleyemedim, !DelaDap'a yetiştim. Çek, Sırp, Boşnak ve Rus müzisyenlerden oluşan grup, yaptığı müziği "Şehir Çingene Sound'u" olarak adlandırıyor. Çingene ritimlerine cıptıs katıyorlar. İki çingene kadın solistleri var. Zaten göbek atmaya yeminli olan kalabalığı bayağı eğlendirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada olmamın asıl sebebi Firewater, dünya müziklerinden etkilenen bir rock grubu. Solist Tod A son birkaç yılı ülke ülke dolaşıp yerel müzisyenlerle kayıtlar yaparak geçiren bir seyyah. Türk bir sevgilisi var ve Radyo Eksen tayfasıyla bayağı sıkı fıkı. Grup İstanbul'daki ilk konserini geçen yıl Babylon'da vermişti. O zaman seyircinin yeteri kadar ateşleyici olmadığını düşünmüştüm. Bu defa daha kalabalık ve hevesli bir seyirciye çaldılar. Doğal olarak daha iyi bir konser oldu. Setlist yine son albüm ağırlıklıydı ama sahnede o kadar güzellerdi ki şikayet etmek içimden gelmiyor. En azından '96 tarihli ilk albümlerinden Some Strange Reaction'ı dinleyebildik. Tod A hala doğru düzgün Türkçe konuşamadığını ama bir cümleyi iyi bildiğini söyledi: "Bir berber bir berbere gel beraber... I fucked this up too." Oynak ska ritimleri dhol'le birleşince göbek dansları hız kesmeden devam etti. Çek gitarist, dholcü abi ve adını hatırlamadığım tromboncu kadın özellikle başarılıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin son grubu Boban Markovic Orkestar, "Balkan" kelimesinin tam karşılığıydı ve saatlerdir bitmemesine şaştığım bir enerjiyle dans eden insanları iyice yorarak geceye noktayı koydu. Tod A de kenarda sevgilisiyle dans edip halay çekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece boyunca herhangi bir tatsızlık olmadı, alan tıklım tıklım değildi, herkesin dans etmesine yetecek yer vardı. Köfte standının ara sıra ortalığı kaplayan dumanı Haliç kıyısında piknik atmosferi yaratsa da toplamda düzgün bir organizasyondu benim için. Seneye ikincisi de olsa keşke. Fotoğraf makinemin elverdiği kadarıyla çekebildiğim videoları da iliştiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-5f27b5bbbf9cfb3" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v11.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D05f27b5bbbf9cfb3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D50E515BA84BAEC624235A977DCDC18EA83CD51B3.75A21DD229546CB5E1CD296322DE95FCBF1EABB8%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5f27b5bbbf9cfb3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dih8GJb2-LQQVYznGdRioEnZ5GLo&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v11.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D05f27b5bbbf9cfb3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D50E515BA84BAEC624235A977DCDC18EA83CD51B3.75A21DD229546CB5E1CD296322DE95FCBF1EABB8%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5f27b5bbbf9cfb3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dih8GJb2-LQQVYznGdRioEnZ5GLo&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-9ec91d777944f10d" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v12.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D9ec91d777944f10d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4D3F40F80D1CCFE3F5940C6E572DA957D10101C7.771AA9147B34F17BCBE7E753ADD94B6A699D4601%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D9ec91d777944f10d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dhkua7jDD-S7FVv-vIUtrsplOh8I&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v12.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D9ec91d777944f10d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4D3F40F80D1CCFE3F5940C6E572DA957D10101C7.771AA9147B34F17BCBE7E753ADD94B6A699D4601%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D9ec91d777944f10d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dhkua7jDD-S7FVv-vIUtrsplOh8I&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1340744456376306105?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=5f27b5bbbf9cfb3&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=9ec91d777944f10d&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1340744456376306105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1340744456376306105&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1340744456376306105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1340744456376306105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/07/balkan-soundz-festival-video.html' title='balkan soundz festival (+video)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4049003219319505739</id><published>2009-07-02T15:34:00.015+03:00</published><updated>2009-07-28T11:46:54.029+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadıköy Sound'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='90&apos;lar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kesmeşeker'/><title type='text'>para dedin pul dedin</title><content type='html'>&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SkyrBvMItgI/AAAAAAAAAAc/IUUuu43B3Yg/s1600-h/l9974374396_2446.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 232px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SkyrBvMItgI/AAAAAAAAAAc/IUUuu43B3Yg/s320/l9974374396_2446.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353842103372264962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;        90'ların sonunda bir ortaokul öğrencisi televizyonda, caddebostan sahilde çekilmiş bir klip izler ve olaylar gelişir. Üzerinden yıllar geçer ve gencimiz 23 mayıs 2009 akşamı kendini Beyoğlu'nda Ghetto isimli bir mekanda bulur. İşte budur, az çok o geceki kesmeşeker konserinin evveliyatı bendeniz için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span id="fullpost"&gt;90'ları seven herkes gibi ben de,  o gün üzerimde bir Kadıköy sevgisi, bir çeşit kendime özgü nostaljiyle gelmiştim mekana. Hiç düşünmeden verilen 20 lira sonucunda girdim içeriye. Mekan havasız, sahne alçak, yerler ise halı kaplıydı. Otel lobilerine alışık olmayan bünye şaşırıyor pek tabii olarak. Boş sahneye bakarken, bir anda seyircilerin arasından Cenk Taner önderliğinde  gitarda Kaan Altan, bassta Mehmet Şenol Şişli, davulda ise Emre Sarıtunalılar'ı gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevineceğim yerde içimde anlamsız bir burukluk oluştu. Bu anlamsızlığa konserin sonlarına doğru bir anlam yükleyebildim. Her neyse, tek sorumlu'yla açılan konser aşk ve para'yla, en sevdiğim acıların kralı'yla devam ediyor ve tabir-i caizse beni kendimden geçiriyordu. Bir ara ise,  Cenk Taner'in saz arkadaşları, abimizi sahnede yalnız bırakıyor ve solo bir performans izleyenleri büyülüyordu. Bu esnada, buradan uzaklara gitmek isteyenler, başlarını sadece aşk için eğenler ve güneşin hiç batmadığına inanlar ordusu astral ziyaretler yaparken, bendeniz de bir hayli yorulmuştum. Köşede koltuklarda otururken çalan İstanbul İstanbul ile "yuh artık bu da çalınmaz ki" gibi tepkiler, mekanın rabarbasını oluştururken hafiften gitmeye hazırlanıyordum ki, sanki bu kararımı farkeden Cenk Taner, bana nazire yaparcasına yine, ne gaz, ne de odun alacak parasının olmadığından bahsediyordu. Bu son darbeyle enerjiyi tüketen bendeniz mekandan ayrılıyordum ki, oradaki izleyicilere bakakaldım. Benim konserin başında hissettiğim burukluk sanki onlarda da vardı. Neredeydi bunca yıldır Kadıköy'ün efsanesi? Neredeydi kaptan? Yoksa buraları terk mi etmişti? Yoksa müzik şu son 10 senede çok değişmiş de Kadıköy Sound'u tarihe mi gömmüştü? Konser başındaki anlamsız sıkıntımın sebebini de anladıktan sonra tekrar Kadıköy sınırlarına dönmek için çıktım mekandan. Eve dönerken, aklımda canımı sıkan başka şeyler de vardı ama, ömürlük bir konser izlemenin saçma gururu da fena halde göğsümü kabartmıyor  değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Beni süvetere alan ve benden yazı yazmamı isteyen kitsch insect ve manyetikbant'a saygılar sunar aranızdan ayrılırım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4049003219319505739?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4049003219319505739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4049003219319505739&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4049003219319505739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4049003219319505739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/07/para-dedin-pul-dedin-90larn-sonunda-bir.html' title='para dedin pul dedin'/><author><name>osmandemirci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15582462861755901081</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Din5Brd47jw/SkyrBvMItgI/AAAAAAAAAAc/IUUuu43B3Yg/s72-c/l9974374396_2446.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1737939791016355084</id><published>2009-06-20T21:08:00.007+03:00</published><updated>2009-07-28T11:53:46.490+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tara jane o&apos;neil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulaktan kulağa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arka oda'/><title type='text'>tara jane o'neil vardı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://cdn.stereogum.com/img/thumbnails/posts/tara-jane-oneil-drowning.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 450px; height: 286px;" src="http://cdn.stereogum.com/img/thumbnails/posts/tara-jane-oneil-drowning.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Üç ayı geçmiş yazmayalı. Buralarda hala birileri var mı? Bu yazıyı yazmadan önce oturup hafızamı tazelemeye çalıştım biraz, konseri ayrıntılarıyla hatırlamaya çalıştım. Bant'ın kulaktan kulağa konser serisi kapsamında, 7 Haziran gecesi Arka Oda'da izledik Tara Jane O'Neil'i.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;  Bu kadınla tanışıklığım yenidir, In The Sun Lines ve A Ways Away albümlerini dinleyip hoş bulmuşumdur müziğini. Küçük ve samimi bir ortamda kendisini dinlemek de güzel bir fikir gibi göründüğünden leş gibi sıcak bir Haziran akşamı Arka Oda'daki yerimi almışımdır. Büyük beklentilerim olmadığı sanırım anlaşıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konseri açan OAK benim için gecenin en önemli kazancıydı, onları dinlemekten çok keyif aldım. Maalesef aynı şeyi Tara için söyleyemem. Tavırlarıyla, konuşmasıyla, anlattığı hikayelerle, Cher'i nasıl sikebileceğini merak etmesiyle benim için o kadar iticiydi ki, hayatımda ilk defa sahnedeki birini izlerken içimdeki hoşnutsuzluk bu kadar güçlüydü. Bir samimiyetsizlik dalgası aktı sanki mikrofondan bana doğru. Seyirciye sarf edilen "I love you"lar ilk defa bu kadar yalan geldi. Gerçi insanlar böyle hissetmiyor gibiydi, konseri daha iyi yapmak için çabalıyorlardı kendilerince. Ama seyirciye dağılan bütün o zillerin bir işe yaraması için ortada bir iletişim olması gerekti ve ben böyle bir şey hissetmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi albüme ağırlık vermiş, ne çalmış, hiçbirini söyleyemem. Önemli de değil, çünkü dinlediğim şarkıların şu anda verdiği hisle ilgisi yoktu oradakilerin. Cehennemi sıcakta, kısık ışıklarla, bir saatten belki biraz fazla sürdü bu hadise ve bittiğinde gerçekten çıkıp gideceğim için mutluydum. Tara Jane O'Neil'ın performansı da orta büyüklükte herhangi bir  grubun konserini açan solo sanatçılardan daha iyi değildi. Sorry. Benim kadar sıkılmayanlar vardır umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak konserle ilgisiz bir şey; aylar sonra buraya yazmak ve birilerinin bunu okuyabileceğini düşünmek birden çok iyi geldi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1737939791016355084?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1737939791016355084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1737939791016355084&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1737939791016355084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1737939791016355084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/06/tara-jane-oneil-vard.html' title='tara jane o&apos;neil vardı'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7228572687717607668</id><published>2009-03-09T13:16:00.004+02:00</published><updated>2009-07-28T11:52:19.315+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tindersticks'/><title type='text'>18 şubat 2009 tindersticks istanbul konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Sm6792NDg2I/AAAAAAAAAYQ/NcOjwemBXvc/s1600-h/ps-DSC_5734-2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 449px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Sm6792NDg2I/AAAAAAAAAYQ/NcOjwemBXvc/s400/ps-DSC_5734-2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363430877441524578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uyuşukluk üzerine tahsil yaptığım için bugüne kadar cümlelerimi toparlayamadım, özür dilerim. Tindersticks hayatımda büyük yere sahip bir grup değil, üç beş şarkısını bilirim o kadar, bu yüzden gayet sakin halde, sadece iyi müzik dinlemek üzere gittim CRR'ye.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konser saatinde başladı. Açılışı bilgisayarı ve gitarıyla İrlandalı David Kitt yaptı. Kendisinin "Türkiye'yle ilgili bildiğim tek şey küçükken Midnight Express'te izlediklerim. Umarım bir şeyler değişmiştir. Bi şey demedim tamam, ehi ehi." ifadesini yersiz buldum. Sanırım yarım saat civarında kaldı sahnede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tindersticks ilk birkaç şarkı boyunca mikrofon ve ses seviyeleriyle ilgili sorun yaşadı. Stuart Staples'ın "This is fucked." çıkışından sonra mikrofon değişti, olay halledildi. Grupla ilgili ne söyleyebilirim ki, kendilerini ilk defa izledim ve büyüleyiciydiler. CRR'nin rahat koltuklarına gömülüp, kimsenin çıt çıkarmadığı, sahnedekilerin ayaklarının çıkardığı gıcırtıların bile duyulduğu bir ortamda müziği solumak huzur vericiydi. Seyirci tam da olması gerektiği gibiydi. Ses çıkarmamak için fotoğraf makinemin deklanşörüne basmaya bile çekindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zarafetin vücut bulmuş haliydi sahnedeki her adam. Karşılarında böyle güzel bir seyirci olduğu için onlar adına, konser CRR gibi güzel bir yerde olduğu için de Tindersticks dinleyicisi adına mutlu oldum, sonunda iki bisle ödüllendirildik zaten. CRR değerlendirilmesi gereken harika bir salon, orada olmayı özlediğimi fark ettim. Konserden 20 gün sonra görüyorum ki bende bir huzur ve mutluluk duygusu bırakmış Tindersticks.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setlist şöyleydi: Introduction, Yesterdays Tomorrows, The Flicker of A Little Girl, Feel The Sun, E-Type, Other Side of the World, The Organist Entertains, Dyin' Slowly, City Sickness, Say Goodbye to the City, Sleepy Song, She's Gone, Hungry Saw, Mother Dear, Boobar, All The Love, The Turns We Took, My Oblivion, Her, My Sister, Tiny Tears (sıralamadan emin değilim).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/manyetikbant/sets/72157614293589444/"&gt;Şurada&lt;/a&gt; birkaç fotoğraf var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7228572687717607668?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7228572687717607668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7228572687717607668&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7228572687717607668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7228572687717607668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/03/18-subat-2009-tindersticks-istanbul_09.html' title='18 şubat 2009 tindersticks istanbul konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Sm6792NDg2I/AAAAAAAAAYQ/NcOjwemBXvc/s72-c/ps-DSC_5734-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2582899349544623033</id><published>2009-03-07T17:47:00.004+02:00</published><updated>2009-08-11T13:46:15.294+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='folk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='experimental folk'/><title type='text'>Silent Land Time Machine/ &amp;hope still</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SbKXwPNCXCI/AAAAAAAAAcM/jXXF2G7KrDY/s1600-h/2400219028_5a8cb70f88.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 220px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SbKXwPNCXCI/AAAAAAAAAcM/jXXF2G7KrDY/s320/2400219028_5a8cb70f88.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310473765593963554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Silent Land Time Machine, geçtiğimiz yıl ekim ayında &amp;hope still adındaki albümünü Indian Queen Records ve Time Lag  den yayınladı. Albüm kritiğine geçmeden önce Silent Land Time Machine den bahsetmek istiyorum.&lt;span id="fullpost"&gt;SLTM i tek kişilik bir orkestra gibi düşünün. Jon, Godspeed You! Black Emperor ve A Silver Mt. Zion dan aldığı ilhamı içinde viola, keman, gitar, akordiyon, piyano ya da eline alabildiği her ne varsa müziğine katıyor. Keman söz konusu olunca müzisyenin gerçek ilhamlarını belirtmek gerek  violist Anni Rossi ve A Silver Mt. Zion dan tanıdığımız Sophie Trudeau bu güzel ilhamlar.Kısacası bu ilhamlarla ve  bu enstrümanlarla kendi çok sesli grubunu kuruyor Austin-TX da. Albümündeki parçalar şöyle; Everything Goes To Shit, I Shouldn't Be In School, The Thing This Doesn't Mean Is Nothing, The Contours of Perfect Distance, Electronic Transmission(S), Down To Hill, Copperpot Topography. Gelelim müziğinin nasıl olduğuna. Şimdi bu kadar çok enstrüman olunca,  tek kişilik bir 'orkestra' olduğunu söyleyince ve tabiki  A Silver ı da anınca akla hemen post- rock demek geliyor. Açıkcası SLTM için polyfoni müziğinin içine süreklemek için bir yol gibi. Hafif bir akordiyon sesi duyunca galiba biraz folk da diyebilirsiniz  ya da  Electronic Transmission dinlediğiniz de elektronikten bahsetmek zor da olmayabilir. Ama birden yaklaşık 13 dakikalık  Copperpot Topography parçasını dinleyince onun size sunduğu bitmek bilmeyen enerjisiyle karşılaşabilirsiniz ve içinde herşey olan bir dünya ile. Her neyse ben şu post- rocktır bu anti deneysel folktur demek istemiyorum ama last fm de bir günlük yazısında okuduğum SLTM için verilen post-americana-psyminimal-desktop-folktronica tür kavramını duyunca biraz eğlendim her neyse  myspace sayfasında experimental chamber folk/ rock olarak tanımlamış kendisini  bunu ekleyerek kafanızı bu türler konusunda daha da karıştırarak  bu konuyu kapatmak istiyorum.  Benim hoşuma giden tarafı bu çok kişilikli adamın kendini ifade etme biçimi. Genel olarak müziğinde söz yok ama arada müziğine eşlik eden insan sesleri de yok değil bunu Copperpot Topography dinlediğiniz zaman görebilirsiniz. Her neyse kullandığı herşey müziğini ve dinleyenini bir yere götürebiliyor yani bana herşey onun ifadesinde yerli yerinde geldi. Son olarak söyleyebilceğim şey şudur eğer bir yerlerde rastlarsanız tek kişilik bu orkestrayı dinlemeden geçmeyin.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2582899349544623033?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2582899349544623033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2582899349544623033&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2582899349544623033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2582899349544623033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/03/silent-land-time-machine-still.html' title='Silent Land Time Machine/ &amp;hope still'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SbKXwPNCXCI/AAAAAAAAAcM/jXXF2G7KrDY/s72-c/2400219028_5a8cb70f88.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3201480614086199710</id><published>2009-02-17T11:41:00.011+02:00</published><updated>2009-07-28T11:55:53.606+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indie rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='glasgow'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the twilight sad'/><title type='text'>the twilight sad</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://rcrdlbl.com/files/rblog_images/l_4c8de07b58a07ee707763435614a9b5b%281%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 500px; height: 359px;" src="http://rcrdlbl.com/files/rblog_images/l_4c8de07b58a07ee707763435614a9b5b%281%29.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır yazmak istediğim bir grup Glasgowlu The Twilight Sad. Vokalde James Graham, gitar ve akordiyonda Andy MacFarlane, bas gitar ve &lt;a href="http://www.wtisbury.mv.k12.ma.us/projects/makeway/instruments/glokenspeil.gif"&gt;glockenspiel&lt;/a&gt;'de Craig Orzel, davulda Mark Devine'den oluşuyor. İlk albümleri &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fourteen Autumns &amp;amp; Fifteen Winters&lt;/span&gt;, 2007'de çıktı.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü dinlerken çok katmanlı bir müzik tarafından sarıldığımı hissediyorum. Yükselip alçalan elektrogitar dalgaları arasında davul ve ziller. James Graham'ın güçlü sesi ve belirgin İskoç aksanı, şarkıları daha zevkle dinlenir hale getiriyor. Albümde çoğunlukla sakin olsa da sahnede agresif bir vokali var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkı sözleri Graham tarafından yazılmış. Albüm kapağından da anlaşıldığı gibi aileye karşı bir öfke, hayal kırıklığı, insanlara inançsızlık mevcut karanlık şarkı sözlerinde. Graham, ikinci albümde sözlerin daha da karanlık olduğunu söylüyor, ayrıca daha gürültülü olacakmış. Geçtiğimiz yıl, albümdeki bazı şarkıların farklı versiyonlarının yer aldığı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Here, It Never Snowed. Afterwards It Did&lt;/span&gt; adlı bir EP yayınladılar. Edward Scissorhands'den alıntılanan albüm adı, içine kapanık romantik çocuklar olduklarını düşündürdü bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralık'ta sınırlı sayıda basılan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Killed My Parents and Hit The Road&lt;/span&gt;'da ise birkaç konser kaydı ve The Smiths'ten Half A Person, Joy Division'dan Twenty Four Hours, Yeah Yeah Yeahs'den Modern Romance coverları bulunuyor. Albüm kapağı ve adı Sonic Youth'un &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Goo&lt;/span&gt;'suna bir selam.&lt;br /&gt;Bu güzel İskoç arkadaşların tüm kayıtlarını tavsiye ederim. Yeni albüm Eylül'de çıkacakmış, beklemeye değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/01%20cold%20days%20from%20the%20birdhouse.mp3"&gt;The Twilight Sad – Cold Days From The Birdhouse&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/06%20Twenty%20Four%20Hours.mp3"&gt;The Twilight Sad – Twenty Four Hours&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3201480614086199710?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3201480614086199710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3201480614086199710&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3201480614086199710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3201480614086199710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/02/twilight-sad.html' title='the twilight sad'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-287241809384494831</id><published>2009-02-08T14:48:00.007+02:00</published><updated>2009-02-08T19:16:57.229+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><title type='text'>Damien Jurado without his band</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SY7VOcKVxeI/AAAAAAAAAcE/GjQiQuuuVEs/s1600-h/DSC01062.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SY7VOcKVxeI/AAAAAAAAAcE/GjQiQuuuVEs/s320/DSC01062.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300408255516100066" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Out from my window across from the city&lt;br /&gt;I have what's considered a good view&lt;br /&gt;Two blocks from the subway, three from the fountain&lt;br /&gt;Where I walk to break in new shoes&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Beynimi karalama defterine dönüştüren anılardan kurtulmak için ya da kurtulduğum ölçüde daha yaşanılır kılmak için eski bir izlenim olan bir konser yazısına başlamak ne güzel. Konserim Damien Jurado'nun kasım 2008 Paris La Fleche d'or adlı &lt;br /&gt;-haftanın her günü neredeyse canlı performansların olduğu- bir mekanda geçiyor. La Fleche d'or güzel bir mekan ama bir yandan da bana oldukça karmaşık gelen bir ziyaretçi kitlesi var.Mekan eski bir gardan bozma ve yanlış hatırlamıyorsam La Fleche d'or adlı garın treninden de ismini alıyor. Açıkcası görünüş olarak çok güzel ama konserden yükledeğim videoyu da dinlerseniz ne kadar çok gürültülü bir mekan da olduğunu görürsünüz.Tabi bunda La Fleche d'or un sadece bir konser mekanı olmamasının da payı büyük. Herneyse önemli olan Damien Jurado yu canlı dinlemek tabi ki. Konser olması gereken zamandan daha geç olmasının  verdiği bir sıkılmayla başladı.Fakat Damien sahneye tek başına çıkınca farkettik ki bir sorun vardı. Grubu Ingiltere'den gelememiş ve Damien pasaportunu kaybetmişti vs. Hayli yorgun görünüyordu ve hatta sanki o an mekana gelmiş ve gelir gelmez sahneye çıkmıştı.Ama çalmaya başladığı zaman  onu dinlemeye gelen seyirci  hem de kendisi dinlendi. Grubu yanında olmamasına rağmen dinleyicileri müziğiyle sesine ve sözlerine bağladı.Açıkcası bu tip canlı performanslara alışık bir kitleyle izleyince konseri siz de normal bulabiliyorsunuz ama düşününce aslında bir hayal kırıklığı içinde o mekandan ayrılmadığımı söyleyemem.Ama Damien Jurado yu dinlemek yine de geçmişe baktığımda tekrar tekrar yaşayabilseydim dediğim anlardan biri olucaktır. Konserde kaydetmeye çalıştığım Ohio şarkısını sona ekliyorum umarım bir izlenim olur sizin için de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Sszb9n1E0-Q&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Sszb9n1E0-Q&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-287241809384494831?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/287241809384494831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=287241809384494831&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/287241809384494831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/287241809384494831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2009/02/damien-jurado-without-his-band.html' title='Damien Jurado without his band'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SY7VOcKVxeI/AAAAAAAAAcE/GjQiQuuuVEs/s72-c/DSC01062.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-706418673622962178</id><published>2008-12-24T00:24:00.007+02:00</published><updated>2009-06-20T22:20:16.353+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grunge'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stone temple pilots'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='army of anyone'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='albüm'/><title type='text'>army of anyone</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.100xr.com/100_XR/Artists/A/Army_Of_Anyone/Army.Of.Anyone.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 450px; height: 300px;" src="http://www.100xr.com/100_XR/Artists/A/Army_Of_Anyone/Army.Of.Anyone.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90'ların en kendine has gruplarından Stone Temple Pilots'ın yeniden ABD'yi turladığı bugünlerde, olası bir STP albümünün umudunu taşırken, Army of Anyone'ı gözden kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;STP'nin dağılmasından sonra gitarist ve basçı DeLeo kardeşler davula Ray Luzier'i, vokale de Filter'dan Richard Patrick'i alarak Army of Anyone'ı oluşturur. 2006 Kasım'ında ilk ve tek albümleri Army of Anyone yayınlanır. &lt;span id="fullpost"&gt;2007 Mayıs'ında da grup son konserini verir ve dağılır. Bu kısa süre içinde bir de turne yaparlar.&lt;br /&gt;Army of Anyone, STP'nin bütün enerjisini içeriyor DeLeo'lar sağolsun. Utanmasam Scott'sız STP diyeceğim (ayıp olur diye demiyorum). Leave It ve Father Figure Core'dan, It Doesn't Seem to Matter Purple'dan fırlamış gibi. Patrick'in sesinin zaman zaman Weiland'a benzediğini söylemek de mümkün (kendisi için pek olumlu olmasa da). Weiland Velvet Revolver'da ego sıradağlarına toslarken arkadaşlar sakin kafayla mis gibi bir albüm yapmış. Lakin satmamış.&lt;br /&gt;Eskileri bırakamayan, bırakmak istemeyenlere tavsiyemdir. Müstakbel STP albümünü beklemek için bir sebeptir. Kısa ömürlü olsa da dinlemeye değer bir gruptur. Örnek mahiyetinde beğeninize sunduğum Leave It, DeLeo imzasını alnının ortasında taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fileden.com/files/2009/2/17/2325666/10-army_of_anyone-leave_it.mp3"&gt;Army of Anyone - Leave It&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-706418673622962178?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/706418673622962178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=706418673622962178&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/706418673622962178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/706418673622962178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/12/army-of-anyone.html' title='army of anyone'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6734264560053849508</id><published>2008-12-08T17:03:00.007+02:00</published><updated>2009-02-17T21:52:59.967+02:00</updated><title type='text'>Film Başlıyor: My Summer as a Salvation Soldier</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/ST1o5mtlFhI/AAAAAAAAAZs/et2P_JlcNaM/s1600-h/summersalvation.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/ST1o5mtlFhI/AAAAAAAAAZs/et2P_JlcNaM/s320/summersalvation.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5277489677201643026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Okuyan herkesin farkettiği gibi bir süredir Paris'ten yazıyoruz.Paris konserleri, Paris'te keşfedilen gruplar derken birden karşıma My Summer as a Salvation Soldier çıkıyor.Öncelikle My Summer... dan daha sonra hiç düşlemediğim şekilde dinlemiş olduğum konserinden biraz bahsedeceğim.&lt;span id="fullpost"&gt;My Summer as a Salvation Soldier bazı yerlerde .... army soldier olarak da geçiyor, izlandalı Þórir Georg Jónsson'in kendi deyimiyle grubunun ismi.2004 "I BELIVE IN THIS" albümünden sonra "Best Newcomer of the year 2004" adlı İzlanda müzik ödülünü almış ve daha sonra 2006 "ANARCHISTS ARE HOPELESS ROMANTICS" bu albümden sonra farklı ülkelerdeki konserler vermiş.Amerika'da kısa bir dönem yaşamış onu da unutmayalım (Austin-TX).Herneyse myspace de yazdığına göre  son albüm "ACTIVISM "de  bu geziden izler taşıyormuş.My Summer.. ın müziği, nasıl söylemek doğru olur tam olarak sınıflandırmak istemiyorum ama sesinin müziğindeki payı büyük onun dışında şiirsel yanını da görmemek elde değil.Bir de ilhamlarından biri Nick Drake ve yeteneği-sesi Bonnie Prince Billy ve Bill Callaghan ile karşılaştırılınca (ya da benzetme diyebiliriz) fazla söze gerek kalmayacaktır.Son olarak mini-konserden bahsetmek istiyorum, nette rastgele gezerken Paris'te ilk kez düzenlenecek olan Air d'Islande film festivalinin sayfasına rastladım, programa bakarken kasım 6 concert:My summer as a salvation soldier yazısını gördüm ve tabiki sevindim :) La Filmothéque adlı Paris'in entellektüellerinin (belki de eski entelektüellerinin demek daha doğru olur) uğrak mekanı Quartier Latin'de, gerçek sinefillere özgü bir sinema salonundaydı konser.Filmden çıkıp my summer... dinlemek için bekledik birden etraftaki izlandalı popülasyonun arttığını farkettik bu gerçekten güzeldi :) herneyse içeri girdik Þórir film sahnesinin önüne konulan sandelyeye geçti ve tamamen akustik (evinde çalar gibi)kara kaplı defterine yazdığı şarkı listesinden çalmaya başladı.Nasıl desem yazdığı en eski şarkı olduğunu söylediği "canada oh canada" canlı dinlemek çok güzeldi.Bir saat nasıl geçti anlamadım.Konser bitti ama hikaye bitmedi film salonunda tanıdık biri daha vardı çok geç farkettiğim içim kendime kızıyorum ama konseri İzlandalı yönetmen Dagur Kári ile birlikte dinledik.Hersey hızlı gelişti farketmem geç oldu ama düşüncesi bile güzel.Yazıyı konserde çekmeye çalıştığımız ankete pek uymayacak ama yine de anı olsun diye kısa bir video ekleyerek bitirmek istiyorum.Videomuz,"This Is A Long Drive For Someone With Too Much To Think About" ın ilk bölümüdür.&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-37df2e0a05456218" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v16.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D37df2e0a05456218%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D83DE60104716FAD4F63CF05CD5833B1EF01FED18.3F1E1F1D2646F84A157CBC47A825B332B630FAAE%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D37df2e0a05456218%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DroKpSpKGLNQQcpUCGfKH2kFFKsE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v16.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D37df2e0a05456218%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D83DE60104716FAD4F63CF05CD5833B1EF01FED18.3F1E1F1D2646F84A157CBC47A825B332B630FAAE%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D37df2e0a05456218%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DroKpSpKGLNQQcpUCGfKH2kFFKsE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6734264560053849508?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=37df2e0a05456218&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6734264560053849508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6734264560053849508&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6734264560053849508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6734264560053849508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/12/film-balyor-my-summer-as-salvation.html' title='Film Başlıyor: My Summer as a Salvation Soldier'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/ST1o5mtlFhI/AAAAAAAAAZs/et2P_JlcNaM/s72-c/summersalvation.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5239640336848543050</id><published>2008-12-06T00:11:00.004+02:00</published><updated>2009-06-20T22:21:06.317+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izlanda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='for a minor reflection'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post rock'/><title type='text'>for a minor reflection</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.grapevine.is/media/w490/4868b5e412b35b5f.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 286px; height: 428px;" src="http://www.grapevine.is/media/w490/4868b5e412b35b5f.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;For a Minor Reflection, Reykjavik'li bir enstrümantal post-rock grubu. İlk albümleri "Reistu þig við, sólin er komin á loft..."u kendileri kaydedip yayınlamışlar. Iceland Airwaves müzik festivalinde sahne almanın dışında en büyük başarıları Sigur Rós'a Avrupa turnesinde eşlik etmeleri.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Sigur Rós kendilerini o kadar tutuyor ki "Mogwai'yi geçebilecek potansiyele sahip" demişler bu çocuklar için (Kjartan, Goggi'nin kardeşiymiş lan!). Sahnede minicik duran (yaş itibariyle) For a Minor Reflection, seyirciyi kısa sürede coşturuyor. Ayrıca Sigur Rós'a Festival şarkısında eşlik ediyorlar. Konserden sonra da promosyon için cd-tişört vesaire satıyorlar standda. Hem sahne performanslarını hem albümlerini iyi bulduğum bu genç arkadaşları tavsiye ederim.&lt;br /&gt;Kendileri Kjartan Holm (gitar), Guðfinnur Sveinsson (gitar, piyano), Elvar J. Guðmundsson (bas gitar) ve Jóhannes Ólafsson (davul).&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5239640336848543050?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5239640336848543050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5239640336848543050&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5239640336848543050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5239640336848543050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/12/for-minor-reflection.html' title='for a minor reflection'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5945049100873691765</id><published>2008-11-16T18:58:00.015+02:00</published><updated>2008-12-05T00:28:03.671+02:00</updated><title type='text'>A Silver Mt. Zion + Shearwater</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SSBZqd63XPI/AAAAAAAAAXM/pULjjAAwdCI/s1600-h/4365573.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 230px; height: 155px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SSBZqd63XPI/AAAAAAAAAXM/pULjjAAwdCI/s200/4365573.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269310150144384242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SSBZ7knGYbI/AAAAAAAAAXU/GC22Aw3QuPs/s1600-h/9742337.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 223px; height: 131px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SSBZ7knGYbI/AAAAAAAAAXU/GC22Aw3QuPs/s200/9742337.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269310443998306738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mogwai seyahatimizden sonra müzik gezimize A Silver Mt zion ve ön grup Shearwater ile devam ettik.Le Bataclan adlı Paris'in güzide konser mekanında yerlerimizi aldık.Bir süre kapıda beklerken ıslandık ama Bataclan daki yerimizi alınca konsere biraz daha yaklaştık.&lt;span id="fullpost"&gt;Ve işte o an ışıklar söner Shearwater sahneyi doldurur.Her şarkı diğer bir şarkıyı dinlemek için hazzı artırır.Grubu canlı dinlemek izlenimleri kat kat pozitif yapar.Nasıl desen beklediğimden çok iyilerdi.Aslında çok da bir sey beklemiyordum -olumsuz anlamda değil-çünkü ilk kez dinleyecektim.Ama öğrendik ki Shearwater ın Paris teki yanlış hatırlamıyorsam üçüncü konseriydi ve bu yüzden grup rahat seyirci rahat diyalog harika.Sonuç olarak bir saat kalmalarına rağmen doyulmaz bir konser.Ardından herkesin beklediği an sahne A silver mt zion için hazırlanmaya başlanır ve Efrim kendisini arada bir gösterir.Sahnenin tam olarak hazırlanmasından sonra grup elemanları yerlerini yavaşça alır(Efrim, Sophie, Jessica, Thierry, Scott).Sahnenin ortasına konan pet şişeden bozma çiçekli saksıyı da unutmamak gerek.Nese her şey hazırdır ve A Silver daha önce alışık olduğu Paris kitlesine döner gayet samimi olarak birşeyler söyler ve müzik başlar. Take These Hands And Throw Them In The River ,Dead Marines, Black Waters Blowed/Engine Broke Blues , Microphones in the Trees, Horses In The Sky, There Is A Light, Metal Bird, ve bis 1,000,000 Died To Make This Sound çalınır.Arada Efrim yaptığı olağanüstü diyaloglarla konser her şarkıdan önce ayrı bir havaya bürünür.Oldukça samimi, komik, iğneleyici ve kendinden emin tavırları dinleyici ile olan ilişkisini daha bir güçlendirdiğini ekleyebilirim.Umarım bir kez daha dinleme şansım olur zira Paris konseri turnelerinin son konseriydi ve fakat manyetikbant konser sonrası kemancı sophie yaklaştı ve İstanbul a çağırdı onları ve sophie de bir dahaki sefere görüşürüz dedi :) bu da küçük bir anekdot.Son olarak konser sırasında çekmeye çalıştığım iki videoyu ekliyorum.Umarım ilginizi çeker.(ilk video god bless our dead marines, ikincisi metal bird)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/NfJqXeLLsVU&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/NfJqXeLLsVU&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ArnPm_lhNUI&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ArnPm_lhNUI&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5945049100873691765?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5945049100873691765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5945049100873691765&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5945049100873691765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5945049100873691765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/11/silver-mt-zion-shearwater.html' title='A Silver Mt. Zion + Shearwater'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SSBZqd63XPI/AAAAAAAAAXM/pULjjAAwdCI/s72-c/4365573.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-174233467877200218</id><published>2008-11-08T23:20:00.009+02:00</published><updated>2009-06-20T22:22:09.052+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mogwai'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='casino de paris'/><title type='text'>28 ekim mogwai paris konseri (+videolar)</title><content type='html'>Üzerinden zaman geçmesine rağmen değinmek gereken bir şey Mogwai konseri. Bizim Ses Tiyatrosu'na benzer (koltuksuzu) cici bir yer olan Casino de Paris'de, kırmızı halılar üzerinde izledik Mogwai ve alt grup The Twilight Sad'i.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Glasgow çıkışlı The Twilight Sad'den ayrı bir yazıda bahsedeceğim. Sahnede sadece yarım saat kaldılar ama özellikle solist James Graham'ın performansı görmeye değer. Dolu bir salonda sahne aldı Mogwai. Cayır cayır çalıp, bir de bis yaptılar. Stuart Braithwaite'in "World Cup Argentina '78" tişörtü ve bazı şarkılarda kullandıkları MacBook Pro'nun ekran koruyucusu olarak göze çarpan Celtic F.C. fotoğrafları (soyunma odası falan) hoş detaylardı. Söyleyecek pek bir şey bulamıyorum, hayatımda gördüğüm en güzel ses duvarlarından birini inşa ettiler karşımızda. &lt;a href="http://meinzuhausemeinblog.blogspot.com/2008/10/mogwai-paris-281008.html"&gt;Almanca bir blog&lt;/a&gt;'dan bulduğum setlist'i de vereyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yes! I Am A Long Way From Home&lt;br /&gt;The Precipice&lt;br /&gt;Christmas Steps&lt;br /&gt;Scotland's Shame&lt;br /&gt;Friend Of The Night&lt;br /&gt;Hunted By A Freak&lt;br /&gt;I'm Jim Morrisson, I'm Dead&lt;br /&gt;Thank You Space Expert&lt;br /&gt;Secret Pint&lt;br /&gt;I Love You, I'm Going To Blow Up Your School&lt;br /&gt;2 Rights Make 1 Wrong&lt;br /&gt;Helicon 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Like Herod&lt;br /&gt;Bat Cat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-b4a0db12d0fe6458" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v20.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db4a0db12d0fe6458%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7C7DA7D2C1B1F1406D0B998CD5CFF661C875875.253C65EE768FDBC52357C88E4A0386433C7C17FF%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db4a0db12d0fe6458%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Do4VWSg14LhklvtDmDEFdedtnheM&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v20.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db4a0db12d0fe6458%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7C7DA7D2C1B1F1406D0B998CD5CFF661C875875.253C65EE768FDBC52357C88E4A0386433C7C17FF%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db4a0db12d0fe6458%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Do4VWSg14LhklvtDmDEFdedtnheM&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Casino de Paris&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7220152f6a0151b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v8.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D07220152f6a0151b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5BD6950DB0685E2228DF5182D40631C1D3201DB1.53C5465382C89C64FF7342F59AA69AC33BA8A89B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7220152f6a0151b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DYg4mhHep3k8FK3g1FN1ZnbnG4dQ&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v8.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D07220152f6a0151b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5BD6950DB0685E2228DF5182D40631C1D3201DB1.53C5465382C89C64FF7342F59AA69AC33BA8A89B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7220152f6a0151b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DYg4mhHep3k8FK3g1FN1ZnbnG4dQ&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;The Twilight Sad - And She Would Darken The Memory&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-3d6fbb62a9bc329b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v20.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D3d6fbb62a9bc329b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D15D11661632A7120434DDDC69EB9067782209BD4.CD8EFED44CB0EC44C9977C11D3AE157AD1DAC51%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D3d6fbb62a9bc329b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DYLLILo4Ypvt5cTu_pfF2cMcvl9I&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v20.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D3d6fbb62a9bc329b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D15D11661632A7120434DDDC69EB9067782209BD4.CD8EFED44CB0EC44C9977C11D3AE157AD1DAC51%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D3d6fbb62a9bc329b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DYLLILo4Ypvt5cTu_pfF2cMcvl9I&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Mogwai - Hunted By A Freak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-680806183422310c" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v17.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D680806183422310c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2DA68458914F44ECBE8E3ED907F919E8FFB5DCE6.19B80204FC9740FB8F01052712C0A8E65D2F896A%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D680806183422310c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DqpAvL2YFLdD90OdRir53vqq10Lw&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v17.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D680806183422310c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2DA68458914F44ECBE8E3ED907F919E8FFB5DCE6.19B80204FC9740FB8F01052712C0A8E65D2F896A%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D680806183422310c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DqpAvL2YFLdD90OdRir53vqq10Lw&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Mogwai - Christmas Steps&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-174233467877200218?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=3d6fbb62a9bc329b&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=3f8e93290212fe74&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=680806183422310c&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=7220152f6a0151b&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=b4a0db12d0fe6458&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/174233467877200218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=174233467877200218&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/174233467877200218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/174233467877200218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/11/28-ekim-mogwai-paris-konseri-videolar.html' title='28 ekim mogwai paris konseri (+videolar)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1491351584790627204</id><published>2008-10-27T13:11:00.005+02:00</published><updated>2008-10-27T17:14:00.003+02:00</updated><title type='text'>El Perro del Mar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXZF4EibXI/AAAAAAAAASw/AlnbHHJKsQc/s1600-h/473602.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 260px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXZF4EibXI/AAAAAAAAASw/AlnbHHJKsQc/s320/473602.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5261850434626284914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveç'ten devam ediyorum ve El Perro del Mar - Sarah Assbring 'ten ve konserinden bahsederek küçük bir yazıya başlıyorum. &lt;span id="fullpost"&gt;El Perro del Mar İsveç, Gothenburg 'dan Sarah Assbring in solo projesinin adı 2004 ve 2005 yıllarında sadece İsveç te sınırlı kalan albümleri daha sonra Memphis Industries (UK) den cıkardığı albümle sınırı biraz aşıyor ve daha geniş bir kitleyle buluşuyor.Singer/songwriter olunca yapılan çalışma pop ya da lo-fi olarak nitelendirmek kolay oluyor ama müzisyeni sesi ve söyleyiş tarzı belki burada daha önemli olacaktır.Geçen haftalarda Paris'te İsveç Kültür Merkezi'nde canlı dinleme şansını elde ettikten sonra açıkcası beni müziğine daha dikkatle yaklaşmaya itti.Küçük bir konserdi ama nerdeyse yılda 2 den fazla Paris'te konser vermesinden de olabilir konseri beklediğimden sıcak geçti.Stina Nordenstam' dan da şarkı söylemesi beni ayrıca mutlu etti.Küçük konserinde bir de iki bis yaptı çocuk şarkısı olan girl girl girl boy boy boy goodbye... ile konserini bitirdi.Son olarak nasıl desem İsveç'ten kötü bir müzik çıkmıyor galiba diye düşünmeye başladığımdan benimle aynı fikirde olanlar için El Perro del Mar bir kulak kabartmalarını önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXZY6blyPI/AAAAAAAAAS4/GC4xYLhQy_A/s1600-h/DSC00770.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXZY6blyPI/AAAAAAAAAS4/GC4xYLhQy_A/s200/DSC00770.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5261850761677359346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXaCjzZhdI/AAAAAAAAATA/bCxuZAOTZbo/s1600-h/DSC00771.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXaCjzZhdI/AAAAAAAAATA/bCxuZAOTZbo/s200/DSC00771.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5261851477157709266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1491351584790627204?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1491351584790627204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1491351584790627204&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1491351584790627204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1491351584790627204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/10/el-perro-del-mar.html' title='El Perro del Mar'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SQXZF4EibXI/AAAAAAAAASw/AlnbHHJKsQc/s72-c/473602.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7348153051881572119</id><published>2008-10-19T02:27:00.003+03:00</published><updated>2008-10-19T02:48:27.878+03:00</updated><title type='text'>How Shadows Chase the Balance</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SPp1SslCvkI/AAAAAAAAAQ4/bNjZnH_HsJw/s1600-h/152558.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SPp1SslCvkI/AAAAAAAAAQ4/bNjZnH_HsJw/s320/152558.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258644478973099586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu bir boduf songs yazısı değildir gerçek anlamda.Çünkü yeni albüm beni two across the mouth tan uzaklaştırdı ve Mission Creep e ya da  şuan dinlediğim Pitiful Shadow Engulfed in Darkness yaklaştırdı.Bir süredir öylece dinlemek için beklediğim albüm, yüzleşmek anı gelince tüm hayatla birden karşıma çıktı.Önce dinlemeye korktum ama birden &lt;span id="fullpost"&gt;mission creep çaldı ve two across a mouth ile aynı etkiyi bıraktı bende.İlk şarkı oldu  benim için ve her şeyi başlattı.Hatalarımdan yeni binalar yaparken kendimi aynı gün tüm kahramanlarımı kaybederken buldum ve Boduf songs macerası başladı.Dinleyenlerinin bildiği gibi Mat Sweet yeni albümüyle dokunulmaz slowcore dünyasına bir muhteşem albüm daha kazandırdı.Albüm çıkışıyla tüm şarkıları büyük bir açlıkla dinlenildi ve sonuç slow slow slow ...Dünyamız boduf songs doldu.Açıkçası söylemen gerekir ki çok uzun bir yazı olmuycak ama daha önce boduf songs dinlememiş ve onu folktan ibaret zannedenler için söylemem gerekir çok yanlış sularda yüzüyorsunuz.Boduf songs ne o ne budur ve daha önce hiç dinlemediyseniz (bir kalıba sokmadan) muhteşem bir sesi ve bu müziği dinlemelisiniz... &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7348153051881572119?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7348153051881572119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7348153051881572119&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7348153051881572119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7348153051881572119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/10/how-shadows-chase-balance.html' title='How Shadows Chase the Balance'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SPp1SslCvkI/AAAAAAAAAQ4/bNjZnH_HsJw/s72-c/152558.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7704965634275080777</id><published>2008-10-05T20:48:00.005+03:00</published><updated>2009-06-20T22:22:50.158+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nuit blanche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='patti smith'/><title type='text'>patti smith'i izledik</title><content type='html'>Paris'te 2002'den beri süren bir organizasyon var, Nuit Blanche (türkçesi Beyaz Gece). Ekim ayının ilk hafta sonunda oluyor, gece boyunca şehrin birçok yerinde bedava konserler, film gösterimleri, sergiler, envai çeşit gösteriler düzenleniyor. İnsanlar sabaha kadar sokaklarda dolaşıp içiyorlar (ve işiyorlar). Paris Belediyesi'nin organize ettiği bu bir gecelik festivalin bu seneki kıyağı Patti Smith idi. Smith, oğlu Jackson ve kızı Jesse ile Saint-Germain kilisesinde 21:00'den sabaha kadar kısa konserler verdi, biz de kapağı 01:00'deki mini konsere atabildik.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;600 küsür kişilik kilisenin sandalyelerinin arasındaki koridorda, sahnenin tam karşısına oturduk. Jesse piyanoda, Jackson gitarda sessizce eşlik ettiler annelerine. Patti sabaha kadar orada olacağını, bu kadar çok insanın gelmesine şaşırdığını söyledi. Ve çaldı, söyledi, dans etti, zıpladı, konuştu. Because The Night, Dancing Barefoot, Ghost Dance, People Have The Power ve birkaç tane daha. 30-40 dakika sahnede kaldıktan sonra diğer grup kiliseyi doldurana kadar dinlenmek üzere iyi geceler dileyerek gitti. Bok gibi soğuk Paris gecesinde Patti'den yayılan ısı çok güzeldi. &lt;br /&gt;Naçizane fotoğraf makinemle çektiğim bu küçük video da hepimize hediye.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-a8479bf11ad0d0ac" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v6.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3Da8479bf11ad0d0ac%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D80413670001D97B73F16EA91836D9DE68EEA6705.3086C4B918E69D6925FA83BC7D9195E4E4D1AFC2%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Da8479bf11ad0d0ac%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D0diAw7ykS1aySK_-vDvInhcvr4k&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v6.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3Da8479bf11ad0d0ac%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331021653%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D80413670001D97B73F16EA91836D9DE68EEA6705.3086C4B918E69D6925FA83BC7D9195E4E4D1AFC2%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Da8479bf11ad0d0ac%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D0diAw7ykS1aySK_-vDvInhcvr4k&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7704965634275080777?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=a8479bf11ad0d0ac&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7704965634275080777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7704965634275080777&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7704965634275080777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7704965634275080777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/10/patti-smithi-izledik.html' title='patti smith&apos;i izledik'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2534081944960489605</id><published>2008-10-03T14:45:00.003+03:00</published><updated>2008-10-03T16:26:33.679+03:00</updated><title type='text'>Winter Took His Life...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SOYMeAtOG1I/AAAAAAAAAM4/_OQWjPaUO1U/s1600-h/Wintertookhislife.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SOYMeAtOG1I/AAAAAAAAAM4/_OQWjPaUO1U/s320/Wintertookhislife.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5252899725099539282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Winter Took His Life dinlemeye başladığımda onu hergün dinleyeceğimi düşünmemiştim.Ayrıca soğuk günler yaşadığım şu zamanlarda hayatımın soundtrack i olucağı da aklıma gelmezdi.Ama dinledikçe isveçli bir müzisyenin ilham kaynağını anlamaya başladım.&lt;span id="fullpost"&gt;Yağmur şu an o kadar hızlandaki arkadaşımı düşünmeden edemiyorum bir yandan da  çok anlamlı oldu, çünkü dinlemelerimden yorulup artık WTHL ile ilgili yazmamı istedi.Herneyse Winter took his life a geri dönmek istiyorum.İsveç, Gothenburg'dan  singer-songwriter Susanna Brandin ın çalışması.2005 te çıkan ep The Cold Took His Life tan sonra Bless The Press Records ile anlaşıyor ve daha sonra Björn Kleinhenz ile ortak albüm çıkarıyor.2007 de You Know What It’s Like To Be Alone And Shut Down ı çıkarıyor.Ayrıca Niesencja #08. Netmuzyka.com tarafından yapılan compilation da çok sevdiğim ve ilk dinledğim şarkısı Where i can see the sun yer alıyor.Winter Took His Life ın müziği ve şarkıları genel olarak kendi içinde bitr ritim taşıyor.Çogu zaman ağır (kötü anlamda değil) ve  sesinin ince ve yumuşak olması sizi dinlerken kendi çektiğiniz bir filmin içine sokuyor nasıl desem kısa metraj film gibi biraz.(of ne zorladım ama dinledikçe öyle olduğunu görebilirsiniz)Gelelim sevdiğim şarkılara  Where i can see the sun, please don't , Heaven on Earth... bilmiyorum dinlemediğim şarkıları da var ama hiç şüphem yok ki onları da severim dinlersem.where i can see the sun dan bahsedersem eğer şarkı winter took his life cümlesiyle başlıyor ve  Susanna Brandin şarkının içinde yaşıyor ve şarkı güneşi görmek isteyen birinin ağzından bir öyküyü anlatıyor.Son olarak söylemeliyim ki isveçli post-rock gruplarının dışında isveçte yapılmış farklı çalışmaları da merak edenler için önerebileceğim iyi bir müzisyen ve özellikle Björn Kleinhenz ile yaptığı blood bone - home alone 2 her iki sanatçıyı tanımak için iyi bir seçim olucaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2534081944960489605?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2534081944960489605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2534081944960489605&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2534081944960489605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2534081944960489605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/10/winter-took-his-life.html' title='Winter Took His Life...'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SOYMeAtOG1I/AAAAAAAAAM4/_OQWjPaUO1U/s72-c/Wintertookhislife.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2290752142749392560</id><published>2008-09-30T23:07:00.004+03:00</published><updated>2009-06-20T22:28:33.781+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alternative rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mark lanegan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='albüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sunday at devil dirt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isobel campbell'/><title type='text'>isobel campbell &amp; mark lanegan - sunday at devil dirt (2008)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://liukchik.files.wordpress.com/2008/05/isobel-campbell-sunday-at-devil-d-432630.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 251px; height: 251px;" src="http://liukchik.files.wordpress.com/2008/05/isobel-campbell-sunday-at-devil-d-432630.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son yazımın üzerinden neredeyse 4 ay geçmiş olduğunu dehşetle görüyor ve yakında bu ovaların yeni yazılarla yeşilleneceğini temenni ediyorum. Geçici bir süre için yayınımızı Paris'ten yapmamız sebebiyle İstanbul'daki konserlerle ilgili yorum yapamayacağız fakat burada olup bitenleri takip edebildiğimiz ölçüde paylaşırız tabii (Sun Kil Moon konseriyle başladık zaten=).&lt;br /&gt;Sessizliğimi bozmak için günlerdir zevkle dinlediğim yeni Isobel Campbell &amp;amp; Mark Lanegan çalışmasını seçtim.&lt;span id="fullpost"&gt; İkilinin ikinci albümü Sunday At Devil Dirt'teki şarkıların çoğu Isobel Campbell'a ait. Mark Lanegan'ın karıştığı her işte olduğu gibi burada da bir karanlık hissediliyor. Campbell'ın back vokal yaptığı Back Burner, The Raven, Salvation gibi şarkılar bence albümün en iyileri. Vokallerin eşit dağıldığı şarkılar (ve Isobel'in solo götürdüğü Shot Gun Blues) da gözardı edilemez ama albümün atmosferindeki en büyük katkı Lanegan'a ait. Campbell'ın sesi de Pixies şarkılarındaki (özellikle Hey'deki) Kim Deal baharatı kadar güzel. Bir sarhoş blues'u, kara film barı, cool adam Lanegan ve onun sevgilisi Campbell şeklinde şekillendi bende müzik görsel olarak.&lt;br /&gt;Pitchfork'taki kritikte hislerime tercüman olan bir paragrafa rastladım ki burada alıntılamak isterim:&lt;br /&gt;"Yine melankoli, minör folk melodileri, casusluk teması ve spagetti-western cool'u albüme rengini veriyor. Buna düz baslar, yaylılar, hafif davullar, elektrogitar tıngırtısı ve oda-popunun ana dayanakları eşlik ediyor. Ve yine Campbell kendi albümünde bir lider değil, yardımcı oyuncu olarak arka planda kuğurdarken daha iyi. Tabii şarkıların çoğu ona ait ama vakarı Lanegan sağlıyor."&lt;br /&gt;Lanegan vokalini sevmeyenler için çok tercih edilebilir bir albüm değil, zira kendisinin solo çalışmalarının daha az karanlık ve iyi bir back vokalle desteklenmişi gibi geliyor kulağa. Isobel Campbell vasıtasıyla kendisiyle tanışanlar da olabilir tabii.&lt;br /&gt;Aralık ayında ikiliyi Paris'te izledikten sonra konser yorumlarımı da yazacağım zevkle =) Tekrar kucaklıyorum hepinizi, özlemişim yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pitchfork'taki kritik de &lt;a href="http://www.pitchforkmedia.com/article/record_review/50481-sunday-at-devil-dirt"&gt;şudur.&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2290752142749392560?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2290752142749392560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2290752142749392560&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2290752142749392560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2290752142749392560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/09/isobel-campbell-mark-lanegan-sunday-at.html' title='isobel campbell &amp; mark lanegan - sunday at devil dirt (2008)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4429222232558188180</id><published>2008-09-11T14:54:00.002+03:00</published><updated>2008-09-11T15:00:52.792+03:00</updated><title type='text'>Carry me Paris</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SMkHuv8sEXI/AAAAAAAAAGo/sAgVSjGbr7g/s1600-h/DSCN3914.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SMkHuv8sEXI/AAAAAAAAAGo/sAgVSjGbr7g/s320/DSCN3914.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244731740776042866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sun Kil Moon geçtiğimiz salı Paris te La Maroquinerie de bir konser verdi.Konserden bahsetmeden önce söylemeliyim ki sun kil moon konseri tam da arkadaşım ve benim paris teki ilk günümüzdeydi.Konsere cok gitmek istiyorduk ve fakat konser mekanın nerde olduğunu bilmiyorduk neyseki metro vardı.Haritalardan bulduğumuz hatlara binip inip en sonunuda mekanın bulunduğu bölge olan menilmontant a geldik ama mekanın bulunduğu cadde haritalarımızda yoktu biz de paris teki ilk yokuşumuza çıkmaya başladık ve sonunda rue boyner karşımızdaydı sağa döndüğümüzde ise işte la maroquinerie :) hızlı adımlarla biletleri aldık konsere hazırlanmak için biraz mola verdik ve sonunda peyote ve babylon arası konser mekanına girdik.&lt;span id="fullpost"&gt;Önce Alexandra Varlet dinledik.Varlet, espirili tavrı ve şarkılarıyla yaklaşık 1 saat sahnede kaldıktan sonra ve işte Mark Kozelek ve sun kil moon....Ne desem bilmiyorum konser sürükleyiciydi herşeyiyle doyurucuydu.Şaşkındık bir süre farketmedik ama şanslıydık.Şu an birden ne yazmam gerektiğini bilemedim ama benim için önemli bir konserdi sun kil moon dinleyicilerinin isteyeceği her şeyi çaldılar ve  iki bis yaptıktan sonra Mark yalnız başına bir şarkı söledi ve cümlesini bitirmeden sahneden ayrıldı.(Yaklaşık 2, 2 buçuk saat sahnede kaldılar.) Biz de oradan şaşkın, yorgun ve mutlu şekilde uzaklaştık..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4429222232558188180?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4429222232558188180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4429222232558188180&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4429222232558188180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4429222232558188180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/09/carry-me-paris.html' title='Carry me Paris'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SMkHuv8sEXI/AAAAAAAAAGo/sAgVSjGbr7g/s72-c/DSCN3914.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-8326068639228974849</id><published>2008-06-04T11:40:00.004+03:00</published><updated>2008-06-09T11:15:54.568+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='i&apos;m your man'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lian lunson'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='leonard cohen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='belgesel'/><title type='text'>leonard cohen: i'm your man</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://thecia.com.au/reviews/l/images/leonard-cohen-i-m-your-man-poster-0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 211px; height: 312px;" src="http://thecia.com.au/reviews/l/images/leonard-cohen-i-m-your-man-poster-0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lian Lunson'ın 2005 tarihli Leonard Cohen belgeseli. Film, 2005'te Sydney'de gerçekleşen "Came So Far For Beauty" başlıklı Leonard Cohen tribute konserinden performanslar, projede yer alan sanatçılar ve Cohen'in kendisiyle röportajlardan oluşuyor. Filmin sonunda bir de Cohen ve U2'dan "Tower of Song" icrası var.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Cohen şarkılarını yorumlayanlar röportajlarda onunla nasıl tanıştıklarını, kendileri için önemini ve projeye nasıl dahil olduklarını anlatıyorlar. Bağlama unsuru gibi kullanılan Bono ve The Edge röportajları da Cohen'in kendileri üzerindeki etkisi üzerine çoğunlukla. Açıkçası bu son röportajları pek gerekli bulmadım, sondaki performansa hazırlık için serpiştirilmiş. Asıl önemli olan tabii Cohen'in kendi hayatı, şiiri, müziği üzerine konuşmaları. Beautiful Losers'ı yazdığı Yunanistan günleri, neden hep takım elbise giydiği, ailesi ve çocukluğu, babasının ölümüne yaklaşımı, dinin yaşamındaki yeri, şarkılarının nerelerden kaynaklandığı... Cohen röportajları gayet samimi ve tatmin edici. Cohen'in sahne adamı, kadınların sevgilisi imajı hep vurgulanırken kendisi 10000 gecelik yalnızlığı boyunca buna güldüğünden bahsediyor.&lt;br /&gt;Filmin geneline hakim olan, sahne tasarımıyla da uyumlu pembe renk görsel bütünlüğü sağlamış. Cohen'in fotoğrafları, çizimleri ve elyazıları röportajlara eşlik ediyor. Beni zaman zaman rahatsız eden tek şey, sahnede gördüğümüz kişilerin yanında ilgisiz duran Bono ve The Edge röportajlarıydı. Onlar da nihai Tower Of Song'la bir yere bağlanıyor dediğim gibi.&lt;br /&gt;Peki sahnede kimleri izliyoruz? Nick Cave, Rufus Wainwright, Kate&amp;amp;Anna McGarrigle, Martha Wainwright, Beth Orton, Linda Thompson, Teddy Thompson, Jarvis Cocker, The Handsome Family, Julie Christensen, Perla Battala. U2&amp;amp;Cohen işbirliği asıl konserde yok, özel tasarlanmış bir sahnede çekilip eklenmiş.&lt;br /&gt;Toplamda baktığımda bence hoş bir film. Cohen'in close-up'larla bezeli samimi konuşmalarında içini açtığını hissettim. Adamın anlattıklarıyla bir yandan sahnede gördüğümüz müziği ve sözlerini bir arada algılamak, neyin nereden çıktığını görerek şiiri daha iyi kavramayı sağlıyor. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-8326068639228974849?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/8326068639228974849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=8326068639228974849&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8326068639228974849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8326068639228974849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/06/leonard-cohen-im-your-man.html' title='leonard cohen: i&apos;m your man'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6920319200329215941</id><published>2008-05-12T22:34:00.007+03:00</published><updated>2009-10-04T15:34:26.919+03:00</updated><title type='text'>The Tallest Man On Earth</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SCie_GldtNI/AAAAAAAAAGg/fNVscCgeF5Q/s1600-h/340181.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SCie_GldtNI/AAAAAAAAAGg/fNVscCgeF5Q/s320/340181.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5199580576735933650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni yazmaya iten bu uzun adamdan ve müziğinden bahsedeceğim için çok mutluyum.Nasıl başlasam bilemiyorum ama onu dinlemekten gerçekten hoşlandım.Tesadüf eseri elime geçen albümünü dinlemeye başladığımda böyle bir ses ve müzikle karşılacağımı bilmiyordum. Üstüne üstelik bu çok sevdiğim müzisyenin ülkesini öğrenince ayrıca mutlu oldum(aslına bakarsanız ilk tepkim "yok artık nasıl olur"du).&lt;span id="fullpost"&gt;Çok uzatmadan the tallest man on earth gerçek ismiyle Kristian Matsson'un ki isminden de anlaşılabileceği gibi İsveçli olduğunu öğrendim.Bir kat daha sevgim arttı böylece ve daha bir zevkle dinlemeye başladım.Dinlettip insanlara nereli olduğunu tahmin etmelerini istedim ve genel tahminler Amerika'ydı ama ne güzel ki İsveçliydi.Müziğinden bahsedersem folk-blues   denebilecek bir tür her ne kadar böyle tanımlamaları sevmesem de yazıyı okuyacaklar için fikir olsun diye söylüyorum.Gerisi dinlediğinizde sizde kalıcak izlenim olacaktır.Dinlediğim albüm olan "Shallow Graves" beni oldukça tatmin etti.The Tallest Man On Earth, yeni yol arkadaşım olucak en azından şimdi öyle görünüyor.Son olarak eğer bir yerlerde rastlarsanız es geçmeyin derim ben.İyi dinlemeler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/JLRTleMY_mc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/JLRTleMY_mc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Galiba ben İsveç'e gidiyorum.&lt;/span&gt;&lt;a href="http://myspacetv.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&amp;amp;videoid=19737779"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6920319200329215941?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6920319200329215941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6920319200329215941&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6920319200329215941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6920319200329215941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/05/tallest-man-on-earth.html' title='The Tallest Man On Earth'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/SCie_GldtNI/AAAAAAAAAGg/fNVscCgeF5Q/s72-c/340181.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1206095716772509243</id><published>2008-05-11T20:09:00.003+03:00</published><updated>2008-05-11T21:32:50.877+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saturnalia'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mark lanegan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='greg dulli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the gutter twins'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni melek'/><title type='text'>the gutter twins istanbul konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm3.static.flickr.com/2281/2474488446_019c7729f0.jpg?v=0"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 263px; height: 198px;" src="http://farm3.static.flickr.com/2281/2474488446_019c7729f0.jpg?v=0" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3 Mayıs akşamı Yeni Melek'te gerçekleşen The Gutter Twins konseriyle hasret kaldığım müziğe kavuştum. Kapılar açıldığında salonda en fazla 20 kişi vardı. Sahne önünde, Radyo Eksen'in özenle seçtiği 90'lar şarkılarıyla zaman yolculuğu yaparken insanlar da yavaş yavaş gelmeye başladı.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Seyircinin yaş ortalaması 30'a yakındı sanırım, eski grunge havaları herkesi memnun etmiş gibi görünüyordu. Eski Screaming Trees plaklarını yanında getirenler vardı. Grunge'ın yakalayamadıkları altın yıllarını şimdi telafi etmeye çalışanlar vardı (benim gibi). Aslında bu kadar grunge'dan bahsediyoruz ama The Gutter Twins'in bir grunge grubu olduğu söylenemez. Mark Lanegan söz konusu olunca algı şaşıyor tabii.&lt;br /&gt;Arkadaşlar 23:00 gibi sahnede yerlerini aldılar. Mr. Lanegan'dan bir "İyi akşamlar" duyduk. Grubu sahnede Greg Dulli çekip çeviriyor. Herkesle iletişim halinde, seyirciyle de. Front Street'te sahne önüne inmesi keyfimize keyif kattı. Mark Lanegan sanki tek başına gibi. Etrafla ilgilenmiyor. Ara sıra su içiyor. Mikrofonuyla haşır neşir oluyor. Gözleri açık mı değil mi o bile anlaşılmıyor çoğu zaman. Ama adamcağızın yüzüne patır patır flaş patlatırken kendisiyle gözgöze gelmek de insanı ürpertiyor. Layne'in, Cobain'in hatırasını yakalıyorum sanki. Konser boyunca neredeyse sadece Lanegan'ı izlediğim belli oluyor herhalde.&lt;br /&gt;Albüm şarkılarıyla başlayıp coverlara daldılar. Front Street'te "Come on feel me now" dedik Dulli'yle 50 cm mesafeden. İyi bir setlistleri olsa da Circle The Fringes, No Easy Action, Shadow of The Season ve hatta Where Did You Sleep Last Night (belki Long Gone Day? yok artık) içimde ukte oldu. Tüm şarkıları hakkını vererek, cayır cayır ve kütür kütür çaldılar söylediler. Ses sisteminin elverdiği ölçüde dinledik biz de, en önde olmamın etkisi mi bilmiyorum ama sesler birbirine çok karıştı, Lanegan'ın sesi kısık kaldı. Greg Dulli'nin bol sigaralı, neşeli yüksek performansı, Mark Lanegan'ın dövmeli elleri, davulcunun yaşattığı "hah şimdi kıracak bageti" keyfi yanımıza kar kaldı.&lt;br /&gt;Yılın bence şimdiye kadarki en önemli konseri de bir kısmımızın hayatında iz bırakarak geçip gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Setlist&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;The Stations&lt;br /&gt;God's Children&lt;br /&gt;All Misery/Flowers&lt;br /&gt;Live With Me (Massive Attack)&lt;br /&gt;Seven Stories Underground&lt;br /&gt;Idle Hands&lt;br /&gt;Bête Noire&lt;br /&gt;Down The Line (Jose Gonzales)&lt;br /&gt;I Was In Love With You&lt;br /&gt;St. James' Infirmary Blues&lt;br /&gt;Spanish Doors (albüme girmemiş)&lt;br /&gt;Eat A Peach (yani Each to Each)&lt;br /&gt;Front Street&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bis&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Papillon (The Twilight Singers)&lt;br /&gt;Hit The City (Mark Lanegan)&lt;br /&gt;King Only (The Twilight Singers)&lt;br /&gt;Methamphetamine Blues (Mark Lanegan)&lt;br /&gt;Number Nine (The Twilight Singers)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/manyetikbant/"&gt;Konser Fotoğrafları&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1206095716772509243?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1206095716772509243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1206095716772509243&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1206095716772509243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1206095716772509243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/05/gutter-twins-istanbul-konseri.html' title='the gutter twins istanbul konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6853316303807368003</id><published>2008-04-27T21:30:00.003+03:00</published><updated>2008-04-27T22:25:07.436+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radyo eksen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='garajistanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='devotchka'/><title type='text'>biz bi devotchka izlemiştik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://myspace-508.vo.llnwd.net/00669/80/57/669967508_l.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 279px; height: 185px;" src="http://myspace-508.vo.llnwd.net/00669/80/57/669967508_l.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gün geçmiyor ki canlı canlı yediğimiz gruplara bir yenisi eklenmesin. 17 Nisan akşamı Devotchka'yı izlemek için garajistanbul'da toplandık. Radyo Eksen'in reklamlarından olsa gerek, oldukça kalabalıktı. İsterim ki Eksen'in organizasyonları hep sürsün ama kimi zaman bunaltabiliyor kalabalık.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Konser kaç dakika rötarla başladı inanın hatırlamıyorum. Zira içerisinin sıcağıyla boğuşuyordum. Birçok yerde söylendiği gibi ben de hissettim ses problemlerini, özellikle konserin ilk yarısında. Sonradan alışmışım demek ki. Ortalardaydık mevki olarak.&lt;br /&gt;Genel olarak kötü değildi. Çok iyi de değildi. Pavyon gibi süslü sausaphone'uyla Jeanie Schroder, Yahudi elmas tüccarı kılıklı kemancı Tom Hagerman ve O Brother Where Art Thou'dan fırlamış George Clooney gibi duran solist Nick Urata, göze hitap eden bir ön üçlüydü. Zaman zaman akordeonuyla Hagerman'a katılan perküsyoncu Shawn King'e de selam edelim.&lt;br /&gt;Performansları iyiydi, diyecek pek bir şey yok. Siz ekleyin bir şeyler. Seyirciden şikayetler bitmez. Tek derdim gül gibi tereminin sadece 3 şarkıda voinklediğini duyabilmekti. Kısa keser, elimdeki setliste geçerim. Sanırım buna tamamen sadık kalmadılar, düzeltmeleri yapalım koment vasıtasıyla. Bir de elimdeki, Melkweg konseri setlistinin aynısı. Hmm.&lt;br /&gt;Saygılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Head Honcho&lt;br /&gt;Poland (bu nedir?)&lt;br /&gt;Tubastank x 3 (evet?)&lt;br /&gt;Queen Of The Surface Streets&lt;br /&gt;Along The Way&lt;br /&gt;Venus (in Furs?) çalmadılar&lt;br /&gt;How It Ends&lt;br /&gt;We're Leaving&lt;br /&gt;Transliterator&lt;br /&gt;Basso Profundo&lt;br /&gt;Commerce City Sister&lt;br /&gt;The Clockwise Witness&lt;br /&gt;Mexican (?)&lt;br /&gt;Siouxie (?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Undone&lt;br /&gt;Silly Boy (?)&lt;br /&gt;Ranchero&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 bis oldu, bir de Such A Lovely Thing eklendi. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6853316303807368003?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6853316303807368003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6853316303807368003&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6853316303807368003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6853316303807368003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/04/biz-bi-devotchka-izlemitik.html' title='biz bi devotchka izlemiştik'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6873505978567904981</id><published>2008-04-13T14:37:00.004+03:00</published><updated>2009-06-20T22:29:09.877+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='firewater'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='babylon'/><title type='text'>firewater istanbul konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://postcards.blogs.com/photos/uncategorized/img_0345_1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 209px; height: 279px;" src="http://postcards.blogs.com/photos/uncategorized/img_0345_1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla beklediğimiz 11 Nisan Firewater İstanbul konseri maalesef bir albüm tanıtım konseri mantığındaydı. Setlist'in dengesizliğinden bahsetmeden önce artık  kanıksadığımız Babylon seyircisinden dem vurmadan edemeyeceğim. Konser saati 23:00 olarak belirlenmişti. Oysa 22:30'da Babylon'a girdiğimizde ortalıkta 5 kişi ancak vardı. Sahne hazırdı. 23:00'te içeride 20-30 kişi olmuştuk. Adamlar haliyle 40 dakika filan rötarlı çıktı.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Açılışı The Man On The Burning Tightrope albümlerinden Dark Days Indeed'le yaptılar. Seyirci çabuk ısınıp göbek atmaya koyuldu tabii. Çoğunluğun alışkanlıktan her hafta sonu kim olursa olsun Babylon'a gelen insanlar olduğunu düşünüyorum. Ki grubun setlistinde ikinci bisin de görünmesine, ve en iyi şarkılarını çalmamalarına rağmen adamları geri çağırmamalarını buna yoruyorum. Her neyse, Tod A burada geçirdiği onca zamandan sonra hala Türkçe konuşamadığı için özür diledi, tromboncu Reut Regev ve perküsyoncu Johnny Kalsi pek tatlıydı. Kendileriyle iki çift laf edip iletişim kurmaya çalışan az sayıda seyirciye sigarasını uzattı Tod A. Johnny Kalsi de Bhangra Bros.'ta güzel bir dhol solosuyla selamladı bizi. Seyirci de laylay'lı heyhey'li bölümlere eşlik etti konser boyunca.&lt;br /&gt;E tamam iyiymiş güzelmiş? Hayır o kadar basit değil. Setlist ilk şarkı dışında tamamen yeni albümden oluşuyordu. Bu coğrafyada bu kadar gezip de ilk defa seyirci karşısına çıkan bir adam neden böyle tamamen albüm tanıtımına yönelik bir seçim yapar anlayamadım. Yeni albümün şarkılarını sevmememden değil, bu promosyon mantığı rahatsız edici, hele Firewater'da. En azından bir Get Out Of My Head, Refinery, Snake-Ees And Boxcars, Balalaika beklerdim. Hatta Beirut'un Radarlive'daki Şiki Şiki Baba'sı gibi bir sürpriz bile umuyordum. Bu setlistle tatmin edici olmaktan çok düşündürücü oldu konser benim için.&lt;br /&gt;İlk biste 3 şarkı çalmaları gerekirken 2 şarkıda kestiler. Beklediğimiz Bourbon And Division ikinci bise yazılmıştı ama adamlar içeri gider gitmez çıptas müziği dayadı sevgili Babylon ve konser boyunca oynayan insanlar istiflerini bozmadan dans etmeye devam ettiler. Birkaç kişi dışında kimsenin de bis beklentisi olmadı. Tod A de bir kere kapıdan başını uzatıp baktı ortalığa, bir daha da görünmedi.&lt;br /&gt;Bu da ancak grubu yeni tanıyanları memnun edebilecek, kapıdaki albümlerin satılmasına yarayabilecek, Babylon insanlarından sıkıldığımız bir konser oldu böylece. Elimizdeki penaya bakıp sinirleniyoruz şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Setlist:&lt;br /&gt;Dark Days Indeed&lt;br /&gt;Hey Clown&lt;br /&gt;Feels Like The End Of The World&lt;br /&gt;Bhangra Bros.&lt;br /&gt;Already Gone&lt;br /&gt;6:45&lt;br /&gt;A Place Not So Unkind&lt;br /&gt;Borneo&lt;br /&gt;Electric City&lt;br /&gt;Some Kind Of Kindness&lt;br /&gt;Weird To Be Back&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bis&lt;br /&gt;Paradise&lt;br /&gt;This Is My Life (çalınmadı - ki çok şahane şarkı)&lt;br /&gt;3 Legged Dog (bunun yerine başka bir şey çaldılar diye hatırlıyorum, düzeltirseniz sevinirim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Bis (olmadı)&lt;br /&gt;Bourbon And Division&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6873505978567904981?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6873505978567904981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6873505978567904981&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6873505978567904981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6873505978567904981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/04/firewater-istanbul-konseri.html' title='firewater istanbul konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5540270246065896056</id><published>2008-03-18T19:00:00.003+02:00</published><updated>2008-03-18T21:20:27.537+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stoo odom'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='graves brothers deluxe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='light'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blues'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='garage'/><title type='text'>the graves brothers deluxe</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R-AVTXTvneI/AAAAAAAAAI4/7orbKYvbNsQ/s1600-h/215325.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R-AVTXTvneI/AAAAAAAAAI4/7orbKYvbNsQ/s320/215325.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179162993894596066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adı gibi karanlık The Graves Brothers Deluxe, San Francisco'dan bir blues/rock/noise grubu. 1998'de Stoo Odom tarafından kurulmuş. Halihazırda 4 albüm ve bir EP'leri bulunmakta. 2005 tarihli albümleri Light'tan yola çıkarak, güçlü baslarla, derinden bir fısıltı gibi gelen vokallerle bezeli, zaman zaman gürültülü blues rock yaptıklarını söyleyebilirim.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Müzikleri Beat edebiyatıyla ve Amerikan kara filmleriyle iyi gider. Görev dağılımı bas ve vokalde Stoo Odom, gitar ve saksofonda Willy the Mailman, davulda Marco Villalobos şeklinde. ABD, Maksika ve İspanya'da konserer veriyorlar. Özellikle İspanyollar tarafından tutulan bir grup. Esin kaynaklarının Sonic Youth'tan Creedence Clearwater'a kadar uzandığını söylüyorlar. Kendi müziklerini tanımlamalarıysa şöyle: "Leonard Cohen'in Rolling Stones'la Neu ve Magazine coverlaması gibi". Kısa kesip web adreslerini veriyor ve gerisini size bırakıyorum. Light albümünü de tavsiye etmeden duramıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.myspace.com/thegravesbrothersdeluxe"&gt;myspace-thegravesbrothersdeluxe&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.gravesbrothersdeluxe.com/"&gt;gravesbrothersdeluxe.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5540270246065896056?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5540270246065896056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5540270246065896056&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5540270246065896056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5540270246065896056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/03/graves-brothers-deluxe.html' title='the graves brothers deluxe'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R-AVTXTvneI/AAAAAAAAAI4/7orbKYvbNsQ/s72-c/215325.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2186241221771499873</id><published>2008-03-12T17:28:00.005+02:00</published><updated>2008-03-12T18:57:51.925+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saturnalia'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mark lanegan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='greg dulli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the gutter twins'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sub pop'/><title type='text'>yaşasın! The Gutter Twins İstanbul'da!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos.jpgmag.com/88880_45048_b933f7d472_l.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 264px; height: 265px;" src="http://photos.jpgmag.com/88880_45048_b933f7d472_l.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güzel insanlar Mark Lanegan (Screaming Trees, Mad Season, Mark Lanegan Band vs.) ve Greg Dulli (The Afghan Whigs, The Twilight Singers) aylardır The Gutter Twins adıyla Avrupa ve ABD'yi turluyorlar. İlk albümleri Saturnalia bu ay Sub Pop'tan çıktı. Sürekli albümü dinlerken, üzerine bir de konser haberi almak çok keyifli.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Lanegan ve Dulli 2000'den beri birbirlerinin gruplarında yan yana geliyorlar. Bu işbirliğinden nihayet bir albüm çıktı. Albüme Mark Lanegan'ın solo çalışmalarına yakın bir rock havası hakim. Lanegan'ın öne çıktığı şarkılar ayrı, Dulli'nin öne çıktığı şarkılar ayrı güzellikte haliyle. Seslerinin uyumu harika.&lt;br /&gt;Albüm ilk 3 şarkıda sizi tamamen etkisi altına alıyor. All Misery/Flowers, alıştığımız Mark Lanegan karanlığını taşırken Idle Hands bol gitarlı sıkı bir rock şarkısı. Each to Each elektronik ağırlıklı yapısıyla fark ediliyor. Günlerdir dinliyorum ve hala heyecanlandırıyor beni şarkıları. Kolay tüketilen, sıkan bir albüm değil. Özlediğim gibi bir rock albümü. İçinde yaylıların da tetiklediği bir hüzün olması kaçınılmaz tabii.&lt;br /&gt;Çok meşgul hayatında azıcık durup soluklanmak isteyenlere tavsiyemdir. Dinledikten sonra "özlemişim bu müziği" demeniz kuvvetle muhtemeldir. Öyle de samimi.&lt;br /&gt;Üstelik 4 Mayıs'ta Yeni Melek'te olacaklar resmi sitelerindeki tur tarihlerine göre. Rehabilitasyon mahiyetinde katılın derim. Setlist'lerinde Mark Lanegan şaheseri No Easy Action ve Methamphetamine Blues, Screaming Trees'den Shadow of the Season ve Dollar Bill, Massive Attack'ten Live With Me ve hatta Where Did You Sleep Last Night'a rastlandığını da ekleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. The Stations&lt;br /&gt;2. God's Children&lt;br /&gt;3. All Misery / Flowers&lt;br /&gt;4. The Body&lt;br /&gt;5. Idle Hands&lt;br /&gt;6. Circle the Fringes&lt;br /&gt;7. Who Will Lead Us?&lt;br /&gt;8. Seven Stories Underground&lt;br /&gt;9. I Was in Love With You&lt;br /&gt;10. Bête Noire&lt;br /&gt;11. Each to Each&lt;br /&gt;12. Front Street &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.theguttertwins.com/"&gt;theguttertwins.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2186241221771499873?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2186241221771499873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2186241221771499873&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2186241221771499873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2186241221771499873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/03/yaasn-gutter-twins-istanbulda.html' title='yaşasın! The Gutter Twins İstanbul&apos;da!'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4415430165543379531</id><published>2008-03-07T18:55:00.003+02:00</published><updated>2008-03-07T19:15:10.697+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='slowcore'/><title type='text'>RIVULETS, Karanlıklar Prensi Nathan Amundson</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/R9F31R69QUI/AAAAAAAAAGU/kZw4mThf07o/s1600-h/press_laurent06.jpg_595.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/R9F31R69QUI/AAAAAAAAAGU/kZw4mThf07o/s320/press_laurent06.jpg_595.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5175049204052869442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rivulets, Nathan Amundson un minimalizmin doruklarında müzik yaptığı oluşumun ismi.Tam bir karanlıklar prensi olan Nathan şarkılarıyla dinleyenleri karamsarlığın en güzel yanlarını yaşatabiliyor.Rivulets nin müziği ağır bir slowcore havasında.Dinleyince Boduf Songs u, Jessica Baillif i hatırlıyorsunuz.&lt;span id="fullpost"&gt;Ama bana kalırsa Rivulets nin müziği Nathan ın kendine benziyor.Şarkı söyleme biçimi, güçlü gitar vuruşları dinlerken sizi onun karanlık sularına doğru götürüyor.Benim için Rivulets ilk dinlemye başladığım zamanlarda You've Got Your Own epsindeki "Waited for you " şarkısıydı.Aralıksız dinlediğim bu şarkı beni Rivulets ye bağladı ve daha sonra sırasıyla "Debridement", "You are my home","Rivulets","Thank you Reykjavik" albümleri ve "To be home", "Motionnig","Happy ending","Will you be there", An evil","There is nothing i can do","Barreling Towards Nowhere Like There's No Tomorrow" şarkıları geldi.Eğer ağır ama etkili bir vokal ve gitarın -müziğin yavaşça yükselmesini -güçlenmesini seviyorsanız ve hafife alınmayacak sözleri dinlemek istiyorsanız Rivulets yi şiddetle tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.rivulets.net/"&gt;-Rivulets-&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4415430165543379531?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4415430165543379531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4415430165543379531&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4415430165543379531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4415430165543379531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/03/rivulets-karanlklar-prensi-nathan.html' title='RIVULETS, Karanlıklar Prensi Nathan Amundson'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/R9F31R69QUI/AAAAAAAAAGU/kZw4mThf07o/s72-c/press_laurent06.jpg_595.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2906043229426830160</id><published>2008-02-20T00:33:00.005+02:00</published><updated>2008-02-20T01:11:30.182+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>At swim two birds</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/R7tgwQF_zAI/AAAAAAAAAGM/H47vot9Y5E8/s1600-h/roger_quigley_203x152.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/R7tgwQF_zAI/AAAAAAAAAGM/H47vot9Y5E8/s320/roger_quigley_203x152.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168831379407883266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir yazmıyorum ve günah çıkartır gibi birden yazı yazmak ve arınmak istedim.Ara verdiğim grup ve müzik inceleme deliliğime "At swim two birds" ile başladım.Garip bir tüketim çılgınlığına dönen müzik dinleme durumum beni zorlamıştı ki özlem duyulacak müzik ile dolma hissi kendi yolunu buldu.Bu kadar giriş zırvalamasından sonra At swim two birds e dönebilirim. &lt;span id="fullpost"&gt;At swim two birds Roger Quigley in solo çalışması.Roger Quigley ise bilenlerin aklına Manchesterlı grup The Montgolfier Brothers gelicektir.Mark Tranmer ile birlikte Roger grupla birlikte devam ederken her iki grup elemanı aynı zamanda yalnız başlarına da müzikle uğraşmıştır.Her neyse yazı konum olan At swim two birds e dönersem eğer ilk dinlemede dream havası aldığımı söyleyebilirim.Genelde dinlemekten zevk aldığım post-rock olmayışı beni yıldırmadı ve dinledikçe Roger Quigley nin bir süredir dinlediğim Returning To The Scene Of Crime...albümüyle aslında dreamden öte birşeyler yaptığını farkettim.Şarkı sözlerine baktığımda ise  onun da arınma  ile başının derte olduğunu düşündüm.Albümdeki "In bed with your best friend" dinlerken Roger ın sesini dinlemye seven için hayli doyurucu olabiliyor fakat sözleri ... bu cümleyi bitirmiyorum şarkıyı dinleyenlerin kendisinin doldurmasını tercih ediyorum.Albümdeki favorim ise albüme ismini de veren Returning To The Scene Of Crime dır.Uzun uzadıya yazmayı sevemediğim grup ya da müzisyen tanımlamasına burada son veriyorum.Son olarak dream ve slowcore dan hoşlananlar için bu albümü önermeden geçemiycem.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2906043229426830160?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2906043229426830160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2906043229426830160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2906043229426830160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2906043229426830160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/02/at-swim-two-birds.html' title='At swim two birds'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/R7tgwQF_zAI/AAAAAAAAAGM/H47vot9Y5E8/s72-c/roger_quigley_203x152.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5175428882520552213</id><published>2008-02-19T18:18:00.004+02:00</published><updated>2008-02-19T19:55:08.375+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='thomas scott'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='space'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='britpop'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tin planet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='spiders'/><title type='text'>liverpool aksanına doyurur: space</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.spacetheband.com/res/biography_then.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.spacetheband.com/res/biography_then.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;SVTR'in hayatı sona ermiş gruplar kontenjanından geliyor Liverpool'lu Space. Aslında Begin Again ve Neighbourhood singleları sayesinde çoğumuzun kendileriyle bir teması olmuştur. Vokal ve gitarda Tommy Scott, yine gitar ve geri vokalde Jamie Murphy, davulda Andy Parle tarafından 1993'te kurulan, bir yıl sonra kadroya keyboardist Franny Griffiths'i katan Space, birçok kaynaktan beslenen ve kategorize edilemeyen bir grup. &lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;The Who'ya yakın bir müzik yapma amacıyla kurulup, Sinatra, Tarantino filmleri, Looney Tunes çizgi filmlerinden etkilenmişler. Bu karışımdan ortaya çıkansa aynı albüm içinde klasik britpop, Sinatra/Paul Anka tarzıyla karışık pop, 80'lerin disko şarkıları, disko-distortion karışımı dans şarkıları. İlk albümleri Spiders 1996'da yayınlandı ve gruba platin plak kazandırdı. Neighbourhood ve Female of the Species singleları Space'e İngiltere'de şan şöhret getirdi. Ama 1997'de çıktıkları ABD turnesinde istediklerini bulamadılar.&lt;br /&gt;İkinci albümleri Tin Planet'in kayıtlarından hemen sonra davulcu Parle, annesinin ölümü sebebiyle grubu bıraktı. Yerine Leon Caffrey alındı. 1998'de çıkan Tin Planet de Spiders'ın başarısını sürdürdü. Grup 2001'de plak şirketi Gut Records'la, yeni albümleri I Love You More Than Football'un çıkış tarihinin sürekli ertelenmesi yüzünden (bu albüm hiçbir zaman yayınlanmadı) yollarını ayırdı. Bu da onların düşüşünün başlangıcı oldu. Jamie Murphy 2002'de gruptan ayrıldı. Space, kendi kabuğuna çekilip sadece internet sitesinden müzik yayımlamaya başladı.&lt;br /&gt;Grubun son albümü, 2004 çıkışlı Suburban Rock 'N' Roll ticari başarı kazanamadı. Plak şirketeriyle istedikleri gibi bir anlaşmaya varamamaları onları bezdirdi ve Space 2005'te resmi olarak dağıldı.&lt;br /&gt;Müzik piyasasının dehlizlerinde kaybolan Space, bana hep hakettiği kadar takdir edilmemiş gibi gelir. Özgün oldukları kadar eğlencelidirler. Albümlerini bulmak kolay değil, şarkı şarkı aramak daha iyi sonuç verebilir. En kolay bulunabilecekler ise Neighbourhood, Begin Again, Female of the Species, Catatonia'dan Cerys Matthews'la mizahi bir düet olan The Ballad of Tom Jones ve Avenging Angels olabilir. Çoğunun videosu YouTube'da mevcut. Tam olarak edinebildiğim tek albümleri Tin Planet, 90'lar İngiliz müziği ve holiganvari hislerle şarkılara eşlik edip elini kolunu sallayarak acemice dans etmeyi sevenlere tavsiyemdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.spacetheband.com"&gt;spacetheband.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5175428882520552213?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5175428882520552213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5175428882520552213&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5175428882520552213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5175428882520552213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/02/liverpool-aksanna-doyurur-space.html' title='liverpool aksanına doyurur: space'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3349714622718726591</id><published>2008-01-12T16:50:00.000+02:00</published><updated>2008-01-12T17:27:42.516+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bark psychosis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='graham sutton'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='codename: dustsucker'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post-rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hex'/><title type='text'>bark psychosis</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ondarock.it/images/monografie/bark2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 214px; height: 284px;" src="http://www.ondarock.it/images/monografie/bark2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1986 Londra çıkışlı Bark Psychosis, post-rock'ın ilk temsilcilerinden. Hatta terimin, Simon Reynolds'ın grubun ilk albümü "Hex" için Mojo'ya yazdığı eleştiride geçtikten sonra yaygın kullanım kazandığı söyleniyor. 1994 tarihli "Hex" ve 10 yıl sonra gelen "Codename: Dustsucker" albümleri dışında birçok EP'leri var. Grubun kurucusu Graham Sutton dışındaki üyeler sabit değil.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Bark Psychosis şarkıları çok katmanlı bir elektronik altyapıya ve hülyalı (?) gitarlara sahip. Shoegaze ve dünya dışı sesleri karıştırıyor, yer yer caza da göz kırpıyor. Hem kadın hem erkek vokaller var. Ziyadesiyle deneysel. Dinledikçe içine gömülünen bir atmosfere sahip albümleri. "Hex" ve "Codename: Dustsucker" arasındaki 10 yıllık dönemde Graham Sutton bir de "Boymerang" adlı bir drum and bass projesi gerçekleştirmiş.&lt;br /&gt;Sutton'ın ayrıca "DustSucker Sound" adlı bir stüdyosu var. Kendisi Jarvis Cocker'ın da yapımcısı.&lt;br /&gt;Karanlık ve puslu Bark Psychosis, shoegaze ve post-rock seven herkese tavsiyemizdir. Favori albümüm Codename: Dustsucker'dır.&lt;br /&gt;Gayet tatmin edici bir de websiteleri var: &lt;a href="http://www.barkpsychosis.com/"&gt;barkpsychosis.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3349714622718726591?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3349714622718726591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3349714622718726591&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3349714622718726591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3349714622718726591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/01/bark-psychosis.html' title='bark psychosis'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2315351011563549685</id><published>2008-01-01T21:03:00.000+02:00</published><updated>2008-01-01T22:25:04.959+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hourglass'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dave gahan'/><title type='text'>dave gahan - hourglass (2007)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://assets4.pitchforkmedia.com/images/image/35858.x-news-hourglass-sm.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 206px; height: 206px;" src="http://assets4.pitchforkmedia.com/images/image/35858.x-news-hourglass-sm.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dave Gahan söz yazarlığını Paper Monsters ve Playing The Angel'da ispat etmişti. İkinci solo albümü Hourglass'la beni kendine daha da hayran bıraktı.&lt;br /&gt;Albümdeki rock soundu daha belirgin, ilk albüme göre daha çok Depeche Mode'a benziyor. John Frusciante'nin elektro gitar soloları ve Gahan'ın bazı parçalarda özellikle sertleşen vokali beni çok memnun etti.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Açılış şarkısı Saw Something albümün özeti gibi, bahsettiğim her şeyi içinde barındırıyor. İlk single Kingdom, bildiğimiz Dave Gahan tarzını iyice oturtuyor. Deeper and Deeper hem maço sözleriyle itici (İstemediğini söyleyemezsin, kavga çıkarmanı sevdiğimi biliyorsun vs.) hem Gahan'ın alışılmadık vokaliyle çekici. 21 Days ve Miracles bence Gahan'ın yaşama karşı inançsızlığını ifade ediyor. Use You ise herkese ve kendine duyduğu nefretin açık beyanı, güçlü elektronika altyapısıyla albümün en iyilerinden.&lt;br /&gt;Insoluble umutsuz bir sakinleşme çabası, Endless tatlı bir aşk şarkısı.&lt;br /&gt;A Little Lie müthiş bir şey, gönlümün şampiyonu =)&lt;br /&gt;Kapanışı yapan Down'da yaşlanıp, güçsüzleşip çöküp kalma korkusunu dile getiriyor Gahan, samimi bir itiraf gibi.&lt;br /&gt;Paper Monsters'dan iyi, Playing The Angel'dan da iyi bir albüm Hourglass. Bir sonraki albümünü kolay kolay beğenmeme lüksünü bize verecek kadar iyi.&lt;br /&gt;Kapak fotoğrafları ve logonun Anton Corbijn'e ait olduğunu da atlamayalım. Tracklisti derli toplu halde görelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saw Something&lt;br /&gt;Kingdom&lt;br /&gt;Deeper and Deeper&lt;br /&gt;21 Days&lt;br /&gt;Miracles&lt;br /&gt;Use You&lt;br /&gt;Insoluble&lt;br /&gt;Endless&lt;br /&gt;A Little Lie&lt;br /&gt;Down&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/NxTNsc3U53c&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/NxTNsc3U53c&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2315351011563549685?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2315351011563549685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2315351011563549685&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2315351011563549685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2315351011563549685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2008/01/dave-gahan-hourglass-2007.html' title='dave gahan - hourglass (2007)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6410212101272698282</id><published>2007-12-26T21:30:00.000+02:00</published><updated>2007-12-28T20:53:52.304+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bant'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='piano magic'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='live'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='babylon'/><title type='text'>şşşş! piano magic dinliyoruz!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R3VFsjKJqdI/AAAAAAAAAHk/eTsP5EzTfSk/s1600-h/DSCN2015.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R3VFsjKJqdI/AAAAAAAAAHk/eTsP5EzTfSk/s320/DSCN2015.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5149098380622408146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müzik bizi sessizlikten kurtardı ama "dinlemesek de her konserde görünelim, namımız yürüsün"cü enteresan komünitenin gevezeliğinden yırtamadık. Buna rağmen gruptan "best audience ever" iltifatını almayı başardık 19 Aralık'ta Babylon'da gerçekleşen Piano Magic konserinde.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Radarlive'da deniz yorgunluğuyla çimlerde yayılarak izlemiştim, bu sefer sağ öndeki amfinin dibinden, müziği midemde hissederek iştirak ettim kendilerine. İngiliz muhasebeci kostümüyle gözlerini pörtleterek Babylon'u süzen Glen Johnson, gitarını neredeyse önündeki seyircilerle beraber çalacakmış gibi duran Franck Alba, sevimli metalci görünümlü basçı Alasdair Steer, mükemmel davulcu Jerome Tcherneyan ve Cedric Pin'in harika performansı boyunca Klima'yı pek aramadım açıkçası.&lt;br /&gt;2 saat boyunca sahnede bir ses duvarı yükseldi sanki, hele konserin sonuna doğru bu ses duvarına çarpıp çarpıp dağıldım. O kadar güçlü ve "gürültülü" bir setlistti ki Glen Johnson "Birkaç sakin parça çalabilir miyiz?" diye nezaketen izin aldı seyirciden. Dead Can Dance cover'ından önceki Spice Girls muhabbeti güldürdü:&lt;br /&gt;- Şimdi bir Dead Can Dance şarkısı çalıcaz. Onları biliyo musunuz?&lt;br /&gt;- Eyyoo, helööö..&lt;br /&gt;- Yoksa Spice Girls mü tercih edersiniz? Hangisi?&lt;br /&gt;- Eyyoo, helööö..&lt;br /&gt;- Move a little closer baby... 'cause tonight is the night when 2 become 1! (Spice Girls)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserle ilgili tek kötü şey - ve gözardı edilemeyecek kadar sinir bozucu - başta bahsettiğim gevezeliklerdi. Şarkı başlarında öyle anlar oldu ki arkadan sürekli vırvır konuşma sesleri gelirken, orta ve önlerden "şşşşşş" sesleri yükseldi. Sahnedekilerin şaşkınlığı da yüzlerinden okunuyordu. Glen Johnson bazen sessizlik sağlanmasını beklemek zorunda kaldı. Babylon'daki bu olay bir şekilde bitmezse bayağı gerginlik yaşanır.&lt;br /&gt;Yine de seyircinin konserle ilgilenen kısmı o kadar coşkuluydu ki önce "gördüğümüz en iyi seyircilerdensiniz", sonra da "en iyisi sizsiniz" cümleleriyle ödüllendirildik. Bir ara yorucu bir tempoyla alkış tutturdular bize. Karşılıklı gaz vermelerin sonunda beklenen bir bis de oldu tabii. Kaçıranlar ne kadar üzülse yeridir. Özellikle bis itibariyle Sonic Youth'a yakın bir mertebeye erdik. Setlist'i vermeden önce gruptan gülümseten bir cümle daha: "Piano Magic düğünleriniz, partileriniz ve cenazeleriniz için hizmetinizdedir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;No Closure&lt;br /&gt;Saint Marie&lt;br /&gt;Jacknifed&lt;br /&gt;The End Of A Dark, Tired Year&lt;br /&gt;Advent (Dead Can Dance)&lt;br /&gt;The King Cannot Be Found (über-güzeldi=)&lt;br /&gt;I Am The Teacher's Son&lt;br /&gt;Love &amp;amp; Music (çok eşlik edildi buna tabii)&lt;br /&gt;Great Escapes (bu şarkıdan sonrası bir tür trans gibiydi)&lt;br /&gt;The Nostalgist&lt;br /&gt;Speed The Road, Rush The Lights&lt;br /&gt;(Music Won't Save You From Anything But) Silence&lt;br /&gt;Saints Preserve Us (nasıl desem, hayatımı kaydırdı)&lt;br /&gt;The Last Engineer&lt;br /&gt;BİS - Password (Hallelujah!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6410212101272698282?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6410212101272698282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6410212101272698282&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6410212101272698282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6410212101272698282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/12/piano-magic-dinliyoruz.html' title='şşşş! piano magic dinliyoruz!'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R3VFsjKJqdI/AAAAAAAAAHk/eTsP5EzTfSk/s72-c/DSCN2015.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1227459826931715879</id><published>2007-12-06T20:53:00.000+02:00</published><updated>2007-12-25T23:28:36.452+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='william blake'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soundtrack'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dead man'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='jim jarmusch'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neil young'/><title type='text'>neil young - dead man soundtrack (1996)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R1hQnydCe7I/AAAAAAAAAGo/oR9dQ8SJ1u4/s1600-h/dead-man_7.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R1hQnydCe7I/AAAAAAAAAGo/oR9dQ8SJ1u4/s320/dead-man_7.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5140947619132111794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Jim Jarmusch'ın Dead Man'i, hayatımda izlediğim en iyi müziklere sahip filmlerden biridir. Filmin tekinsiz atmosferini ve dünyadan ayrılıp ölüme gitme yolculuğunu çok iyi anlatır Neil Young'ın ham gitarları, cızırtıları, orgu ve gökgürültüsünü andıran sesleri.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Filmi izlemeyenler için kısa bir özet geçelim; Cleveland'lı muhasabaeci William Blake (Johnny Depp) yeni işi için Machine kasabasına gelir. Fakat işini başkası kapmıştır. Şirketten kovulan Blake, kasabada Thel adlı bir kadınla tanışır. Kadın onu odasına götürür. Thel'in eski sevgilisi onları yatakta yakalar, Thel'i öldürür. Yaralanan Blake Thel'in silahıyla adamı öldürür ve çaldığı bir atla kasabadan kaçar. Öldürdüğü adam şirket sahibinin oğludur. Blake'i yakalamaları için 3 azılı katil görevlendirilir. Atın üzerinde baygın halde yolculuk eden Blake, yalnız kızılderili Nobody'le karşılaşır. Nobody, onu şair William Blake'in reenkarnasyonu sanır. Kurşun Blake'in kalbinin çok yakınındadır ve çıkarılması imkansızdır, Blake gerçekten de çoktan ölmüş bir adamdır.&lt;br /&gt;Film kızılderili Nobody'nin okuduğu Blake şiirleriyle, onun ilginç öyküsüyle, karşılarına çıkan garip haydutlarla ve peşlerindeki katillerle Blake'in ölümüne doğru ilerler. Kanımca Jarmusch'ın en iyilerindendir. Neil Young'ın müziğinin atmosfere katkısı çok önemlidir. Diyaloglu episodları dünyadışı elektro gitar sesleri birbirinden ayırır. Ruhun dünyayı terk etmesinin, damarlardan çekilen kanın sanrılı müziğidir bu. Young, stüdyoda tek başına filmi izlerken, doğaçlama icra edip kaydetmiştir müziği. Belki bu yüzden filmin hissettirdiklerine bu kadar denk düşer. Tribi gelen bünyelere kuvvetli bir halüsinojendir.&lt;br /&gt;1 saatlik soundtrack'te filmdeki diyalogların bir kısmını ve Johnny Depp'ten bir William Blake okumasını bulmak da mümkün. Özellikle tavsiye ettiğim ve filmi izlemeye/bir daha izlemeye heveslendirecek bölüm ise Stupid White Men.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Guitar Solo, No. 1&lt;br /&gt;2. The Round Stones Beneath The Earth...&lt;br /&gt;3. Guitar Solo, No. 2&lt;br /&gt;4. Why Does Thou Hide Thyself, Clouds...&lt;br /&gt;5. Organ Solo&lt;br /&gt;6. Do You Know How To Use This Weapon?&lt;br /&gt;7. Guitar Solo, No. 3&lt;br /&gt;8. Nobody's Story&lt;br /&gt;9. Guitar Solo, No. 4&lt;br /&gt;10. Stupid White Men...&lt;br /&gt;11. Guitar Solo, No. 5&lt;br /&gt;12. Time For You To Leave, William Blake...&lt;br /&gt;13. Guitar Solo, No. 6&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1227459826931715879?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1227459826931715879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1227459826931715879&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1227459826931715879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1227459826931715879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/12/neil-young-dead-man-soundtrack-1996.html' title='neil young - dead man soundtrack (1996)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/R1hQnydCe7I/AAAAAAAAAGo/oR9dQ8SJ1u4/s72-c/dead-man_7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2712716096998482873</id><published>2007-12-01T00:01:00.000+02:00</published><updated>2007-12-25T23:30:20.711+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='into the wild'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sean penn'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eddie vedder'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soundtrack'/><title type='text'>eddie vedder - into the wild soundtrack</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ak.buy.com/db_assets/prod_lrg_images/460/205587460.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://ak.buy.com/db_assets/prod_lrg_images/460/205587460.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Into The Wild, Sean Penn'in ilk uzun metraj filmi. Üniversite öğrencisi Christopher McCandless, mezun olduktan sonra biriktirdiği tüm parayı OXFAM'a bağışlar ve yaban bir hayat sürmek için Alaska'ya doğru yola çıkar. İçindeki ve dışındaki yolculuk boyunca yaşadıkları ve karşılaştığı insanlar filmin öyküsünü oluşturur. Filmle ilgili bir şey bilmeseniz bile, müzikleri bir yol filmi olduğunu belli ediyor.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Eddie Vedder, arkadaşı Sean Penn'e süper bir kıyak çekmiş. Yarım saatlik harika bir soundtrack hazırlamış. Şarkılar çoğunlukla akustik, yer yer mandolinli. Eddie Vedder'ın sesi bir Crazy Mary'deki gibi yumuşak, bir Footsteps'teki gibi güçlü. Pearl Jam'in Lost Dogs'undaki akustik parçaları sevenler bu albüme kesinlikle bayılacaktır.&lt;br /&gt;Cameron Crowe'un Elizabethtown'unda şöyle bir cümle geçer: "Bu şarkıyı dinlerken arabanın camlarını aç, bazı şarkıların havaya ihtiyacı vardır." Bu albüm tam da böyle. Dinlerken bir açık alan ferahlığı, hareket hissi veriyor. Sinematografik şarkılar. İster istemez Beat'leri düşündürüyor. Amerikan folk/rock'ına aşina, seyahate meyilli bünyelere tavsiye edilir. Şarkılar arasında ayrım yapamıyorum, tracklist'i veriyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Setting Forth (Yolculuk başlar)&lt;br /&gt;2. No Ceiling (Vedalaşma)&lt;br /&gt;3. Far Behind (Her şeyi geride bırakmak)&lt;br /&gt;4. Rise (Yolunu aramak)&lt;br /&gt;5. Long Nights (Eski dünyadan kopuş)&lt;br /&gt;6. Tuolumne (Sierra Nevada dağları civarında bir bölge ve nehir)&lt;br /&gt;7. Hard Sun (Sleater-Kinney'den Corin Tucker'ın vokalleriyle)&lt;br /&gt;8. Society (Seni bıraktım diye kızmazsın değil mi "society"? Kusuruma bakma..)&lt;br /&gt;9. The Wolf (Eddie'nin ulumasını sevenler için lezzet şöleni, bildiğin "wild")&lt;br /&gt;10. End Of The Road (Yol bitse de, bitmez)&lt;br /&gt;11. Guaranteed (Kıssadan hisse, hayatı bir yolculuk olarak algılama durumu)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2712716096998482873?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2712716096998482873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2712716096998482873&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2712716096998482873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2712716096998482873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/12/eddie-vedder-into-wild-soundtrack.html' title='eddie vedder - into the wild soundtrack'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2792115764310381659</id><published>2007-11-15T16:59:00.000+02:00</published><updated>2007-12-28T21:07:23.284+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the bad seeds'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nick cave'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='two of diamonds'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mick harvey'/><title type='text'>mick harvey - two of diamonds</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.mute.com/data/8659997.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.mute.com/data/8659997.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nick Cave &amp;amp; The Bad Seeds'in temelindeki ikinci isim Mick Harvey, dördüncü (Serge Gainsbourg şarkılarını coverladığı iki albümü de sayıyoruz) solo albümü Two Of Diamonds'ı bu yılın ortalarında çıkardı. Kendisine kontrbasta Rosie Westbrook, org, gitar ve davulda Bad Seeds'den James Johnston ve Thomas Wydler eşlik etti. Bu gayet TRT girişten sonra...&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Şarkıların tekil anlamlarının ötesinde, Two Of Diamonds'ın bütününe yayılan melankolik bir atmosfer var. Sakin ama huzurlu değil. Daha ilk şarkıdan insanı içine alıyor. Şarkıların sadece ikisi kendisine ait (Little Star ve Blue Arrows) ama Harvey hepsini o kadar iyi söylüyor ki, içlerindeki "blues"u hissediyorsunuz. Diğer şarkılar önceki albümü One Man's Treasure'daki gibi eskilerden, sevilenlerden derlenmiş. Listede PJ Harvey ve Nick Cave'in dışında Die Haut gibi pek bilinmeyen gruplar da var.&lt;br /&gt;Mick Harvey içinde bulunduğu gruplara kazandırdıkları ve başka müzisyenlerle yaptığı ortak çalışmaların yanında, harika bir solo albüm daha yaratmış işin özü. Two Of Diamonds'ı Nick Cave/Leonard Cohen/(belki biraz) son dönem Johnny Cash karışımıyla ilgilenenlere tavsiye ederim. Açık denize bakarak dinlenmesi halinde kişiyi astral seyahatle Avustralya'ya götürebilir. Muhteviyatı favorilerimle birlikte aşağıdaki gibidir. İyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Photograph*&lt;br /&gt;2. I Don't Want You On My Mind*&lt;br /&gt;3. Sad Dark Eyes&lt;br /&gt;4. Here I Am&lt;br /&gt;5. Blue Arrows&lt;br /&gt;6. No Doubt&lt;br /&gt;7. Everything Is Fixed*&lt;br /&gt;8. A Walk On The Wild Side&lt;br /&gt;9. Little Star&lt;br /&gt;10. Slow Motion Movie Star (PJ Harvey)*&lt;br /&gt;11. Out Of Time Man (bunda afacan bir Brit havası var)*&lt;br /&gt;12. Home Is Far From Here&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.myspace.com/mickharvey"&gt;Mick Harvey MySpace&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2792115764310381659?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2792115764310381659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2792115764310381659&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2792115764310381659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2792115764310381659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/11/mick-harvey-two-of-diamonds.html' title='mick harvey - two of diamonds'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5144562302006221680</id><published>2007-11-11T16:37:00.000+02:00</published><updated>2007-11-12T11:27:42.645+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='music'/><title type='text'>Grizzly Bear-Friends</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RzcaBmzZESI/AAAAAAAAAF4/mwaKKBivpZU/s1600-h/p63758ftjao.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RzcaBmzZESI/AAAAAAAAAF4/mwaKKBivpZU/s320/p63758ftjao.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131598915310260514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Grizzly Bear yeni EPleri"Friend" ile dinleyicilerinin karşısına çıktı.Yellow House dan sonra bu EP leri açıkcası heyecanlandırıcı.EP lerinden bahsetmek gerekirse deneysel ve lo-fi tadında önceki albümlerindeki şarkıların yeni versiyonları ve farklı grupların şarkılarına yaptıkları  coverlar  var.&lt;span id="fullpost"&gt;"Alligator"-Choir versiyonu,  "Little Brother"- electric versiyonu, "Shift"- alternate versiyonu, çok sevdiğimiz "Plans" in farklı-güzel bir versiyonu, CSS coverı "Knife", Band of Horses coverı "Plans", Atlas Sound coverı yine bir başka " Knife".Ayrıca Daniel Rossen elinden çıkma bir de "Deep Blue Sea" var.Biraz yorumlarsak Band of horses coverı Plans i sevdim çok eğlenceli olmuş ayrıca plans in üzerindeki folk kokusu hoşuma gitti.Atlas Sound da CSS den çok farklı olarak Knife ı psychedelic havaya sokmuş bunu da pek beğendim.Sevgili Daniel Roosen(Grizzly Bear vokal ve gitaristi)  Deep blue sea yi anti-folk a yaklaştırmış ve ben açıkcası çok beğendim.Kısaca Grizzly Bear dinleyicileri bu güzel deneysel EP yi bir an önce dinlemeli.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5144562302006221680?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5144562302006221680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5144562302006221680&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5144562302006221680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5144562302006221680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/11/grizzly-bear-friends.html' title='Grizzly Bear-Friends'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RzcaBmzZESI/AAAAAAAAAF4/mwaKKBivpZU/s72-c/p63758ftjao.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3520703971897387825</id><published>2007-11-04T10:19:00.000+02:00</published><updated>2007-12-28T21:09:40.587+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the future is unwritten'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='joe strummer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='filmekimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='julien temple'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='belgesel'/><title type='text'>joe strummer: the future is unwritten</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://thecia.com.au/reviews/j/images/joe-strummer-the-future-is-unwritten-poster-0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://thecia.com.au/reviews/j/images/joe-strummer-the-future-is-unwritten-poster-0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bahsettiğim Control'ün etkisinden biraz çıkmamı sağladı Julien Temple'ın (The Great Rock And Roll Swindle, The Filth And The Fury, Glastonbury) belgeseli. Glastonbury'deki kamp ateşiyle hippileri, punkları, reggaecileri birleştiren Strummer'ı, köprü altında yaktıkları ateşin etrafında toplaşan arkadaşları anlatıyor. Strummer'ın dünyanın her köşesinden müziği insanlara ulaştırdığı radyo programı da bu anlatıya fon müziği oluyor.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Tüm dünya müziğini kucaklayan Strummer gibi birinin bu konsept içinde anlatılması yerinde olmuş. Yine Strummer'ın kişiliğini göz önüne alırsak, doğum yeri Ankara'dan bahsedilirken dansöz ve deve görüntülerinin üzerine Rock The Casbah'ı yapıştırmak, beklenmeyecek kadar oryantalist. Bu kolaycılık dışında filmle ilgili bir hoşnutsuzluğum yok.&lt;br /&gt;Strummer'ın diplomat babası sayesinde küçüklüğünü ülke ülke gezerek geçirmiş olması ve ilerleyen yıllarda ağabeyinin yatılı okuldaki intiharıyla başlıyoruz. 68'de ergen olmanın harika olduğundan dem vuruyor ve gençlik yıllarımıza hippilerle beraber işgal ettiğimiz boş binalarda başlıyoruz. Arkadaşları Strummer'da hep varolan liderlik havasından, kendisine uygun gördüğü isimlerden bahsediyor.&lt;br /&gt;Müzik kariyeri de bu yıllarda "The 101ers" ile başlıyor. Grup Roundhouse'da çalacak kadar büyüyor. Daha sonra Sex Pistols ile tanışıyorlar ve Joe, grubu dağıtıyor. The Clash kurulup provalarına hız verdikten sonra Strummer, punk'ın büyük hatalarından birine ortak oluyor. Hippi arkadaşlarıyla bağlantısını koparıyor ve punk'ın kendisi için yarattığı kalıba giriyor. Punk, kurallara karşı çıkmasına rağmen bir süre sonra İngiltere'de kendi kurallarını yaratıyor ve bir anlamda muhafazakarlaşıyor.&lt;br /&gt;Filmde Strummer'ın hataları, hırsı, değişken karakteri açıkça anlatılmış. Karşımızda yine bir ikon değil, hatalarıyla ve pişmanlıklarıyla dengeli işlenmiş bir müzik adamı var.&lt;br /&gt;The Clash'in bir memuriyete dönüştüğü fark edilip buna son verildikten sonra Strummer sinema oyunculuğuna el atıyor. Dünya müziklerine daha çok gömülüyor. Eski dostlarıyla bağlarını yeniden kuruyor ve hayatını herkesi birleştiren bir kamp ateşine çeviriyor.  Grubu Mescaleros'la müziğe bir süre daha devam ediyor. Öldükten sonra da ilham kaynağı olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;Filmin akışı bu şekilde, hem Strummer'ın hayatına hem de döneme objektif bir bakış. Dikkatimi çeken şey filme konuk olan onlarca kişinin arasında Paul Simonon'un olmaması, ve filmde Guns of Brixton'ın hiç duyulmaması. Bir de katılımcıların isimleri verilseydi, izleyicinin takip etmesi daha kolay olurdu. Bunun dışında Joe Strummer'ın çizimlerinden araya serpiştirilen animasyonlar oldukça hoş.&lt;br /&gt;Konuk listesinde eski The Clash üyeleri ve Strummer'ın bir çok arkadaşının yanında Bono, Jim Jarmusch, Johnny Depp, Anthony Kiedis, Flea, John Cusack, Steve Buscemi, Matt Dillon gibi isimler de var.&lt;br /&gt;Özetle, konukları, anlatım tarzı ve görselliğiyle tatmin edici bir belgesel. Control'den sonra bir doz alınmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.joestrummerthemovie.com/"&gt;joestrummerthemovie.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3520703971897387825?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3520703971897387825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3520703971897387825&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3520703971897387825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3520703971897387825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/11/joe-strummer-future-is-unwritten.html' title='joe strummer: the future is unwritten'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6405170866424521908</id><published>2007-10-31T10:34:00.000+02:00</published><updated>2007-10-31T10:39:46.023+02:00</updated><title type='text'>Control (Anton Corbijn)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://image.guardian.co.uk/sys-images/Arts/Arts_/Pictures/2007/05/18/control460.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 272px; height: 176px;" src="http://image.guardian.co.uk/sys-images/Arts/Arts_/Pictures/2007/05/18/control460.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;HOLA! Okul, ödevler, bitmesi gereken çeviri derken uzunca süre ilgilenemedim burayla. Zaten bilgisayarım da komada. Şimdi başına oturunca özlediğimi hissettim. Umarım bizi okuyan birileri varsa, "n'oldu bunlara?" diye düşünmüşlerdir =)&lt;br /&gt;Geri dönüş şerefine filmekimi'nde izlediğim iki filmden bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Control (Anton Corbijn)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, bu filmden bu kadar etkilenerek ve sarsılarak çıkmayı beklemiyordum. Öyle ki, artık Joy Division şarkılarına daha farklı anlamlar yüklüyorum, özellikle Atmosphere'i tüylerim diken diken olmadan dinlemek zorlaştı.&lt;br /&gt;Filmin sinematografi açısından kusursuz olduğunu düşünüyorum; kullanılan renk, kadrajlar, kamera açıları, ışık / kontrast... Yönetmeninin fotoğrafçı olduğu her halinden belli oluyor, filmi kare kare duvarınıza asabilirsiniz.&lt;br /&gt;Senaryo, Ian Curtis'in karısı Debbie'nin yazdığı "Touching From A Distance" kitabından uyarlanmış. Olaylara sadece Ian'ın değil, Debbie'nin tarafından da bakmamızın sebebi bu olsa gerek. Film, müzisyenliğinin ötesinde, Ian'ı gayet sıradan günlük hayatı içinde, ortalama bir memur ve pek de iyi olmayan bir koca / baba olarak da sunuyor. Ve bu bakış çok yerinde, çünkü 70'lerin İngiltere'sinin binalarından tutun da takım elbiseli memuriyetine kadar her şeyin insanı nasıl kıstırdığını hissedebiliyoruz.&lt;br /&gt;Ian'ın David Bowie makyajına ve peluş kıyafetlerine rağmen bir "Marslı" olmadığını görüyoruz. Çok genç yaşta evlenip, çocuk sahibi olup, evini geçindirmek için çalışan ve yaşadığı yerden nefret eden -belki binlerce- İngiliz'den biri. Bu sıradan görünümü vurguluyorum çünkü Ian Curtis'in filmde bir "star" olarak ilahlaştırılmamasını sevdim. "Star" olmak istemediklerini ifade eden insanların öldükten sonra belgeseller / kurmacalar yoluyla ikonlaştırılmasını biraz rahatsız edici buluyorum. Ölüye mastürbasyon yapmak gibi. Veya ölü vasıtasıyla kendini tatmin. Her neyse. Konudan uzaklaşmayalım.&lt;br /&gt;Oyuncuların performansına diyecek yok, Sam Riley rolünün hakkını vermiş. Canlı performans sahnelerinde de hepsi çok başarılı. Filme şu noktada bir eleştirim olabilir; Ian'ın intihara gitme süreci biraz havada kalıyor. Elimizde başarısız ama bir türlü bitirilemeyen bir evlilik, suçluluk duygusuna rağmen vazgeçilemeyen bir sevgili, insanı öldürebileceğini öğrendiğimiz ve tedavisi belli olmayan bir hastalık, grup arkadaşlarının gitgide epilepsi nöbetlerini kanıksaması, kullanılan bir sürü ilacın yan etkileri, grubun büyümesinin artırdığı sorumluluklar, sahnede kendinden çok şey veriyor olmak ve hep daha fazlasının istenmesi var. Yine de Ian'ın içinde olup biten ve bizim görmediğimiz şeylerdir diye düşünüyorum nihai kararını şekillendiren.&lt;br /&gt;Filmde hoşlandığım bir diğer şey, She's Lost Control, Love Will Tear Us Apart, Isolation, Transmission gibi şarkıların grubun ve Ian'ın hayatının akışı içinde nasıl ortaya çıktığını görmekti. Aklımdan çıkmayacak detaylarsa Ian ve Debbie'nin ilk el ele tutuşması, Sex Pistols konserindeki insanların yüzlerindeki büyülenmişlik ifadesi, Tony Wilson'ın kontratı kanıyla imzalaması, She's Lost Control'deki sprey fısfısları, önden tipik bir İngiliz memuru görünümü veren Ian'ın pardesüsünün arkasında yazan HATE, Ian sahnede nöbet geçirdikten sonra kulise gelip "harika bir konserdi" gibi şeyler söyleyen grup elemanları... ve hepsinden daha çok, Macclesfield krematoryumunun bacasından yükselip Atmosphere'e karışan Ian'ın kapkara ruhu.&lt;br /&gt;Sadece Joy Division'la ilgilenenler için değil, tüm sinemaseverler için izlenmesi gereken, "iyi" bir film. Etkisinden kolay çıkılmıyor, üzerinde uzun süre düşündürüyor. Corbijn'in bir sonraki filmini sabırsızlıkla bekletiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay akışını ayrıntılı olarak okumak isteyenler &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Control_%282007_film%29"&gt;wikipedia'ya&lt;/a&gt; buyursun.&lt;br /&gt;Ayrıca ==&gt; &lt;a href="http://www.controlthemovie.com/"&gt;controlthemovie.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci film "Joe Strummer: The Future Is Unwritten" da yakında burada =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6405170866424521908?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6405170866424521908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6405170866424521908&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6405170866424521908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6405170866424521908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/10/hola-okul-devler-bitmesi-gereken-eviri.html' title='Control (Anton Corbijn)'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-587954352935775747</id><published>2007-10-30T21:54:00.000+02:00</published><updated>2007-10-30T22:39:14.961+02:00</updated><title type='text'>Mount Eerie-I am NEW</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RyeS7jUzLcI/AAAAAAAAAFw/oazUvRhNNUM/s1600-h/381306.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RyeS7jUzLcI/AAAAAAAAAFw/oazUvRhNNUM/s320/381306.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5127228252577017282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mount Eerie, The Microphones ' tan tanıdığımız Phil Elverum ' un yeni projesi.Hatta kendisi bir röportajında şöyle demiş:"Mount Eerie is a new project. The Microphones was completed, or at least at a good stopping point. I did it because I am ready for new things. I am new."Bu söylemi okuyunca söylem demek doğru mu bilmiyorum da sanki bir alt metni varmış gibi geldi bana herneyse ne  kadar büyük bir şey söylüyor bu Phil dedim ve deli gibi merak edip dinlemye başladım.Sonuçta I am new demek kolay olmasa gerek.&lt;span id="fullpost"&gt;Bu durumda bu büyük sözler için ben de dinledim yeni projesini The Microphones' tan daha minimalist bulduğum müziğini açıkcası sevdim. Büyük sözlerinin  minimalizmden geldiğini anladım tabi bunlar benim düşüncelerim açıkçası Phil i seven projelerini ve değişen vizyonunu görmek isteyen varsa Mount Eerie ' yi dinlemelerini önerebilirim.Ama The Microphones'u hiç dinlememiş olmak Mount Eerie'yi dinlemeye de engel değil açıkçası ben biraz deneysel biraz indie sevenler ve lo-fimanyaklar için de önerebilirim.Ayrıca alttaki bağlantıdan parçalarını indiredebiliyorsunuz.&lt;a href="http://www.archive.org/details/SevenNewSongsofMountEerie"&gt;İnternet archive.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-587954352935775747?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/587954352935775747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=587954352935775747&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/587954352935775747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/587954352935775747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/10/mount-eerie-i-am-new.html' title='Mount Eerie-I am NEW'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RyeS7jUzLcI/AAAAAAAAAFw/oazUvRhNNUM/s72-c/381306.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-467178862363162463</id><published>2007-09-30T15:29:00.000+03:00</published><updated>2007-09-30T18:40:18.706+03:00</updated><title type='text'>antwerp'in yerel tanrıları: dEUS</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blog.echoband.com/pochang/uploaded_images/picture-2.php-760574.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 293px; height: 251px;" src="http://blog.echoband.com/pochang/uploaded_images/picture-2.php-760574.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Belçikalı alternatif / deneysel rock grubu dEUS, 1989'da Antwerp'te kuruldu. 1992'de henüz albüm çıkarmamış grupların katıldığı HUMO's Rock Rally ile isimlerini duyurmaya başladılar. Grubun kuruluşundan beri değişmeyen iki üyesi solist/gitarist Tom Barman ve klavye/kemancı Klaas Janzoons. Geçmişte kadroda yer alan müzisyenlerin çoğu müzik kariyerlerine başka gruplarda devam ediyor (Zita Swoon, Kiss My Jazz, Dead Man Ray, Vive la Fête, The Love Substitutes).&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;dEUS'un müziğini tanımlamak zor, Frank Zappa ve Leonard Cohen'den Sonic Youth'a kadar pek çok isimden ilham alıyorlar. Müzikleri bir kara film soundtrack'i gibi geliyor bana. Bir an sakin, bir an kakofoni ve bağırışlar. Kesinlikle şehirli bir müzik. Gitar ve şarkıların atmosferini belirleyen keman melodilerinin arasında teypten cızırtılı erkek sesleri - gibi. Şu mevsimle de iyi gidiyor. Grubu dar kalıplara sokmadan, rock, caz ve folk aromalı deneysel müzik yaptıklarını söyleyebilirim. Bir de nedense bana çok görsel geliyor müzikleri, onları hep bir performans grubu olarak düşünüyorum, kafamın içindeki eski bir caz kulübünde kırmızı-mavi ışıklar altında sahnede salınıyorlar. Albüm bazında konuşmak gerekirse..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Worst Case Scenario (1994):&lt;/span&gt; En bilinen dEUS şarkısı Suds &amp;amp; Soda'yı içerir. Grubu tanımak için iyi bir albümdür çünkü bahsettiğim farklı tarzların hepsini duymak mümkündür. Single'lar Suds &amp;amp; Soda, Via ve Hotellounge dışında Great American Nude dikkate değer, Tom Barman bir 15 sene sonra Tom Waits kıvamına gelir mi diye düşündürür.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;In A Bar, Under The Sea (1996):&lt;/span&gt; Favori dEUS albümüm. Roses, Fell Off The Floor Man, Theme From Turnpike, Serpentine, Guilty Pleasures, Little Arithmetics gibi çok başarılı parçaları barındırır. Baştan sona dEUS soundunu oturtan, kavratan, iddialı olmak gerekirse dEUS'u dEUS yapan albümdür.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;The Ideal Crash (1999):&lt;/span&gt; Grubun büyük bir şirketten çıkan ilk albümü (Island Records). Belçika'da ilk haftasında 25000 satmıştır. The Ideal Crash, Sister Dew ve Instant Street leziz single'lardır. Sevgilisini öldüren bir adamın ağzından yazılan Sister Dew (videosunu izlemelisiniz) bana Where The Wild Roses Grow'u hatırlatıyor sözleri itibarıyla. Albümün tamamını henüz dinlemediğim için es geçtiğim şarkılar olmuştur, özür diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Pocket Revolution (2005):&lt;/span&gt; Uzun bir aradan sonra gelen mis gibi bir albüm. İngiltere'de pek beğenilmemesine rağmen dEUS'un en çok satan albümü. Single'lar Bad Timing, 7 Days 7 Weeks ve What We Talk About dışında şiddetle tavsiye edebileceğim şarkılar Cold Sun Of Circumstance, If You Don't Get What You Want ve Night Shopping.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar dışında 1995 tarihli My Sister = My Clock adlı deneysel bir EP'leri (25 dakikalık bir parçadan oluşuyor) var. Grubun şimdiki üyeleri -başta saydıklarım dışında- davulda Stéphane Misseghers, basta Alan Gevaert, gitar ve vokalde Mauro Pawlowski. Son albümün 6 yıllık bir aradan sonra çıkmasının sebebi, bu dönemde grup üyelerinin kendi projelerine ağırlık vermeleri.&lt;br /&gt;Solist Tom Barman, müzik yapmak için St Lucas Film Okulu'nu bırakmış. Ama film yapmayı bırakmamış. dEUS videolarının yanı sıra Turnpike adlı bir kısa metraj, Any Way The Wind Blows adlı bir de uzun metraj film çekmiş. Elektronik müzik yapımcısı CJ Bolland'la oluşturdukları proje grubu Magnus'un da yayımlanan bir albümü var.&lt;br /&gt;Pocket Revolution öncesindeki bütün albüm ve single'ların kapak tasarımları grubun eski gitaristi Rudy Trouvé'ye ait.&lt;br /&gt;dEUS'u sadece Rock'n Coke 2004'te izleme fırsatı bulmuştuk. jeremy sağolsun kafasındaki tişörtle deli gibi zıplayarak dikkat çekmişti. 2005'te birkaç konser vereceklerdi Türkiye'de ama iptal oldu. Bir sonraki dEUS albümü 2008'de çıkarsa, buralarda bir daha izleyebiliriz kendilerini. Yolumuz düşerse Antwerp'te evlerinde izlemek de pek hoş olacaktır.&lt;br /&gt;Bitirirken güzel bir de video sunalım..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9mVrOc_1I_A"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/9mVrOc_1I_A" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="350" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-467178862363162463?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/467178862363162463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=467178862363162463&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/467178862363162463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/467178862363162463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/09/antwerpin-yerel-tanrlar-deus.html' title='antwerp&apos;in yerel tanrıları: dEUS'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4232941507022530329</id><published>2007-09-19T14:35:00.000+03:00</published><updated>2007-09-19T15:20:07.366+03:00</updated><title type='text'>Ekim'e Doğru</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RvEPCGZsQvI/AAAAAAAAAEk/QMdDRDh90SI/s1600-h/url.htm"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RvEPCGZsQvI/AAAAAAAAAEk/QMdDRDh90SI/s320/url.htm" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5111883580794749682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl altıncı yaşına basan filmekimi 19-25 ekim tarihlerinde sinemaseverlerle buluşucak.Beyoğlu Emek Sineması'nda toplam 21 film gösterilecek. Bir hafta boyunca Emek Sineması'nda her gece 21.30 seansında bir filmin galası yapılacak.Ekim ayı başında satışa sunulucak biletler indirimli haftaiçi gündüz seansı 3.5 YTL olarak belirlenmiş.&lt;span id="fullpost"&gt;Gösterime sunulucak filmlerden bahsedince ilk gözüme çarpan Control oluyor.Daha önce heyecanla soundtrack listesini verdiğim bu film Anton Corbijn'in Ian Kevin Curtis'in hayatını anlatan  Cannes Film Festivali'nden Altın Kamera Özel Mansiyon Ödülü'nü alan filmi.Müzik ile devam edersek bir müzisyen serüveni de Julien Temple'dan geliyor.Daha önce Sex Pistols ve Glastonbury Müzik Festivali üzerine belgeseller çekmiş olan yönetmen bu sefer de The Clash grubunun merhum lideri Joe Strummer'ın hayatını sinemaya taşımış. Joe Strummer: The Future Is Unwritten isimli belgeselde Bono, Jim Jarmusch, Johnny Depp, John Cusack, Steve Buscemi, Don Letts gibi yıldızlar yer alıyor.Ayrıca Gus Van Sant'ın son filmi Paranoid  Park'ı ve David Cronenberg'in son filmi Eastern Promises ' i izlemek mümkün.Bunların dışında 21 film içinde çeşitli festivallerde özellikle Cannes film Festivali'nde ödül alan filmleri izleme imkanı bulabilicez.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4232941507022530329?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4232941507022530329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4232941507022530329&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4232941507022530329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4232941507022530329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/09/ekime-doru.html' title='Ekim&apos;e Doğru'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RvEPCGZsQvI/AAAAAAAAAEk/QMdDRDh90SI/s72-c/url.htm' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7452713988781771059</id><published>2007-09-13T16:55:00.000+03:00</published><updated>2007-09-14T13:35:04.071+03:00</updated><title type='text'>editors / an end has a start</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/8/80/Anendhasastart.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/8/80/Anendhasastart.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;jeremy'nin yoğun baskısı sonucu artık albüm yazılarını kısa tutmamaya çalışacağım. Parçalardan teker teker bahsetmeye niyetlendim. Bu da ayrıntılı albüm değerlendirmelerimin ilki olsun bakalım.&lt;br /&gt;İlk albümleriyle patlayan grupların ikinci albümleri beni hep kaygılandırmıştır (örn. Franz Ferdinand), ancak Editors'ın ikinci albümü "An End Has A Start"ın onlar için sonun başlangıcı olmayacağı aşikar (klişe giriş).&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Debut (bu kelimeyi seviyorum) albümü "The Back Room"la büyük bir ivme yakalayan Editors, başarısını yeni albüme de taşımış ve bence soundunu iyice oturtmuş. Grup kendini tekrarladığı yönünde eleştiriler almış; bense belirli bir çizgide sağlam bir şekilde ilerlediklerini düşünüyorum. Gelelim parçalara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* Smokers Outside The Hospital Doors:&lt;/span&gt; Her bakımdan etkili bir açılış parçası. Sözler eskisini geride bırakıp yeni bir hayata başlama isteği olarak yorumlanabilse de, ölümü anlatıyor olmaları daha muhtemel: "Tanıdığın herkese veda et, onları bir daha görmeyeceksin. Bu histen kurtulamıyorum. Ellerim kirli, savaşta mıydım? Gördüğüm en üzücü şey, hastane kapılarında sigara içenlerdi..."&lt;br /&gt;Geceleri hastanelerin nasıl olduğunu bilenler ve hatta soğukta hastane önünde sigara içmiş olanlara pek çok şey ifade ediyor bu şarkı. Videosu da hastaneden kaçan, doktor ve polisler tarafından kovalanan bir kızı hikaye ediyor. Londra'da çekim yapmak pahalı olduğu için video Prag'da çekilmiş. Özellikle kızın nehirde suyun üzerinde koştuğu sahne kendinden bahsettirmiş. Yönetmeni de Stefán Árni Þorgeirsson.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* An End Has A Start:&lt;/span&gt; Albümün ikinci single'ı ve tam bir Editors hiti. En enerjik parçalardan. "Tek başına geldin ve öyle de gideceksin. Ellerinde umut ve soluyacak havayla... Dağılırken seni hayal kırıklığına uğratmayacağım, bazı şeyler basit olmalı, sonun bile bir başlangıcı vardır... Biliyorum gittikçe daha fazla insan hastalanıyor, küllerden iyi bir şey çıkar, sakin ol." Renkli taytlar giymiş bir grup kadının dans ettiği videosunu da Diane Martel çekmiş.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* The Weight Of The World:&lt;/span&gt; İlk şarkıyı düşündürdü bu bana. Ölmekte olan sevgiliye veda gibi. "Sevdiklerine iyi bak, öldüğünde orada olacaklar. Korkmaya gerek yok, ağlamaya gerek yok. Hayatının her parçası "bir" edecek, hayatının her parçası birine bir şey ifade edecek. Yüzüme dokunuyorsun, Tanrı kulağıma fısıldıyor, gözlerimde yaşlar, korkunun yerini sevgi alıyor." Dans edilecek bir şarkı olmadığı kesin.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* Bones:&lt;/span&gt; Dans ettiren bir aşk şarkısı. "Sonunda umabileceğin tek şey, bulduğun sevginin çektiğin acıya denk olması. Gözlerin benimkiler için mi böyle gösteriş yapıyor, yüzünün ellerimde olması tek ihtiyacım." Muhtemel bir single kokusu aldım bundan.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* When Anger Shows:&lt;/span&gt; "Kör bir ağrı gibi tüm vücuduna işler. Ellerinin yapabileceği tüm o şeyleri düşün. Sırılsıklam eldivenler gibi dibe çeker seni. Öfke belirdiğinde, yüzündeki değişim." Öfkesiyle her şeyin yoluna gireceğine inanma isteği arasında gidip gelen birinin sözleri gibi. Albümde en sevdiğim parçalardan. Özellikle son nakarattan önceki bölüm etkileyici: "Neyin ne kadar değeri olduğunu nasıl bilebilirsin, ellerin bir gün bile çalışmazken?" Bir işçinin, veya işsizin öfkesini düşündürüyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* The Racing Rats:&lt;/span&gt; Hızlı bir şarkı, şehir hayatını ve onun hızına ayak uydurmaya çalışan, koşuşturmacayı yakalayayım derken birbirini kaybeden insanları düşündürüyor sözleri de. "Yavaş ol küçük, kaçmaya devam edemezsin. Henüz dışarı çıkmamalısın, oyun zamanın daha gelmedi. Kasabanın kıyısında duruyorsun, silueti gözlerinde... Haydi, kaybolduğunu biliyordun, yine de devam ettin. Zamanın olmadığını biliyordun, ama günün akıp gitmesine izin verdin. Gökten bir uçak düşseydi, yerde ne büyüklükte bir delik açardı?"&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* Push Your Head Towards The Air:&lt;/span&gt; Yine bir ölüm/veda şarkısı. "Düştüğünde ve yolunu bulamadığında, elini göğe doğru kaldır, koşup yanına geleceğim... İnsanlar arabalarından çıkıp yol kenarına diziliyor, ölüye şöyle bir bakmak için, gözyaşlarında boğulma, başını göğe kaldır, hep orada olacağım." Özellikle 3:35 sonrasında şiddetlenen müzik tüyler ürpertici.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* Escape The Nest:&lt;/span&gt; Bu da şehir hayatına atılmakla ilgili, çok hoş bir gitar melodisi var. "Buradaki binalar bulutlara uzanıyor, bizim zamanımız ve bizim yerimiz, içimizde hala hayat var, o duvarların üstüne tırmanacağız. Hissedebileceğin kadar küçük hissetmek için ağaçların tepesine doğru bak, saatlerin geri saydığını duyuyorsun, geceler hiç olmadığı kadar uzun, ama şimdi şehrin ışıklarını görüyorsun." İçinde umut var bunun.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* Spiders:&lt;/span&gt; Sakin bir şarkı, Tom Smith'in sesi kadife gibi. "Odanda örümcekler var, ama hep olacak. Kandırılacak insanlar var, ve hep oldu... Lütfen sev, korkma, bu sadece kendi yansıman" sözleriyle bana fena halde Luc Besson'un Angela'sını anımsattı.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;* Well Worn Hand:&lt;/span&gt; Dünyanın içinde bulunduğu durumu gayet naif sözlerle özetleyen, vokal ve piyanodan ibaret bir şarkı. Albümün sonuna koyulan yerinde bir nokta: "Uyan sevgilim, bugün kötü haberler aldım. Ne yapmalıyız? Sana ulaşmalarına izin vermem. Artık tek başıma dışarı çıkmak istemiyorum, geceyle eskisi gibi yüzleşemem. Yıpranmış elimi tut, kendimizi kapatalım. Dışarı adım atmayacağız, tortop kıvrılıp saklanacağız. Yaptıkları şeyler için üzgünüm, dönüştüğümüz şey için üzgünüm."&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7452713988781771059?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7452713988781771059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7452713988781771059&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7452713988781771059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7452713988781771059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/09/editors-end-has-start.html' title='editors / an end has a start'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3186593155697134705</id><published>2007-09-09T16:11:00.001+03:00</published><updated>2009-05-01T14:21:45.730+03:00</updated><title type='text'>A.'nın Cenneti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RuP4vDwev1I/AAAAAAAAAEE/8dAD9Wpz9TY/s1600-h/cennetafis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RuP4vDwev1I/AAAAAAAAAEE/8dAD9Wpz9TY/s320/cennetafis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108199889714462546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cennet, Araf'ın  yönetmeni Biray Dalkıran imzalı bir drama filmi. Çekimleri yeni tamamlanan film 4 Ocak ta vizyona girecekmiş.&lt;span id="fullpost"&gt; Filmin içindeki animasyonlar  ve görsel efektler ise  İngiltere ve Türkiye  ortak yapımı olacakmış. Genel olarak filmin konusunda bahsetmek gerekirse, film A. yani Can 'nın öyküsünü, dünyasını anlatmakta. A. 29 yaşında atipik psikozludur ve 7 yaşında kaybettiği annesinin hayaliyle yaşamaktadır. Bu güzel hayal onun cennettidir. Fİlmin başrolünde şahsen çok sevdiğim ve hayli başarılı bulduğum A. 'yı canladıran Engin Altan Düzyatan var. Diğer başrol oyuncuları Zeynep Papuççuoğlu, Fahriye Evcen, Şendoğan Öksüz, Mehmet Birkiye'dir. Ben filmden umutluyum gerek içinde animasyonların olması gerek psikanalitik ögelerin olması beni meraklandırmaya yetti. Küçük bir notla yazıya son vermek istiyorum: Biray Dalkıran, Araf ve Cennet 'ten sonra üçlemeyi(?) tamamlamak için Şaman öyküsünü içeren Cehennem'i çekecekmiş.&lt;/span&gt;&lt;a href="http://cennetfilm.com"&gt;&lt;a href="http://www.dfgs.net"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3186593155697134705?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3186593155697134705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3186593155697134705&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3186593155697134705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3186593155697134705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/09/ann-cenneti.html' title='A.&apos;nın Cenneti'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RuP4vDwev1I/AAAAAAAAAEE/8dAD9Wpz9TY/s72-c/cennetafis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-8613505581467431272</id><published>2007-09-05T11:38:00.000+03:00</published><updated>2007-09-05T16:23:07.244+03:00</updated><title type='text'>Rock'n Coke 2007</title><content type='html'>Geleneksel Rock'n Coke ziyaretimizin yorgunluğunu attım. Yağmur yağdı da, tuvaletler pisti de (bunu diyenleri Glastonbury belgeselini izlemeye davet ediyorum) şöyleydi böyleydi yorumları yapmadan, sadece izlediğim konserlerden bahsedeceğim. Zaten geceleri yakındaki bi evde geçirdiğimiz için konserler dışında pek zaman geçirmedim alanda. Başlıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Rashit &amp; The Teoman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Rashit'in gitgide daha kötü şarkılar yaptığını düşünsem de bu adamları izlemeden edemiyorum. Özellikle eski şarkılara eşlik etmek hoşuma gidiyor. Teoman'la işbirlikleri de gayet güzel sonuç verdi, birbirlerinin şarkılarını kardeş kardeş icra ettiler. Küçük İskender'in "siktirip gidiyorum, kıçınıza kına yakın" finalli tiradı ve Dinozor'daki desteği de keyif vericiydi. Oğuz Taktak bir ara sahne direklerine tırmandıysa da inişi pek kolay olmadı. Kendisine daha çok Pearl Jam konseri izlemesini salık veriyorum. Seyirci çok eğleniyordu, hemen sonrasında sahne alacak Chris Cornell'ı beklemenin heyecanıyla birleşince hayli gaz dolu bir performans oldu benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Chris Cornell&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Heyecandan mideme kramplar girmesine sebep olan bir adam bu. Yazarken bile o anki heyecanı hissediyorum. Audioslave dağıldıktan sonra bence kötü bir solo albüm yaptı, yıllardır "abi adamın sesi gitmiş" yorumları yapılıyor, bütün bunları düşünmek beni kaygılandırıyordu. Ama Şafak Ongan'ın gaz verici sunumundan sonra çığlıklar arasında sahneye çıkıp Let Me Drown'u söylemeye başladığında karşımdakinin gerçekten kim olduğunu idrak ettim. Konser boyunca sahnede basmadık yer bırakmadı, sürekli seyircilerle iletişim halindeydi, ummadığım kadar sıcaktı. Hatta birinin "I've been waiting for a decade, please give me your autograph" pankartını alıp imzaladı. Son albüme ağırlık vereceğinden korkuyordum ama aksine dengeli bir setlisti vardı. Konserin en şok edici anı, "Şimdi 1990'da yazdığım bir şarkıyı çalacağız, aslında bunu iki kişi söylüyorduk" dediği andı. Temple Of The Dog çalacağını biliyordum ama şarkının Call Me A Dog olacağını tahmin ediyordum. Eddie Vedder'la söyledikleri Hunger Strike'a ihtimal vermiyordum. Şarkı başladığında gözlerim doldu, Seattle'ın yağmuru kulaklarımızdaydı, evet. Yaklaşık bir yıl önce Atina'da Pearl Jam'i izlerken hissettiklerimden belki daha da yoğundu.&lt;br /&gt;Soundgarden'la başlayan konser yine Soundgarden'la bitti. Chris "Feel the rhythm with your hands" diye bağırdığında kontrolü tamamen kaybettim =) Spoonman'i uzattılar, sahnedeki bütün müzisyenlerin şov yapmasına olanak tanıyan bir şarkı olduğundan, ekibini tanıtma fırsatı da buldu Chris. Hepsi çok iyiydi, bütün şarkıların hakkını verdiler. Billie Jean'i Chris'in tek başına çalması doğru bir seçimdi, çünkü akustik versiyonu albümdeki versiyonundan daha iyi.&lt;br /&gt;Sahneden ayrıldıklarında yorgunluktan bitap düşmüş, terden sırılsıklam olmuş, mutluluktan sarhoştuk. Ve Chris Cornell'ın birkaç yıl içinde Türkiye'ye tekrar geleceğinden emindik; seyircinin tepkisi harikaydı çünkü, kendisi de çok tatmin olmuş görünüyordu. Bağırıp çağırmamıza rağmen bis olmadı, Chris Cornell da kocaman mavi gözleriyle (ehm) hafızamıza çakılı halde kaldı. Bu arada, sesi olduğu yerde duruyor, es kaza bir Limo Wreck söyleseydi ses sistemi infilak edebilirdi.&lt;br /&gt;Son albümden Arms Around Your Love ve Silence The Voices yerine eskilerden Fell On Black Days, Steel Rain, Rusty Cage, Jesus Christ Pose (sağ çıkamazdık oradan) veya Shadow On The Sun isterdim ama kısfmet. Chris, bi daha gel, hep gel!&lt;br /&gt;Setlist: Hunger Strike, Let Me Drown, Black Hole Sun, Spoonman, Outshined, Cochise, Show Me How To Live, Be Yourself, Doesn't Remind Me, No Such Thing, You Know My Name, Billie Jean, Arms Around Your Love, Silence The Voices.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Smashing Pumpkins&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Festivalin yorum yapması en sancılı grubu Smashing Pumpkins. O yüzden kelimeleri dikkatle seçmeliyim. O günü hayatımda önemli kılan şey, Chris Cornell ve Smashing Pumpkins'i art arda izleyecek olmamdı. Bunu rüyamda görsem inanmazdım. Evet SP'in son albümlerini beğenmiyorum, kendilerini Siamese Dream - Mellon Collie - Adore üçgeninde yaşıyorum ama bu, hayatımın soundtrack gruplarından biri olmalarını engellemiyor. Festival öncesinde Chris Cornell'dan daha çok heyecan veriyordu SP'in adı.&lt;br /&gt;Kendilerini beklerken yorgunluğumuzla mücadele edip aramızda konuşuyorduk ki birden hafif bir müzik duyuldu, n'oluyor diye sahneye baktığımızda Billy Corgan'ı gördük. Bu şaşırtıcıydı; öncesinde bir sunuş, alkış-çığlık tufanı bekliyordum. Sessizce çıkmışlardı sahneye ve ilk şarkı Zeitgeist kritiğinde iyi bir konser şarkısı olacağını söylediğim United States'ti. Bir gazla başlamıştık, her şey iyi gibiydi. Yanlış hatırlamıyorsam hemen ardından, ya da bir şarkı sonra Today girdi. Burası benim için konserin seyrinin değiştiği yer. Today öyle bir şarkı ki neşeli görünmesine rağmen bende hüzün yapıyor, repeat'e alıp ağladığımı bilirim. Duyduğum şey hızlıca çalınmış, neredeyse geçiştirilmiş bir Today'di. Öyle ki, hiçbir şey hissetmeme imkan vermiyordu. Sahnedeki herkes keyifsiz görünüyordu, yeni basçıya zaten gıcığım. İşte orijinal Smashing Pumpkins'in yarısı oradaydı, Billy Corgan oradaydı ve benim şarkımı çalıyorlardı, ee ben neden mutsuz olmuştum şimdi? Bilmiyorum.&lt;br /&gt;Gerçekten konser boyunca içimdeki burukluk hiç gitmedi. Yeni albümden şarkılar ağırlıktaydı. Ben hep eski şarkılara çok yer vereceklerini ummuştum. Belki de bundandı burukluğum. Belki çok yorgun olmamdandı. Kötü olduklarını söylemiyorum, taş gibi çalıyorlardı, evet Billy Corgan bir dahidir, evet Chamberlain deli gibi çalıyor ama kafamdaki SP ile çakışmadılar. Bu yüzden kafa karıştırıcı bir konser oldu benim için. Onları ilk kez dinliyor olsaydım havalara uçardım, ama şimdiki zamanla geçmişin imgeleri birbirine karıştı benim için. Seyirciden bekledikleri tepkiyi almayınca daha da keyifsizleştiler. Billy Corgan'ın tişört şovu da nedense üzdü beni. Bis de olmadı.&lt;br /&gt;Arkadaş ne çok üzülmüşüm bu konserde, yazınca anladım. Oysa hayalimde Billy Corgan "The world is a vampire" diyordu mikrofona ve sessizce bekliyordu, binlerce insan çığlık çığlığa "sent to drain" diye bağırıyordu.&lt;br /&gt;Neticede, 10 kere daha gelseler, 10 kere daha izlerim, ancak beklentilerim daha farklı olur, acemiliğime ver Billy.&lt;br /&gt;Setlist (eksik olabilir): United States, Tarantula, Doomsday Clock, Bleeding The Orchid, Stand Inside Your Love, Today, Zero, Bullet With Butterfly Wings, Tonight Tonight, Shame, Glass And The Ghost Children, Starz, Heavy Metal Machine, Death From Above...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;Manic Street Preachers&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İkinci günün beklenen konseri. Tüm yorgunluğumuza rağmen yine sahneye yakın bir yere konuşlandık. Anonsun ardından alkışlarla sahnede göründüler ve James Dean Bradfield'ın verdiği startla You Love Us başladı. James Dean ile Nicky Wire'ın arasında, bir onu bir öbürünü izleyip durdum konser boyunca. "Sahne performansı nasıl olur" konulu bir seminer verdiler zira. Hele Nicky Wire, otrişli mikrofonu, dar beyaz pantalonu ve parlak dudaklarıyla harikaydı. Bacaklarını göremedik ne yazık ki. James Dean, ufak tefek görünmesine rağmen sahnede o kadar güçlü duruyor ki, sesiyle insanı sarsıyor. Ara sıra "Enjoy Franz Ferdinand!" dedikçe bu adamları Franz Ferdinand'ın altına koyan zihniyete sövüp saydık.&lt;br /&gt;"Çok çok çok yakında görüşmek üzere" diyerek A Design For Life'la konseri bitirdiler. Daha güzel bir final şarkısı olamazdı. Dünyanın, hayatımızın saçmalıklarını yüzümüze vurup vurup durdular. The Masses Against The Classes bekliyordum ama olmadı. Sızlanmaya hakkımız yok, harika bir setlistti.&lt;br /&gt;Setlist: You Love Us, Motown Junk, Faster, Ocean Spray, Everything Must Go, If You Tolerate This.., Indian Summer, Motorcycle Emptiness, La Tristesse Durera, You Stole The Sun From My Heart, From Despair To Where, Little Baby Nothing, Stay Beautiful, Autumn Song, Australia, Your Love Alone Is Not Enough, A Design For Life...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 255, 255);"&gt;ve diğerleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Franz Ferdinand, Manics'ten sonra çok vasat geldi. Konserin tamamını dinlemeden alandan ayrıldık.&lt;br /&gt;İkinci gün Hayko Cepkin'in kozadan çıkmalı şovu çok iyiydi, zaten her zaman iyi bu adam.&lt;br /&gt;Özlem Tekin'in kostümlü, yaylılara süslü performansı fena değildi, keşke daha az bağırsa.&lt;br /&gt;Pentagram krallar gibi çıktı söyledi, herkes saygıyla eğildi.&lt;br /&gt;Badly Drawn Boy yiyecez-içecez derken yalan oldu. Ayıp oldu.&lt;br /&gt;Bu sene iyi fare yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee, bir Rock'n Coke daha geçti. 2005'le eşdeğer oldu benim için. "Eski tadı yok şekerim/gruplar boktan" diyenler için Murat Kekilli'den gelsin: Seni çılgın, hadi oradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-8613505581467431272?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/8613505581467431272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=8613505581467431272&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8613505581467431272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8613505581467431272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/09/geleneksel-rockn-coke-ziyaretimizin.html' title='Rock&apos;n Coke 2007'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-551947790610476933</id><published>2007-08-24T16:42:00.000+03:00</published><updated>2007-09-19T15:21:29.860+03:00</updated><title type='text'>Control</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rs7iUDwevyI/AAAAAAAAADs/auI93AGx2MA/s1600-h/up-CONTROLfilm_lrg.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rs7iUDwevyI/AAAAAAAAADs/auI93AGx2MA/s320/up-CONTROLfilm_lrg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5102264262091259682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ian Curtis'in hayatını ve I.Curtis'in Joy Division grubuyla olan serüveninin anlatıldığı Anton Corbijn 'in yönettiği Control'un soundtrack listesi şöyle merak edenler için : &lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;1) Exit - New Order&lt;br /&gt;2) What Goes On - The Velvet Underground&lt;br /&gt;3) Shadowplay (Joy Division cover) - The Killers&lt;br /&gt;4) Boredom (Live) - The Buzzcocks&lt;br /&gt;5) Dead Souls - Joy Division&lt;br /&gt;6) She Was Naked - Supersister&lt;br /&gt;7) Sister Midnight - Iggy Pop&lt;br /&gt;8) Love Will Tear Us Apart - Joy Division&lt;br /&gt;9) Problems (Live) - Sex Pistols&lt;br /&gt;10) Hypnosis - New Order&lt;br /&gt;11) Drive In Saturday - David Bowie&lt;br /&gt;12) Evidently Chickentown - John Cooper Clarke&lt;br /&gt;13) 2H.B. - Roxy Music&lt;br /&gt;14) Transmission (Cast Version) - Joy Division&lt;br /&gt;15) Autobahn - Kraftwerk&lt;br /&gt;16) Atmosphere - Joy Division&lt;br /&gt;17) Warszawa - David Bowie&lt;br /&gt;18) Get Out - New Order &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şöyle bir not daha vereyim filmi bu ekim ayı içerisinde "Filmekimi"nde izlemek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-551947790610476933?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/551947790610476933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=551947790610476933&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/551947790610476933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/551947790610476933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/08/control.html' title='Control'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rs7iUDwevyI/AAAAAAAAADs/auI93AGx2MA/s72-c/up-CONTROLfilm_lrg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-8046818815228603734</id><published>2007-08-14T10:32:00.000+03:00</published><updated>2007-09-18T19:44:13.758+03:00</updated><title type='text'>Lady and Bird</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RsFfTniSHWI/AAAAAAAAAC0/es5JguZpnjk/s1600-h/21_190312_52t9B0000CGEB6.01.LZZZZZZZ.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RsFfTniSHWI/AAAAAAAAAC0/es5JguZpnjk/s320/21_190312_52t9B0000CGEB6.01.LZZZZZZZ.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098461043795041634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bird :&lt;br /&gt;Lady?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lady :&lt;br /&gt;Yes Bird?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bird :&lt;br /&gt;It's cold&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lady :&lt;br /&gt;I know&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lady :&lt;br /&gt;Bird...&lt;br /&gt;I cannot see a thing&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bird :&lt;br /&gt;It's all in your mind&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Bu sözler Lady &amp; Bird ün La ballade of lady and bird parçasından.Lady and Bird,Bang Gang ten tanıdığımız İzlandalı Johannsson Bardi nin televizyon programcılığı ve gazeteciliğe ara verdiği bir ara oluşturduğu bir proje.Bardi,İsrail asıllı şarkıcı Keren Ann ile birlikte Lady and Bird olup büyüklere masal okuyor.Album hakkında indie ,indie pop diyebilirsiniz ama iki iyi müzisyenin bir araya gelmesiyle muhteşem birşey ortaya çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RsFfc3iSHXI/AAAAAAAAAC8/AS76qDapksQ/s1600-h/side3.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RsFfc3iSHXI/AAAAAAAAAC8/AS76qDapksQ/s200/side3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098461202708831602" /&gt;&lt;/a&gt;"Suicide is painless" parçasıyla dinlemeye başaldığım bu grubu daha sonra "La ballade of Lady &amp; bird" ile  uzun bir süre albumun fragmanı gibi dinledim.Velvet Underground 'tan bildiğimiz "Stephanie   Says " i yeniden keşfettim ve ardından diğer parçalar geldi.Kısaca Bardi ve Ann/lady and bird bir araya gelerek muhteşem birşey yapmışlar.Henüz dinlemeyen varsa ve eğer bu iki müzisyeni de seviyorsanız mutlaka dinlemelisiz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-8046818815228603734?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/8046818815228603734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=8046818815228603734&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8046818815228603734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8046818815228603734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/08/lady-and-bird.html' title='Lady and Bird'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RsFfTniSHWI/AAAAAAAAAC0/es5JguZpnjk/s72-c/21_190312_52t9B0000CGEB6.01.LZZZZZZZ.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3366250162527560327</id><published>2007-08-13T10:34:00.000+03:00</published><updated>2007-08-14T10:16:09.942+03:00</updated><title type='text'>a love song for the collaboration..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAef3MI-zI/AAAAAAAAADo/kzAjRqnh2f4/s1600-h/DSCN1084-1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAef3MI-zI/AAAAAAAAADo/kzAjRqnh2f4/s320/DSCN1084-1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098108310923049778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAeJXMI-yI/AAAAAAAAADg/iQvNSQxPnWU/s1600-h/DSCN1099.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 286px; height: 277px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAeJXMI-yI/AAAAAAAAADg/iQvNSQxPnWU/s320/DSCN1099.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098107924375993122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Konser haberini aldığım günden beri artan, konser sonrasında da pek azalmayan heyecanımı dizginleyerek girişiyorum yazıya. The Good, The Bad &amp; The Queen'in konser performansını Roundhouse konserinin bootleg'inden ve youtube'daki videolarından az çok biliyordum. Beni heyecandan titreten şey, yıllardır hayatımın sountrackini yapan Damon Albarn'ı görüp, onunla beraber şarkı söyleyecek, muhteşem Paul Simonon'un basını duyacak olmamdı. Sahne önü biletlerimizi edinip, benim "eyvah geç kaldık, en önde yer kalmayacak" hezeyanım sonucu 19:00'da Parkorman'da hazır ve nazırdık. Sahne önünün bomboş olduğunu söylememe gerek yok sanırım.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Sahne önünde kamp kurup Sakin'i izledim, iyiydiler. İyi de bir dinleyici kitleleri vardı. Dandadadan harikaydı, birkaç yeni şarkı çaldılar, sahneyi yıkıp gittiler. Canlı performanslarının bu kadar iyi olduğunu bilmiyordum. Mor ve Ötesi benim için çoook sıkıcıydı, bitmek bilmedi. Büyük heyecanla gittiğim her konserden önce Mor ve Ötesi'ni dinlemek zorunda kalmak canımı sıkıyor.&lt;br /&gt;Nihayet sahneyi terk ettiklerinde derin bir nefes alıp sahnenin GBQ için hazırlanmasını izlemeye başladım. Arkaya çekilen perdeyle mekan değiştirip eski, karanlık Londra'ya ışınlandık. Damon'ın piyanosu, yaylıların sandalyeleri derken dumanlar kapladı ortalığı. Önce başlarında silindir şapkaları ve siyah elbiseleriyle yaylı grubu geldi. Küçük bir girizgahtan sonra dumanlar eşliğinde Damon, Paul, Tony ve Simon yerlerini aldılar. Yıllardır şarkılarıyla hem tepinip hem ağladığım adamı tam karşımda görmek çok garipti, beraber History Song'u söylemeye başladığımızda her şey gerçekdışıydı. Bir yanda Damon Albarn'ın sesi, bir yanda üstüne isminin kazındığı basıyla Paul Simonon, bir çeşit his havuzuna düşmüş gibi oldum. En ağır basanları hayranlık ve şaşkınlıktı.&lt;br /&gt;Albümü baştan sona, aynı sırayla çaldılar. Ön taraftaki seyircinin şarkılara katılımı beklediğimden daha iyiydi. Konser boyunca hem piyanoda oturmuş kalabalığa bakarken, hem sahnede gezinirken birçok kez Damon'la gözgöze geldiğimi sandım, veya geldim, bilmiyorum. Ama The Bunting Song'u söylerken önümüzdeki anfiye oturduğunda, arka taraftan bir kızın "Damooon" diye bağırışını taklit eden jeremy'ye bakıp güldüğünü gözlerimle gördüm haha! Yine önümüzde otururken patlayan flaşlardan rahatsız olup yüzünü diğer yana çevirdiğini de ekleyeyim.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAe0XMI-0I/AAAAAAAAADw/yR2X05z6F2Y/s1600-h/DSCN1118.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAe0XMI-0I/AAAAAAAAADw/yR2X05z6F2Y/s320/DSCN1118.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5098108663110368066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Paul dünyanın en karizmatik basçısı olduğunun yüzde yüz farkında olarak, sigarasını basın klavyesine sıkıştırıp sahnede dolaşıyordu. Seyirciyle arası çok iyiydi, ismini bağıranlara basın klavyesini doğrultarak karşılık veriyordu. En etkileyici anlardan biri, Damon piyanodayken Paul'ün bir kara filmden fırlamış gibi piyanoya dayanıp sigarasını yakması, ardından şarabını yudumlamasıydı. Damon ve Paul'ün sırt sırta verdiği anlar da (fotoğraftaki gibi) unutulmazlar arasına girdi. Paul'ün boynunda asılı olan anahtar da dikkatimizi çekti.&lt;br /&gt;Simon Tong seyirciyle ilgilenmedi, daha çok Damon'la bakışıp birbirlerine gülümsüyorlardı. Tony Allen da davulda etrafa gülücükler saçıyordu. Aslında sahnedeki herkes birbirine gülüyor, aralarında şakalaşıyordu. Kenardan müzisyenlere kaş göz yapan teknisyenler dahil. Kendi aralarında bu kadar eğlenen bir grup görmemiştim. Yakaladıkları mükemmel uyumdan ne kadar hoşnut oldukları belli oluyordu. Yaylı grubunun ritmik baş hareketlerine kadar her şey uyumluydu.&lt;br /&gt;Son şarkı The Good, The Bad &amp;amp; The Queen uzadıkça seyirci de iyice coştu. Şarkıyı bitirip içeri kaçtıklarında bis için geri geleceklerinden emindik zaten. Geri döndüklerinde GBQ'ye kaldıkları yerden devam ettiler. Ardından Herculean'ın b-side'ı Back In The Day geldi. Konserlerinde kendilerine eşlik eden Lübnan-Suriye'li Eslam Jawaad, cübbesiyle sahneye çıktı ve beraber yine bir b-side olan Mr Whippy'yi icra ettiler. Jawaad kalabalığa barış işareti yaptırdı, grup üyelerini teker teker alkışlattı. Damon da daha önce bir alkış şovu yaptırmıştı. Bu arada Damon, 30 yıl önce, 9 yaşındayken İzmir ve İstanbul'a geldiğini, sokaklarda gezindiğini ve bu ülkenin her zaman kalbinde bir yeri olduğunu söyledi. Maalesef sona ulaşmıştık, Damon bizi 9'a kadar saydırdı ve 9 olduğunda müzik bitti, sahneden ayrıldılar. En son Paul gitti, gitmeden önce "Paul" diye ciyaklayan bize, herkese el salladı. Bis boyunca bir ümit, Guns of Brixton diye bağırdık ama sadece gülümsemekle yetindiler. Bir süre daha alkışladık, gelmeyeceklerini tahmin etmemize rağmen. Daha sonra sahne görevlilerinden kopardığımız setlist'le avunup eve döndük.&lt;br /&gt;Konser başlayana kadar katılımın az olacağını düşünüyordum, konser sırasında arkama baktığımda sahne önü ve arkada görebildiğim alanın dolu olduğunu gördüm. Seyircinin performansından memnun olduklarını tahmin ediyorum, çünkü çığlık sesleri geldikçe Damon'la Paul bakışıp gülüyorlardı. Özellikle konserin sonuna doğru ve bis boyunca seyirci çok coşkuluydu.&lt;br /&gt;Sahnedeki adamların benim için teker teker, ve bir grup olarak sahip oldukları önem çok büyüktü, sonuçta hayatım boyunca izlediğim en iyi ve unutulmaz konserlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Mümkünse tekrar tekrar izlemek isterim. Damon'ı Blur'le izleyebileceğimden de umutluyum. Üstünden geçen bu kadar saatten sonra hissettiğim şey sadece özlem. Konser gecesine yeniden dönebilme isteği.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/71829892@N00/sets/72157600515755875/"&gt;Konser Fotoğrafları&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3366250162527560327?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3366250162527560327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3366250162527560327&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3366250162527560327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3366250162527560327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/08/love-song-for-collaboration.html' title='a love song for the collaboration..'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RsAef3MI-zI/AAAAAAAAADo/kzAjRqnh2f4/s72-c/DSCN1084-1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3636814331148287703</id><published>2007-08-07T03:25:00.000+03:00</published><updated>2007-08-07T03:54:14.184+03:00</updated><title type='text'>Tunng-Good Arrows</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RrfA6XiSHTI/AAAAAAAAACc/3QtJcCDhUu0/s1600-h/goodarrows.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RrfA6XiSHTI/AAAAAAAAACc/3QtJcCDhUu0/s320/goodarrows.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5095753612375760178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tunng un son çalışmaları Good Arrows u dinliyorum şu aralar ve bir önceki albumlerini aratmıycak yoğunlukta buldum şimdiden.Yazıya album ile başladım ama Tunng dan bahsetmeye gerek var mı acaba ? Henüz dinleme olanağı olmayanlar için :( bahsetmek gerekirse : Tunng elektronik folk diye nitelendirilen (last fm de bir sürü başka tanımlama mevcut ben bunu seçtim.)müzikle uğraşıyorlar.İngiltere-Londra taraflarından vs vs (grup elemanlarını uzun uzun anlatmaktan sıkılıyorum) &lt;span id="fullpost"&gt;Good Arrows a gelince  önceki çalışmaları Comments of the inner chorus u seven biri olarak bu çalışmalarını da beğendim.Woodcat ve The wind up bird vazgeçilmezlerim de olmuşsa Good Arrows ' da  da Take ve Bullets ı çok sevdim.Kısaca tunng un yeni çalışmalarını dinledim, sevdim ve bir süre daha benimle olacağından eminim. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3636814331148287703?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3636814331148287703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3636814331148287703&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3636814331148287703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3636814331148287703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/08/tunng-good-arrows.html' title='Tunng-Good Arrows'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RrfA6XiSHTI/AAAAAAAAACc/3QtJcCDhUu0/s72-c/goodarrows.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6462807954599982807</id><published>2007-08-06T20:44:00.000+03:00</published><updated>2007-08-06T21:06:10.924+03:00</updated><title type='text'>RADAR’DAN GEÇ  KALANLAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rrdi7XiSHSI/AAAAAAAAACU/fWFw_hzYYgw/s1600-h/RAD.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rrdi7XiSHSI/AAAAAAAAACU/fWFw_hzYYgw/s320/RAD.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5095650275462618402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Here comes a regular &lt;br /&gt;Büyük müzik iştahıyla gittiğimiz Kilyos ‘a  4 gün boyunca -cuma gününü saymak önemli olmasa da- müziğe doymak için yaptığımız küçük bir balangıçtı .Manyetik bant’ın söz ettiği konserlerin dışında bir kaç geride kalan anım var hatrladığım.Aslına bakılırsa tüm konserleri dinlemek için deniz sefamızdan feragat ettiğimiz için konserler hakkında söyleyecek sözlerimiz elbette var hem konsere gidenler için hem de gitmeyenler için gruplar hakkında yazmak istemiyorum.çünkü yazıcağım seyler bir kaç gözlem her konserde görülebilecek ayrıntılar vs.bunun yerine sevdiği bir kaç grubun bir araya gelmesiyle şuursuzluğu iyice artan biri olarak yasadıklarımı anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Çadır kurma yorgunluğunu attıktan sonra gün için iyi bir kahvaltı bol bol su ve alkol depoladıktan sonra 2.günü hemen kucakladıkİiçmeye hazırlanan bünye yüzü yanan müzisyenleri görünce soğuk birasını yudumlarken müzikten farklı bir zevk aldı. Hatta ileri gidip Jamie de alkolun verdiği cesaret ile Zach(Beirut ) in kolundan hafifçe tuttum ve konserde sık sık fransızca konuştuğu için mi bilmem Zach ile fransızca konuşmaya basladım.Sacma sapan bir kaç kelimdem sonra nedense görüşmek üzere Zach i  rahat bıraktım.(ertesi sabah yaptığımla çokca eğlendim).3. gün gelince yine  hazırlıklarımızı yaptık.Manyetik bant,Jeremy,Ertu ve ben dalgaları kovaladık ve sonra  Piano Magic i dinlemeye koştuk.az insanlı geniş alanda müzikle güneşlendik.ve sonra bir güzel konser daha bitti Julliet &amp; the Licks varmış  bir yandan da Joan as Police Woman varmış derken ki şahsen ben Joan i tercih ettim ama tercih sürecinde Piano Magic in gitaristi ile carpıştıktan sonra bol taşlı yolda yürürken ayağımı burktum.Cocorosie konseri sırasında dayanılmaz olan ağrı yüzünden hastane nin yolunun tuttum ve yarım saat kadar orada dinlendim doktorlar ilgilnediler hatta biri çok ilgilendi ve tüm konserlerin benim için bittiğine karar verdi her neyse o gün için bitmişti apparat ı kaçırdım -uzaktan dinledim yine de-.Ertesi sabah kalktığımda ayağım o kadar çok ağrımıyodu ama konserlerin önemli bir kısmı da  bitmişti Marilyn Manson hayranı olmadığım için bir sey ifade etmiyordu son gün dinlediğim türk grubları dışında.bilmiyorum kaç insan ayağını sakatlamıştır konserde ama benim yaşadığım anlar hayli komikmiş şimdi düşününce.tüm bu anıların dışında ben dinlemek istediğim grubları dinledim çok fazla birsey beklemediğim seyircinin  tavırları şaşırtmadı.Geride kalan tüm anlar gibi geç yazılan yazı için hatırlanan çok şey bulamadım.Ama yazarken çok eğlendim. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6462807954599982807?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6462807954599982807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6462807954599982807&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6462807954599982807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6462807954599982807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/08/radardan-ge-kalanlar.html' title='RADAR’DAN GEÇ  KALANLAR'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rrdi7XiSHSI/AAAAAAAAACU/fWFw_hzYYgw/s72-c/RAD.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4908942570233572845</id><published>2007-07-31T21:08:00.000+03:00</published><updated>2007-07-31T21:59:30.352+03:00</updated><title type='text'>tarihte bugün: 24 temmuz AIR istanbul konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rq-GSXMI-xI/AAAAAAAAADY/dOTJNbDEy1k/s1600-h/Nicolas_Godin_II_by_kidarte.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rq-GSXMI-xI/AAAAAAAAADY/dOTJNbDEy1k/s320/Nicolas_Godin_II_by_kidarte.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5093437353600023314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bundan tam bir hafta önce, şu sıralarda jeremy ve kitsch insect'le birlikte Kuruçeşme Arena'daydık AIR'i izlemek için. Geç de olsa ben de konserle ilgili birkaç görüşümü yazmak isterim.&lt;br /&gt;Çok sıcak bir günün tam serinleyememiş akşamında Arena'ya girdiğimizde ortalık hayli tenha görünüyordu. Ya alan dolmazsa diye kaygılandım, fakat gördük ki alan zaten ortalardan başlayıp yükselen tribünle küçültülmüş. Kapıda ikram edilen minik votkaların portakal-muzlu olanları iyiydi. Votkalarla ilgili detaylar jeremy ve kitsch insect'in alanına giriyor.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Orient Expressions'ı minderlerde dinledik, bazı şarkıları uzaktan gayet hoş geldi. AIR'in sahneye çıkmasına yakın kalkıp itiş kakış olmadan, rahatça sahne önüne yerleştik. Sahneye çıkışlarıyla (sözde) bis için içeri kaçışları arasındaki sürenin kısalığı gerçekten şaşırtıcıydı. Beyaz kıyafetleriyle pembe ışıklar içinde oldukça güzel görünüyorlardı, yeri gelmişken, sahne ışıklandırmasının dikkat çekici şekilde başarılı olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;Sahne performansının atraksiyondan uzak olması pek şaşırtmadı, hoplayıp zıplamadan (gerçi Kelly Watch The Stars'da herkes zıplıyordu), kollarınızı kavuşturup boğaz havasını soluyarak sakince izleyebileceğiniz bir konserdi. Ara sıra bu dinginlikten çıkarıp "hey be" dedirten (en azından bana) gitar soloları ve davulcunun beğeni toplayan performansını da unutmayalım.&lt;br /&gt;Konserin en büyük eksiği, çok kısa sürmesinin yanında AIR'in seyirciyle gerçekten hiç iletişim kurmamasıydı. Jean-Benoit Dunckel'in 1-2 "Merci" ve "Thank you"su, Nicolas Godin'in robotik "How do you feel"i ve bis için sahneye geri gelirken sevimli sevimli ellerini çırpması dışında seyirci umurlarında değilmiş gibiydi. Tahmin edileceği gibi en çok katılım Cherry Blossom Girl, Kelly Watch The Stars (benim için konserin en iyisi) ve Sexy Boy'da oldu.&lt;br /&gt;Hatırladığım ve bulabildiğim kadarıyla Radian, Napalm Love, Talisman, People In The City, Photograph, Playground Love, Cherry Blossom Girl, Kelly Watch The Stars, Sexy Boy, La Femme D'Argent çaldılar. Toplam 70-75 dakika sürdü konser. Bunun son 15 dakikasını minderlerde yatıp yıldızlara bakarak geçirmek çok güzeldi. Davetiyemiz olduğu için süre konusunda pek dertlenmedim evet, ama 70-80 milyon vermiş olsaydım gerçekten sarsılırdım.&lt;br /&gt;Konserle ilgili izlenimlerim bu kadar. Biraz da yine sağda solda okuduğum yorumlardan bahsedeyim. Nedense çoğu kişinin konseri minderde dinleyenlerle bir alıp veremediği var. Bu insanların AIR'i haketmediğini söyleyen var, "elektrikli telle birbirimizden ayrılsaydık" diyen var, sahneye bakmayan insanlara odun diyen var... İnsanları sahneyle ilgilenmemekle suçlayıp bir yandan da alandaki insanların ne yaptığına bu kadar takmış olmak ne garip bir ruh halidir. Gördüğüm kadarıyla kimse kimseye "Neden sahne önünde duruyorsun" diye çıkışmıyordu, kimse kimsenin sahneye konsantre olmasını ve tamamen müzik içinde kaybolmasını engellemiyordu. Hal böyleyken kimin ne yaptığıyla bu kadar alakadar olmak, minder üzerinden "konser ruhu" felsefesi yapmak ve kimin orada olmayı hakedip kimin etmediğini belirlemeye soyunmak ibişliğin ta kendisidir diyor, stressiz günler diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf: &lt;a href="http://kidarte.deviantart.com"&gt;Murat Güzelgün&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4908942570233572845?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4908942570233572845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4908942570233572845&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4908942570233572845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4908942570233572845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/07/tarihte-bugn-24-temmuz-air-istanbul.html' title='tarihte bugün: 24 temmuz AIR istanbul konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rq-GSXMI-xI/AAAAAAAAADY/dOTJNbDEy1k/s72-c/Nicolas_Godin_II_by_kidarte.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3181956855513454341</id><published>2007-07-27T15:52:00.000+03:00</published><updated>2007-07-27T16:25:10.875+03:00</updated><title type='text'>interpol - our love to admire</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/7/77/Interpol_-_Our_Love_To_Admire.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 186px; height: 186px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/7/77/Interpol_-_Our_Love_To_Admire.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pençesine düştüğüm "yeni albümleri beğenmeme" illetinden beni biraz kurtarır gibi oldu Interpol'ün üçüncü albümü Our Love To Admire. Grup üyeleri bu kez daha çok keyboard kullandıklarını ve çok dokulu bir albüm yarattıklarını söylüyor. Ayrıca en iyi liste başarılarını bu albümle yakaladılar.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Our Love To Admire'ın önceki albümlerden daha farklı bir havası var. Özellikle Turn On The Bright Lights'a takık olanlar biraz zor alışabilir. İlk single Heinrich Maneuver'ın (videosu çok güzel olmuş) dışında Pioneer To The Falls, All Fired Up, Rest My Chemistry ve bana ilk albümü hatırlatan Wrecking Ball dikkatimi çekti. Şarkı sözlerinde yine çoğunlukla bir kadına hitap ediliyor.&lt;br /&gt;Albümü "daha az karanlık" olarak niteleyebiliriz sanırım. Şarkılar birbirini andırıyor, bütün Interpol albümlerinde hissettiğim bir şey bu. Sanki hiç değişmeyen bir ritm albüm boyunca altta ilerliyormuş gibi. Grubun kendisi çıkardıkları işten gayet memnun. Bense Our Love To Admire'ı Antics ayarında, ama Turn On The Bright Lights'a erişemeyen bir albüm olarak değerlendiriyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pitchforkmedia.com/article/record_review/44090-our-love-to-admire"&gt;*Pitchfork'taki değerlendirme*&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3181956855513454341?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3181956855513454341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3181956855513454341&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3181956855513454341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3181956855513454341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/07/interpol-our-love-to-admire.html' title='interpol - our love to admire'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5793508012471608466</id><published>2007-07-24T12:14:00.000+03:00</published><updated>2007-07-24T13:45:01.811+03:00</updated><title type='text'>chris cornell - carry on</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/1/1f/Carry_On_%28Chris_Cornell_album%29.jpg/300px-Carry_On_%28Chris_Cornell_album%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 210px; height: 210px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/1/1f/Carry_On_%28Chris_Cornell_album%29.jpg/300px-Carry_On_%28Chris_Cornell_album%29.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Birçok yerde kendisinden "grunge god" olarak bahsedilen (katılıyorum) Chris Cornell'ın ikinci solo albümü Carry On ABD'de 28 Mayıs'ta yayınlandı. Albümde blues ve country'nin Cornell üzerindeki etkisi seziliyor.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Açılış şarkısı No Such Thing ve son James Bond filmi Casino Royale'le özdeşleşen You Know My Name dışında düşük tempolu bir albüm. Zaten Cornell, solo albümlerinde Soundgarden zamanındaki gibi sert riff ağırlıklı şarkılara genellikle yer vermediğini söylüyor. Euphoria Morning de sakin bir albümdü.&lt;br /&gt;Bahsettiğimiz şarkılar dışında adından söz ettiren bir de Michael Jackson coverı Billie Jean var ki akustik versiyonunu albümdeki versiyonuna tercih ediyorum. Beni pek tatmin etmeyen bir albüm Carry On. Şarkıların çoğu ortalama, oturup dikkatle dinlediğinizde bile içine giremeyebiliyorsunuz. Yine de birkaç tanesini belirtmek gerekirse Arms Around Your Love, Silence The Voices diyebilirim. "Bir erkeği, başka bir kadın için terk eden bir kadın"ı konu edinen She'll Never Be Your Man de fena değil.&lt;br /&gt;Albüm genelinde sesini çok dikkatli ve tedirgin kullanıyor gibi geldi Chris Cornell, Live Earth performansı da bunu doğruluyor. Yaş kemale erince Mailman'deki gibi bağırmamak lazım tabi.&lt;br /&gt;Umarım kendisi Rock'n Coke'taki performansında son albüme yüklenmez (Billie Jean ve You Know My Name %100 çalınacak), Temple Of The Dog, Soundgarden klasiklerine, ilk albümden Pillow Of Your Bones veya Steel Rain'e yer verir.&lt;br /&gt;Not da vereyim kendisine: 6/10.&lt;br /&gt;Biraz Paris'te dinlenmesini de tavsiye edeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümün ilk single'ı No Such Thing, gerçekte pis bir yer olan dünya ve hayatla alıp veremediklerimizden bahsediyor ve civardaki komançi gençlerle çektikleri videosu da sözlerini güçlendiriyor. Buyrun buradan izleyin:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/wWzs_sJSJKA"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/wWzs_sJSJKA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="350" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5793508012471608466?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5793508012471608466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5793508012471608466&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5793508012471608466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5793508012471608466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/07/chris-cornell-carry-on.html' title='chris cornell - carry on'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4430621005625569451</id><published>2007-07-16T21:16:00.000+03:00</published><updated>2007-07-16T22:12:01.476+03:00</updated><title type='text'>the smashing pumpkins - zeitgeist</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/f/fb/Zeitgeist_cover.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 250px; height: 250px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/f/fb/Zeitgeist_cover.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2000'de dağılan ve yanılmıyorsam Roma'da verdikleri konserle hayranlarına veda eden Smashing Pumpkins, ana kadrodan James Iha ve D'arcy yerine Jeff Schroeder ve Ginger Reyes'le yoluna devam ediyor. Bir de geri vokal ve keyboard'da Lisa Harriton eklenmiş gruba. "Gönüllerdeki kadronun yarısı olmadan nasıl bir Smashing Pumpkins olur?" sorusunun yanıtı, grubun merakla beklenen altıncı stüdyo albümü "Zeitgeist".&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Bu gayet resmi girizgahtan sonra tamamen subjektif yorumlarıma geçiyorum. D'arcy ve onun yerini alan Melissa Auf Der Maur'a hasta olduğumdan olsa gerek, Ginger Reyes denen kadına ısınamadım. Auf Der Maur, albümde yer almasa da turnede gruba yardım için her zaman hazır olduğunu söylemiş. Buna rağmen Ginger'la turneye çıkmak ibişliktir diye düşünüyorum. James Iha'yı da mecburen kalbime gömüyorum.&lt;br /&gt;SP'in Adore'a kadarki (Adore dahil) albümleri kanımca mükemmele yakındır. Hepsinden döneme damgasını vuran şarkılar çıkmıştır. Machina, öncekilere kıyasla başarılı bulunmamıştı. Ben Zeitgeist'ten de büyük şeyler beklemiyordum açıkçası.&lt;br /&gt;7 yıl sonra asıl (ve bence efsanevi) kadrodan verilen iki fireyle karşımıza çıkan şey e tam olarak Smashing Pumpkins diyemiyorum. Albüme gelince, beklediğim gibi ortalama. Gerçi SP'in ortalaması, birçok grup için gayet üst bir seviye ama bahsedilen grup Mellon Collie &amp;amp; The Infinite Sadness, Siamese Dream gibi albümlerin yaratıcısı olunca beklentiler hiçbir zaman az olmuyor.&lt;br /&gt;Albüm değerlendirmelerinde de ortalama bir not almışlar. Ben kendilerine geçmişin hatrına 6,5/10 veriyorum.&lt;br /&gt;İlk single "Tarantula", albümde öne çıkan birkaç şarkıdan biri. Bir diğeri bence iyi bir konser şarkısı olabilecek "United States". "Doomsday Clock", Transformers'ın soundtrack'inde yer almış. Albümün içine girmek için 3-4 kere dinlemem gerekti. Birkaç dinleyişten sonra dikkatimi çeken diğer şarkılarsa "Bring The Light" ve "For God And Country". Şarkılarda çoğunlukla gürültülü gitarlar, davul ve haliyle Billy Corgan'ın eşsiz sesi hakim. Ama örneğin Mellon Collie zamanındaki gibi "cayır cayır" olarak niteleyemem gitarları. SP diğer Amerikan rock gruplarına benzemiş, onlardan eskisi gibi çok farklı bir yerde durmuyor.&lt;br /&gt;Rock'n Coke'ta her şeye rağmen hayallerimi gerçekleştirecek bu insanlar. Billy Corgan sahnede hevessiz de dursa, basçıları çakma Auf Der Maur gibi de olsa 90'ları belirleyen saymakla bitiremeyeceğim parçaları canlı dinleyeceğim. Kişisel ricam "An Ode To No One".&lt;br /&gt;Yazımı bitirirken Billy Corgan'ın hoş bir uyuşturucu-temalı film olan Spun'ın müziklerini yaptığını ve doktor rolünde ansızın karşımıza çıkıp bizi gülümsettiğini hatırlatayım.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tarantula'nın videosunu da iliştireyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/WNkRcGISfnE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/WNkRcGISfnE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4430621005625569451?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4430621005625569451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4430621005625569451&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4430621005625569451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4430621005625569451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/07/smashing-pumpkins-zeitgeist.html' title='the smashing pumpkins - zeitgeist'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7648506816267639310</id><published>2007-07-04T13:42:00.000+03:00</published><updated>2007-07-04T17:37:56.369+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='music'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='festivals'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='concerts'/><title type='text'>music is my radar! - radar live 2007</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dinamodownloads.com/RadarGallery/radarlogo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 354px; height: 92px;" src="http://www.dinamodownloads.com/RadarGallery/radarlogo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Festival-tatil karışımı radar live'ın yorgunluğu geçti, geriye güneş yanıkları kaldı. İzleyebildiğimiz konserleri ve organizasyonu değerlendirmenin sırasıdır şimdi =)&lt;br /&gt;Alana Cuma akşamı gittik. Rock'n Coke'un aksine AKM'nin önünde saatlerce beklemeden hemen servise bindik. Otobüsün klimasız olması, akşam trafiği ve sıcakla birleşince biraz zorladı.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Neyse ki Solar Beach'e vardığımızda püfür püfür rüzgara kavuştuk. İçeri girişte kuyruk yoktu, çantaların aranması da uzun sürmedi. Bol dikenli çadır alanına yerleştikten sonra yemek yiyip ana sahneye bakan çimlerde yayılarak Mor ve Ötesi'ni dinledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;30 Temmuz Cumartesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sabah kahvaltısı için alanda pek seçeneğimiz olmadığını görerek Kilyos'un içine indik (yürüyerek 15 dakikada ulaşılıyor). Burada hem kahvaltı edilebilecek bir çay bahçesi, hem de lokantalar var. Havlu, güneş kremi, terlik, su tabancası vs de bulunuyor.&lt;br /&gt;Cumartesi günü yaz sezonunu açıp denize girdik, dalgalardan yüzülemediği için daha çok çimmeye yöneldik.&lt;br /&gt;Fungu'yu çok beğendim. TNK uzaktan kulak kabarttığım kadarıyla tatmin etmedi. Replikas her zamankinden farklı bir set çaldı, sanırım yeni çıkacak albümlerinden parçalara ağırlık verdiler. Klasik konser parçaları Nokta ve Gulyabani Müzik'i çalmadılar. Son parçada Fuat'la yaptıkları düet çok eğlendirdi ("Ben diyeyim Repli, sen de kas. Replikas Replikas").&lt;br /&gt;Sahne önünden izlediğimiz ilk konser Beirut oldu. Kızgın güneşin altında kıpkırmızı ama mutlu suratlarla çok güzellerdi. Bizi de mutlu ettiler. Sondaki Şiki Şiki Baba da cila oldu.&lt;br /&gt;Nouvelle Vague bir önceki İstanbul konserindeki kıyafetleriyle sahne aldı. Karşılaştırma için kitsch insect'in yazısını beklemek gerek. Beklediğim gibi hoş bir performans sundular. Too Drunk To Fuck'ta seyirciyi "fuck" diye bağırttılar.&lt;br /&gt;Easy Star All-Stars Babylon'daki gibi eğlenceliydi. Yanlarına Murat Ertel'i de alıp Miller Arena'yı doldurdular.&lt;br /&gt;The Magic Numbers yorgunluktan mıdır nedir pek iz bırakmadı üzerimde. The Rapture eğlenceliydi evet, ama yorgunluk ağır bastı. James öncesi biraz dinleneyim diye çadıra gidip sızmam sonucu Cumartesi gününü James'i izleyemeden noktaladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;1 Temmuz Pazar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Standart kahvaltı + deniz sefasından sonra Piano Magic'in gerçekten büyülü performansıyla kendimize geldik. Başlangıçta alan tenhaydı, grup çaldıkça insanlar toplanmaya başladı. Konser bittiğinde alan bayağı dolmuştu.&lt;br /&gt;Plan B bence orta halliydi. Çimlerde yayıldığımız için Gevende'ye yetişemedik.&lt;br /&gt;Peter, Bjorn and John soundcheck'te biraz problem yaşadılar. Onlardan da birkaç şarkı dinleyip The Rakes'e yollandık.&lt;br /&gt;Festivalin en iyi performanslarından birini sergiledi The Rakes. Seyirciyle iletişimleri çok iyiydi. Alan Donohoe'nun dansları görülmeye değerdi.&lt;br /&gt;Juliette &amp; The Licks her zamanki gibi harikaydı. Kendi şarkılarının yanında Donna Summer'ın Hot Stuff'ını da çaldılar, çoştular çoşturdular. Havluları bagetleri dağıttılar lakin hiçbirini yakalayamadım.&lt;br /&gt;Güne noktayı CocoRosie'yle koyduk. Kendi deyimleriyle "cooperation problems" yüzünden yarım saat geç başlayabildiler. Onları ilk kez canlı izleyen benim için tatmin edici bir performanstı. Gördüğüm kadarıyla sahnede oldukça eğleniyorlardı.&lt;br /&gt;CSS, çadırdan duyduğum kadarıyla iyiydi =)Bir ara sanırım mikrofonu seyircilere geçirdiler. Ya da rüya gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;2 Temmuz Pazartesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ana sahnenin ilk grubu Rashit eski şarkılara pek yer vermeden son birkaç yılki popüler şarkılarını ve coverlarını çaldı. Oğuz Taktak'ın eller havaya dansı ilginçti. Konseri Dinozor'la bitirdiler.&lt;br /&gt;Brakes, özellikle şarkı sözleriyle dikkat çekti (Cheney Cheney Cheney Cheney, stop being such a Dick!). Gitarist Tom White'ın üzerindeki ceket sanırım izleyen herkese dert oldu, içindeki uzun kollu gömlekle de birleşince ter içindeki adamı izlerken darlandık. Neyse ki sonunda ceketi çıkardı. Piano Magic'le birlikte benim için iki sürpriz performanstan biriydi Brakes'inki. Şarkılardan birini Plan B'ye hediye ettiler. Bir de Johnny Cash &amp; June Carter şarkısı Jackson'ı coverladılar ki bu kendilerini gönlümde güzel bir yere yerleştirdi.&lt;br /&gt;The Horrors ortalamaydı, biraz komikti hatta.&lt;br /&gt;The Long Blondes çanta-çadır toplama işleri yüzünden hafiften güme gitti.&lt;br /&gt;Gelelim Marilyn Manson'a.&lt;br /&gt;Konser öncesi ortalık birden güvenlik elemanlarıyla doldu. Diğer günlerin aksine sabahtan beri sahne önüne kimse alınmıyordu. Konserden birkaç saat önce Manson benzeri biri ortalıkta dolaşıp insanlarla fotoğraf çektiriyordu. Sahne devasa bir M M perdesiyle kapatıldı. 15 dakika gibi normal bir rötarla sahneye çıktı Manson. İlk parçadaki dolunay çok hoştu. Yeni albümden birkaç şarkıyla başladılar, Indisposable Teens ve Sweet Dreams'ten sonra çadırları söküp servise binmek için alandan ayrıldık. Toplam 6-7 şarkı izledim. Beklediğim gibi inanılmaz bir sahne şovu yoktu. Sadece arkada bir perde, dumanlar ve bıçak şeklindeki mikrofon. Seyirciyi bir ara "we hate love, we love hate" diye bağırttı, bunun dışında pek iletişim kurmadı. MTV Türkiye'ye verdiği röportajda İstanbul seyircisinin şimdiye kadar gördüğü en iyi seyircilerden olduğunu söylemiş.&lt;br /&gt;Manson konseri bitmeden servislerle Solar Beach'ten ayrıldık.&lt;br /&gt;Aynı otobüste olduğumuz Küçük İskender, otobüste sigara içme özgürlüğünün ardından, çiş yapma özgürlüğünü de kullanmaya karar verince yol kenarında kısa bir çiş molası verdik. Akabinde Taksim'e kadar uyudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 204, 0);"&gt;Güzellikler, canımı sıkanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gidiş ve dönüşte ulaşım rahattı. Tuvaletler beklediğimden daha iyiydi. Deniz ve plaj zaten ortamın en büyük güzellikleriydi. Grupların elemanlarını diğer konserleri izlerken görmek, kendileriyle konuşmak mümkündü. Rock'n Coke'ta ağrı kesiciler bile içeri alınmazken burada kullanmakta olduğum ilaçları, ilaç kontrol noktasına kısa bir açıklama yaparak içeri sokabildim. Kart sıraları çok uzun değildi, yükleme ve para iadesinde sorun yaşamadık. Gündüz belli saatler arasında servis yapan plaj tarafındaki yemekhanemsi, öğle yemekleri için iyiydi. Yiyecek fiyatları çoğunlukla uygundu (5 ytl'lik sosislileri vs saymazsak). Plajdaki duşların yanındaki duş jeli ve şampuanlar çok makbule geçti.&lt;br /&gt;Yiyecek standları çok azdı, özellikle pizzacının önünde geceleri uzun kuyruklar oldu. 3-4 stand daha olsaydı hem çeşitlilik olurdu (insanlar sürekli pizza yemekten bıktı) hem de kuyruklar uzamazdı. Kamp alanının girişinin festival alanının dışında olması yüzünden çadırdan alana her dönüşümüzde kapıda arandık. Günde 15 kere aranmak sıkıcı oluyor. Kamp alanından festival alanına geçiş kolaylaştırılsa daha hoş olur. Bir de kamp alanındaki özel güvenlik görevlilerini anlayamadım. Çadırınızın yanına gelip öylece dikiliyorlar. Çadır alanının içinde daha önce hiç jandarma görmemiştim. Rock'n Coke'ta jandarmalar kamp alanına girmiyor. Kamp alanındaki tuvaletlerde lavabo yoktu, sabah yüz yıkamak/diş fırçalamak için festival alanındaki lavaboya gitmemiz gerekti. O tarafa da 10:00'a kadar kimseyi almayacaklarını söylediler Cumartesi sabahı, ama sonra 9:00 gibi kapıları açtılar. &lt;br /&gt;Miller sahnesinde Pazar günü teknik aksaklıklar yaşandı. Cuma akşamı, yemek standlarının olduğu alanla Solar Beach'in girişi (kart dolum gişelerinin olduğu yer) arasındaki eğimli yerde çakıllar yüzünden birkaç kişi kayıp düştü, ertesi gün çakıllı alanın etrafına bant çekildi (aferin). Miller Arena'yla ana sahne arasındaki yol çok kötüydü. Büyük taşlar yüzünden karanlıkta ayağını burkanlar oldu. Hastanedeki çalışanlar çok iyiydi, insanlarla en iyi şekilde ilgileniyorlardı gördüğüm kadarıyla. Eleştireceğim son nokta da Marilyn Manson konserinde VIP bilekliği olanların biletlerini göstermedikçe sahne önüne alınmamasıydı. Biletix'te 250 ytl'ye satılan VIP biletleriyle (superpass) James ve Marilyn Manson konserlerinin sahne önünden izlenebileceği yazıyor. Ama Manson konserinde özel güvenlik, bileklikle yetinmeyip biletleri görmek istemiş, biletini göstermeyenleri de sahne önüne almamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neticede hem deniz-plaj-güneş, hem de müzik dolu hoş bir festival oldu Radar Live 2007. Organizasyonda büyük aksaklıklar olmadı. Ufak tefek eksiklerle tamamlandı. Benim için gayet tatmin ediciydi. Bitirirken sağda solda okuduğum yorumlarda gözüme çarpan bir iki şeyden bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;İnsanların grupları izlemeyip denize girmelerinden şikayetçi olanlar var. Neden müziğin, festivalin tadını çıkarmak yerine başka insanların yaptıklarına bu kadar takılınıyor anlayamıyorum. Sen istediğini yap, bırak adam da ne istiyorsa onu yapsın. Denize girerken izin mi alacak senden, nedir?&lt;br /&gt;İkincisi, Marilyn Manson'ı izlemeye gelen insanlarla ilgili. Yine "ortalığı kararttılar, şu güzel ortamı bozdular" gibi şeyler söylenmiş. Siyah rujlu, file çoraplı kızlarla, beyaz pudralı erkeklerle ne alıp veremediğiniz var arkadaşım? Onlar da senin gibi sevdiği müzisyenleri izlemeye gelmiş. Çok mu farklısınız sanıyorsun? Senin kafandaki kalıba uymak zorunda mı herkes?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seneye varolan birkaç eksiğin kapatıldığı bir organizasyon ve yine güzel gruplarla karşımıza çıkar umarım Radar Live. İstanbul'dan kaçıp kafamızın içini güzel müziklerle doldurmamızı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Farklı değerlendirmeler için topu kitsch insect ve angelbomb'a atıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Sakın fotoğraf makinesi getirme diyenlerin gazına gelip makinemi yanıma almadığım için dövünüyorum günlerdir. Bir sürü insan fotoğraf makineleriyle girdi içeri.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7648506816267639310?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7648506816267639310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7648506816267639310&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7648506816267639310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7648506816267639310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/07/music-is-my-radar-radar-live-2007.html' title='music is my radar! - radar live 2007'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3159874298908654017</id><published>2007-06-21T11:20:00.000+03:00</published><updated>2007-06-21T11:32:21.056+03:00</updated><title type='text'>biletler yakında</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rno3X_82M0I/AAAAAAAAADQ/FEnH9srNS5U/s1600-h/converseallstars.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 422px; height: 121px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rno3X_82M0I/AAAAAAAAADQ/FEnH9srNS5U/s400/converseallstars.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5078432415256818498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Converse All Stars kapsamındaki The Good, The Bad &amp;amp; The Queen konser biletleri yakında Biletix'te. Bir de alt gruplarda değişiklik var, Fungu değil Sakin çıkacakmış. Konserin Cumartesi gecesi olması da apayrı bir güzellik.&lt;br /&gt;İşte bu da link ==&gt; &lt;a href="http://www.biletix.com/webbiletix/soon.do?soonId=108"&gt;biletix&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3159874298908654017?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3159874298908654017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3159874298908654017&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3159874298908654017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3159874298908654017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/06/biletler-yaknda.html' title='biletler yakında'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rno3X_82M0I/AAAAAAAAADQ/FEnH9srNS5U/s72-c/converseallstars.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-7045470093934423127</id><published>2007-06-10T18:24:00.000+03:00</published><updated>2007-06-10T22:10:46.842+03:00</updated><title type='text'>11 ağustos the good, the bad &amp; the queen istanbul konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://panther3.last.fm/storable/eventposter/243611/1330351957/original.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://panther3.last.fm/storable/eventposter/243611/1330351957/original.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir last.fm'de görünen bir konser bu. Converse sponsorluğunda Parkorman'da gerçekleşeceği söyleniyor. Gördüğünüz gibi afişi de var (Damon Albarn'ın isminde küçük bir hata var). Ön gruplar Mor ve Ötesi, Dandadadan ve Fungu olarak belirlenmiş.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Aslında grubun resmi sitesinde ve myspace sayfasında henüz İstanbul konseriyle ilgili bilgi yok, ama grubun resmi açıklaması da yakındır diye tahmin ediyorum. Zira bir değil birkaç kişi konser haberini doğruluyor. Afişte Biletix görünüyor ama henüz Biletix'te bir bilgi yok. Parkorman'da da bir önceki gece Paul Young konseri var. Paranoyayı bırakayım, evet bu adamlar İstanbul'a gelecek!&lt;br /&gt;Peki ne bekleyebiliriz bu konserden? Albümün tamamının çalınmasını bekleyebiliriz doğal olarak. Belki bir iki tane de b-side. Blur veya The Clash coverı hayalleri kurmak güzel olsa da gerçekleşeceğini sanmam. Sonuçta bisle birlikte maksimum 15 şarkılık bir performans olur gibi geliyor. Gönül ister ki konser 2 bölüm olsun. İlk bölümde The Good, The Bad &amp; The Queen şarkıları, ikinci bölümde Blur, The Clash hatta The Verve coverları olsun. Yine de bu adamların ilk Türkiye konseri olduğu için içimde bir umut var.&lt;br /&gt;Takipteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;***&lt;/span&gt;Evet, youtube'da yaptığım arama sonucunda Paul Simonon'un Guns of Brixton'ı söylediğine şahit oldum. Başka cover bulamadım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-7045470093934423127?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/7045470093934423127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=7045470093934423127&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7045470093934423127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/7045470093934423127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/06/11-austos-good-bad-queen-istanbul.html' title='11 ağustos the good, the bad &amp; the queen istanbul konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5895104046649377773</id><published>2007-06-06T20:56:00.000+03:00</published><updated>2007-06-07T21:11:13.103+03:00</updated><title type='text'>Live Earth mevzuu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RmhJzP82MyI/AAAAAAAAADA/WXeEynQpeqs/s1600-h/earth12.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RmhJzP82MyI/AAAAAAAAADA/WXeEynQpeqs/s200/earth12.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073386125036761890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yazın heyecan verici organizasyonlarından biri de Live Earth. 7 Temmuz'da küresel iklim krizine ilgi çekmek amacıyla New York, Londra, Johannesburg, Rio De Janeiro, Şanghay, Tokyo, Sidney, Hamburg ve İstanbul'da tüm gün sürecek büyük bir konserler dizisi gerçekleşecek ve birçok televizyon kanalında canlı yayınlanacak.&lt;br /&gt;Organizasyonun İstanbul ayağında kimlerin yer alacağı henüz belli değil, biletler de yakında satışa çıkacak. Şimdilik diğer şehirlerdeki isimleri inceleyip spekülasyon yapabiliriz ancak =)&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;New York&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gözüme çarpan isimler Smashing Pumpkins, The Police, Sheryl Crow, Roger Waters, Dave Matthews Band, Bon Jovi...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Londra&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Red Hot Chili Peppers, Razorlight, James Blunt, Genesis, Foo Fighters, Duran Duran, Bloc Party, Madonna, David Gray, Black Eyed Peas, Snow Patrol, Keane, Damien Rice, Beastie Boys...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Hamburg&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Chris Cornell, Snoop Dogg, Reamonn...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Sidney&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Wolfmother, Crowded House...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Tokyo&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Linkin Park...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanghay, Rio De Janeiro, Johannesburg ve İstanbul lineup'ları belli değil. Radikal'in haberine göre 12 Haziran'da yapılacak bir basın toplantısıyla açıklanacakmış İstanbul lineup'ı. Geçen hafta sanırım Sabah'ta yayınlanan bir yazıdaysa Rammstein, Iron Maiden ve George Michael'ın ismi geçiyormuş. Ben de tamamen işkembeme dayanarak U2 gelecek diyorum. Spekülasyonu seviyorum.&lt;br /&gt;Bu arada Live Aid ve Live 8'i organize eden Bob Geldof, "Live Earth küresel ısınmaya somut çözümler getiremedikçe, ülke yönetimlerine gerekli kararları aldıramadıkça büyük bir pop konseri olmaktan öteye gidemez" demiş, Al Gore'a yüklenmiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka ==&gt; &lt;a href="http://www.liveearth.org/"&gt;liveearth.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;a href="http://liveearth.msn.com/"&gt;liveearth.msn&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5895104046649377773?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5895104046649377773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5895104046649377773&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5895104046649377773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5895104046649377773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/06/live-earth-mevzuu.html' title='Live Earth mevzuu'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RmhJzP82MyI/AAAAAAAAADA/WXeEynQpeqs/s72-c/earth12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-609006686638052080</id><published>2007-06-06T17:57:00.000+03:00</published><updated>2007-07-16T18:32:40.489+03:00</updated><title type='text'>nihayet AIR konseriyle ilgili bilgilendik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.biletix.com/images/tr/yakinda/air.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 452px; height: 138px;" src="http://www.biletix.com/images/tr/yakinda/air.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir AIR konseri dedikoduları dolaşıyordu, hatta last.fm'de Babylon'da olacağı söyleniyordu. Nihayet konserin tarihi ve yeri kesinleşti. 24 Temmuz Salı akşamı Kuruçeşme Arena. BKM ve Lounge FM işbirliğinin ürünü. Biletler henüz satışa çıkmamış.&lt;br /&gt;Takipteyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-609006686638052080?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/609006686638052080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=609006686638052080&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/609006686638052080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/609006686638052080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/06/nihayet-air-konseriyle-ilgili.html' title='nihayet AIR konseriyle ilgili bilgilendik'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-259184741057630000</id><published>2007-05-31T21:19:00.000+03:00</published><updated>2007-05-31T22:38:48.530+03:00</updated><title type='text'>Rock 'N Coke line-up'ı (kısmen) açıklandı!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sanalhabermerkezi.com/Release/Logos/logorc.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.sanalhabermerkezi.com/Release/Logos/logorc.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beşinci yıl şerefine yeri göğü inletip bizi yerlere sermesini temenni ettiğim Rock 'N Coke'tan resmi bir açıklama geldi nihayet.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Smashing Pumpkins, Manic Street Preachers ve Chris Cornell isimleri zaten biliniyordu. Bloc Party, Kaiser Chiefs ve Interpol'ün de adı geçiyordu ama kısmetimize Franz Ferdinand çıktı. Açıklanan diğer isimlerse Within Temptation (Hollandalı metal grubu), Pentagram, Rashit + Teoman (ilginç olacak gibi), Hayko Cepkin, Özlem Tekin ve daha birçok yerli grup. Bunlar sadece ana sahnede olanlar, alternatif sahne ve diğer bilgiler için festivalin sitesine bir bakıverin ==&gt;&lt;a href="http://www.rockncoke.com.tr/"&gt;Rock 'N Coke Resmi Sitesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Önemli haberleri verdikten sonra biraz da yorum yapalım. Yapmayı en sevdiğim şeylerden biri zaten konser ve festival kritiği. 4 büyükleri teker teker ele alıyorum.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.rockbeatstone.com/images/editorial_images/pumpkins1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 282px; height: 201px;" src="http://www.rockbeatstone.com/images/editorial_images/pumpkins1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Smashing Pumpkins:&lt;/span&gt; Haberi ilk aldığımda birkaç saniye paralize olmama neden oldu bu isim. 90'ların en önemli isimlerinden, rock tarihinin kilometre taşlarından biridir kanımca SP. James Iha ve D'arcy Wretzky'nin eksikliği hissedilecek olsa da Billy Corgan'ı kanlı canlı görebilmek, hayatımızın değişik dönemlerine soundtrack olmuş şarkıları dinleyebilmek için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir fırsat, zira kendilerini bir daha görebileceğimizi sanmıyorum. 7 yıl aradan sonra (kısmen) birleşip turneye çıkan bu adamları görmek tarihi bir an olacak benim için. Kendilerinin Reading Festivali'nin son gününün headliner'ı olduğunu da belirteyim. Pumpkins'i headliner olarak yetersiz bulanlarla özel olarak görüşmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.cojeco.cz/attach/photos/3ab3ffbc68d36.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 233px; height: 233px;" src="http://www.cojeco.cz/attach/photos/3ab3ffbc68d36.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Manic Street Preachers:&lt;/span&gt; İkinci şok. Festivalin ikinci günü kendilerini tanıyan ve tanımayan herkesi olduğu yere mıhlayacak Manics. Söyledikleri ve yaptıklarıyla çok sağlam bir yerde durdular her zaman, sahneyi sallamayı da ihmal etmediler. Sekizinci stüdyo albümleri Send Away The Tigers İngiltere albüm listesine 2 numaradan girdi (1 numarada ergen Arctic Monkeys var). Coca Cola sahnesinde Dead Kennedys MTV Get Off The Air diye bağırtmıştı bizi, Iggy Pop kameralara saldırmıştı. Manics de The Masses Against The Classes diye haykırırken sanırım adrenalin seviyesinde ani bir yükseliş olacak, If You Tolerate This'i söylerken binlerce kişiden çıkan enerji uzay boşluğunda nelere sebep olur bilemem. Evet heyecanlıyım. Manics'in bu yaz Glastonbury'de de yer aldığını ekleyeyim.&lt;br /&gt;                                                                                                                  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i42.photobucket.com/albums/e341/ta-boulet/Chris%20Cornell/ChrisCornell28.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 294px; height: 195px;" src="http://i42.photobucket.com/albums/e341/ta-boulet/Chris%20Cornell/ChrisCornell28.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Chris Cornell:&lt;/span&gt; İşte benim için bu yılın en büyük ismi. Coşkuyla karşılanmamasını anlayabiliyorum, çoktan unutulmuş çünkü Temple of the Dog, Soundgarden. Yaşasın artık Arctic Monkeys var!&lt;br /&gt;Hani 90'larda rock dünyasını değiştiren bir Seattle müziği vardı, işte onun 4 büyüğünden birini dinleyeceğiz canlar! Hatta hayatta kalan iki kişisinden birini. Audioslave'in dağılmasından sonra solo çalışmasına hız verdi Cornell ve ikinci solo albümünün turnesi kapsamında İstanbul'da olacak. Bu sadece solo albümden şarkılar dinleyeceğimiz anlamına gelmiyor. Temple of the Dog, Soundgarden, Audioslave, Chris Cornell şarkıları + coverlar. Muhtemelen Michael Jackson'un Billie Jean'i de. Chris Cornell'ın sesiyle ilgili sorunlar yaşadığı biliniyor, grunge'ın bu en güçlü seslerinden birini duyabilmek için bunun dışında başka şansımız olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://beka.net.ru/img/franz_ferdinand/franz_ferdinand_wallpaper.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://beka.net.ru/img/franz_ferdinand/franz_ferdinand_wallpaper.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Franz Ferdinand:&lt;/span&gt; 4 büyük isim içinde beni hayal kırıklığına uğratan tek isim. FF Türkiye'ye 2004-2005'te gelmeliydi, o zaman gerçekten benim için bir anlamı olurdu. İkinci albümleriyle benim gözümde (maalesef) ilk albümden sonra bocalayan grup kategorisine girdiler. Onları izlerken çok eğleneceğimi, tepineceğimi biliyorum, ama gelmesi greekne grubun onlar olmadığını düşünüyorum. Kaiser Chiefs için de aynı şey geçerli. İnsanlar uzun zamandır Interpol'ü bekliyor, Bloc Party de ideal bir grup. Benzer grupları düşündüğümüzde bu iki isimden biri gelseydi (veya gelirse) kaymak gibi olacaktır.&lt;br /&gt;Ayrıca! Festivalin ikinci günü Franz Ferdinand, Manics'in üstünde görünüyor ki bu bence oldukça komik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla 1-2 tane daha yabancı grup ekleneceğini düşünürsek (onlar da bu ayarda olmayacaktır herhalde), herkes gibi biz de temennilerimizi belirtelim. Özellikle Reading'den transfer peşindeyiz: Nine Inch Nails, Arcade Fire, Kings of Leon, Klaxons ve şahsıma özel bir performans için Dinosaur Jr. Arz ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: "Biz" dediğim yerde aslında "ben" diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-259184741057630000?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/259184741057630000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=259184741057630000&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/259184741057630000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/259184741057630000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/05/rock-n-coke-line-up-ksmen-akland.html' title='Rock &apos;N Coke line-up&apos;ı (kısmen) açıklandı!'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i42.photobucket.com/albums/e341/ta-boulet/Chris%20Cornell/th_ChrisCornell28.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-5599533490450470010</id><published>2007-05-25T11:43:00.000+03:00</published><updated>2007-05-25T12:19:08.330+03:00</updated><title type='text'>agresif zıplama seansı: the automatic istanbul konseri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rlapqwgb2OI/AAAAAAAAAC4/l0E2mAPqlRA/s1600-h/auto-4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rlapqwgb2OI/AAAAAAAAAC4/l0E2mAPqlRA/s320/auto-4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5068424982692616418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;18 Mayıs Cuma gecesi Studio Live'da bir avuç insanla birlikte izledik The Automatic'i. Seyircinin azlığına rağmen beklediğimizden çok daha yüksek bir perfomansla karşılaştık.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Geceyi Suitcase açtı. Bol bol Morrissey ve The Smiths coverı dinlettiler bize. Peşinden The Automatic çıktı sahneye. Açılış şarkısı By My Side'la birlikte klavyeci ve geri vokal Alex Gregor Pennie'nin şovu başladı. Konseri ortalama olmaktan kurtaran ve hatırlanacak bir punk performansı haline getiren kesinlikle Johnny Rotten aromalı Alex'ti.&lt;br /&gt;Minicik sahnede adım atmadık yer bırakmadı, seyircilerin arasına daldı, birkaç kişiyle dalaştı, mikrofonu birinin kafasına indirdi, tükürdü, küfür etti, sahneyi terk etmeye niyetlendi, geri döndü ve seyirciyi kışkırtmaya devam etti. Basçı ve lead vokal Rob sakindi, gitarist Frost da hemen önündeki seyircilere oynadı konser boyunca. Davulcu Iwan'a ise hiç ilgi gösteremedim.&lt;br /&gt;Kendi şarkıları dışında bir Talking Heads bir de Kanye West coverı çaldılar. Hayli agresif geçen konserde, zaten sapıtmaya eğilimli olan Pennie'nin bu kadar coşmasında özellikle ön ortadaki seyirci grubunun etkisi vardı. Adam ne zaman onlara doğru eğilse tutup aşağı aldılar. Gerçi bazen samimiyetin dozunu kaçırdılar. Neyse ki Pennie pek naz yapmadı.&lt;br /&gt;Şaşırdığım şeylerden biri seyirci sayısının azlığı, bir diğeri de tuvalette saatlerce makyaj yapıp sahne arkasına sızmaya çalışan yüksek topuklu kızlardı. Mekandan çıkarken grubun görevlilerinden biri sahne arkasındaki kızlardan dert yanıyordu. Seyirciler arasında Hakan Tamar da vardı, ilerleyen saatlerde dj'lik de yaptı sanırım.&lt;br /&gt;Setlisti de verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;By My Side&lt;br /&gt;Raoul&lt;br /&gt;On the Campaign Trail&lt;br /&gt;Seriously Guys I Hate You&lt;br /&gt;Life During Wartime (Talking Heads)&lt;br /&gt;Lost At Home&lt;br /&gt;Monster&lt;br /&gt;Keep Your Eyes Peeled&lt;br /&gt;Team Drama&lt;br /&gt;You Shout, You Shout, You Shout&lt;br /&gt;That's What She Said&lt;br /&gt;Gold Digga (Kanye West)&lt;br /&gt;Recover&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/71829892@N00/sets/72157600231703646/"&gt;Konser Fotoları&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-5599533490450470010?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/5599533490450470010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=5599533490450470010&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5599533490450470010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/5599533490450470010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/05/agresif-zplama-seans-automatic-istanbul.html' title='agresif zıplama seansı: the automatic istanbul konseri'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rlapqwgb2OI/AAAAAAAAAC4/l0E2mAPqlRA/s72-c/auto-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3171076893576309954</id><published>2007-05-14T22:15:00.000+03:00</published><updated>2007-05-14T22:47:59.151+03:00</updated><title type='text'>dalıp dalıp gidiyorum: Eyes Adrift</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.indigo.de/img/interpret/big/2682.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.indigo.de/img/interpret/big/2682.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kurulup dağıldıktan sonra keşfettiğim gruplar listesine eklenen son adamlar Eyes Adrift. Grup değil süpergrup deniyor böylesine.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Vokal ve basta Nirvana basçısı (hey gidi hey) Krist Novoselic, yine vokal ve gitarda Meat Puppets'tan (Nirvana'nın Unplugged performansında beraber iki şarkı çalmışlardı) Curt Kirkwood, davulda Sublime'dan Bud Gaugh var.&lt;br /&gt;Rock piyasasının artık veteranı olmuş bu arkadaşlar, 2002'de grupla aynı adı taşıyan bir albüm çıkarmışlar. Ama albüm başarılı olmamış ve 2003'te dağılmışlar.&lt;br /&gt;Eski güzel günleri anıp biraz sakin Amerikan rock/grunge havası almak isteyenler için hayal kırıklığı yaratmayacaktır albüm.&lt;br /&gt;Sleight of Hand, Inquiring Minds, Telescope iyi şarkılar. Ama asıl takıldığım şarkı Solid. Gerçeklik duygusunun yitirildiği anların sountracki olabilir. Ve asıl içime dokunan bu şarkıyı Kurt Cobain'in çok güzel söyleyebileceği düşüncesi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3171076893576309954?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3171076893576309954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3171076893576309954&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3171076893576309954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3171076893576309954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/05/dalp-dalp-gidiyorum-eyes-adrift.html' title='dalıp dalıp gidiyorum: Eyes Adrift'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3281621509894660118</id><published>2007-05-07T21:07:00.000+03:00</published><updated>2007-05-07T22:29:39.998+03:00</updated><title type='text'>çingene düğünü - kultur shock'u izledik !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rj99cYJFLvI/AAAAAAAAACw/-epsxz8h7Y4/s1600-h/ks5-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rj99cYJFLvI/AAAAAAAAACw/-epsxz8h7Y4/s320/ks5-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061902432658075378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çingene punk'ın (hatta çingene-core) önemli isimlerinden Kultur Shock'u nihayet İstanbul'da izledik. Radyo Eksen'in düzenlediği gecede, Balans Düğün Salonu'nda beklemediğim kadar çok eğlendim.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Balans'ta geçen yıl izlediğim Echo &amp;amp; The Bunnymen konserinden sonra kalabalık beni kaygılandırıyordu. Neyse ki içeride izdiham yoktu bu sefer. Kapıda bilet arayanları geçip içeri girdiğimizde sahne önüne rahatça yerleştik. Radyo Eksen dj'lerinin çaldığı parçalardan sonra, fazla rötar olmadan Kultur Shock fıkra gibi kadrosuyla sahneye çıktı. 1 Bosnalı, 1 Hırvat, 1 Japon, 1 Bulgar, 2 Amerikalı.&lt;br /&gt;Mustafa'nın ritmi duyulur duyulmaz bir düğün salonu havası hakim oldu Balans'a. İzleyici eğlenmeyi biliyordu ve bu sahneye de yansıdı. Konser boyunca sık sık sahneye çıkıp stage-dive yapıldı, hatta bir ara sahnede göbek atan 6-7 kişi vardı.&lt;br /&gt;Gino Yevdjevic'in hardcore'dan müezzin stiline uzanan geniş vokal yelpazesi seyirciyi etkisi altına alırken, Bulgar gitarist Val Kiossovski kenarda rakısını yudumluyordu. Japon basçı Masa Kobayashi sempati topladı, kemancı Matty Noble "cool" duruşunu hiç bozmadı, seyirciyle yüz göz olmadı. Göbek dansı - pogo arası geçişlerin yoğun olduğu konserde fotoğrafçı popülasyonunun yüksek olması da gözümden kaçmadı.&lt;br /&gt;Romana ve God is Busy gibi şarkılarla salonu tepindiren Kultur Shock, Zumbul'la tüyleri diken diken etti. Hashishi'deki dansöz sürprizi içimizden geçirdiğimiz bir şeydi aslında.&lt;br /&gt;Kultur Shock'u o kadar kucakladık ki, ön ortadaki bir grup Gino'yu çekip kelini öptü, biz de Bulgar gitariste sürekli "dobra viçe" diye bağırdık, Bulgarcamız bundan ibaret olsa da kendisiyle samimi anlar yaşadık, çaktırmadan sularını içtik.&lt;br /&gt;Bizi kırmayıp iki kere bis yaptılar, son biste yoğun istek üzerine Osman Aga'yı çaldılar, "Bu turnede bu şarkıyı çalmıyoruz aslında bak bu güzelliği de başkasına yapmayız" diye ekledi Gino. Hepsi çok keyifliydi, Gino'nun beline sardığı kapalıçarşı işi dansöz kemeri dikkat çekiyordu. Müzik ve sahnedeki adamlar çok "bizden"di. Bu kadar sıcak bir ortam oluşmasının sebebi bu olsa gerek.&lt;br /&gt;Bitirirken hatırladığım kadarıyla setlisti de yazayım (unuttuklarım olduğundan eminim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutti Frutti&lt;br /&gt;Nadjiya&lt;br /&gt;Mustafa&lt;br /&gt;Mastika&lt;br /&gt;Hashishi&lt;br /&gt;Osman Aga&lt;br /&gt;Istanbul&lt;br /&gt;Sarajevo&lt;br /&gt;God Is Busy&lt;br /&gt;Gino Loves You&lt;br /&gt;Romana&lt;br /&gt;Zumbul&lt;br /&gt;Gigolo Amerikana &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3281621509894660118?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3281621509894660118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3281621509894660118&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3281621509894660118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3281621509894660118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/05/kultur-shocku-izledik.html' title='çingene düğünü - kultur shock&apos;u izledik !'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rj99cYJFLvI/AAAAAAAAACw/-epsxz8h7Y4/s72-c/ks5-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6565190012724654715</id><published>2007-04-16T22:17:00.000+03:00</published><updated>2007-04-17T22:11:57.724+03:00</updated><title type='text'>brit vs. u.s.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_2ukCYJT2e0Y/RiPbbw-TvHI/AAAAAAAAADY/r9F0vhUFzms/s1600-h/Untitled-1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_2ukCYJT2e0Y/RiPbbw-TvHI/AAAAAAAAADY/r9F0vhUFzms/s400/Untitled-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5054124476889021554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;britanya'dan (manchester) iki eli yüzü düzgün grup &lt;em&gt;i am kloot &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;elbow&lt;/em&gt;, film festivali kapsamında gösterilen &lt;em&gt;the u.s. vs. john lennon &lt;/em&gt;filminin "sürpriz yumurtaları" olarak 11 nisan akşamı garajistanbul'daydı. açıkçası kendi adıma i am kloot'un performansını beğendim diyebilirim ve hatta dedim şu anda. john bramwell'in yırtınırcasına yaptığı vokal, inanın orada olmaya değer cinsten bi'şeydi. elbow'un solisti guy garvey'le &lt;strong&gt;to you &lt;/strong&gt;ve &lt;strong&gt;don't let me down &lt;/strong&gt;daki düetleri de izleyenleri adeta coş coş coşturdu. bu gece ayrıca bir &lt;em&gt;come together &lt;/em&gt;gecesi idi ve john lennon'dan da döktürdüler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6565190012724654715?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6565190012724654715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6565190012724654715&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6565190012724654715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6565190012724654715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/04/brit-vs-us.html' title='brit vs. u.s.'/><author><name>dismantling utopia</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.imageshock.eu/img/simdi009.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_2ukCYJT2e0Y/RiPbbw-TvHI/AAAAAAAAADY/r9F0vhUFzms/s72-c/Untitled-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-4932013291813180959</id><published>2007-04-10T18:18:00.000+03:00</published><updated>2007-04-10T19:04:01.368+03:00</updated><title type='text'>Radar Live 2007'nin Programı Açıklandı!!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dinamodownloads.com/RadarGallery/radarlogo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.dinamodownloads.com/RadarGallery/radarlogo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlki geçen yıl düzenlenen Radar Live'ın bu yılki programı MTV Türkiye'de canlı yayınlanan bir basın toplantısıyla açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;29 Haziran - 2 Temmuz arasında Kilyos Solar Beach'te gerçekleşecek festivalde sahne alacak grupları büyük zevkle sıralayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marilyn Manson&lt;br /&gt;Juliette and the Licks&lt;br /&gt;James&lt;br /&gt;The Rapture&lt;br /&gt;The Rakes&lt;br /&gt;Beirut&lt;br /&gt;Cocorosie&lt;br /&gt;Nouvelle Vague&lt;br /&gt;Norman Jay&lt;br /&gt;Plan B&lt;br /&gt;Booka Shade&lt;br /&gt;Css&lt;br /&gt;Easy Star All Stars&lt;br /&gt;Jamie Lidell&lt;br /&gt;Ellen Allien &amp; Apparat&lt;br /&gt;Joan As Police Woman&lt;br /&gt;Peter, Björn and John&lt;br /&gt;Osunlade Yoruba Soul Orchestra&lt;br /&gt;Piano Magic&lt;br /&gt;Radioslave&lt;br /&gt;Scsi 9&lt;br /&gt;The Horrors&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;+&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duman&lt;br /&gt;Rashit&lt;br /&gt;Replikas&lt;br /&gt;Grangulez&lt;br /&gt;Baba Zula&lt;br /&gt;Tatu Fly&lt;br /&gt;Supercharger&lt;br /&gt;Selin Damar&lt;br /&gt;Sakin&lt;br /&gt;Neon&lt;br /&gt;Fungu&lt;br /&gt;Clique&lt;br /&gt;Tnk&lt;br /&gt;Popcorn&lt;br /&gt;Fuat&lt;br /&gt;Gevende&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biletler kamplı 155 ytl, kampsız 130 ytl. Tek günlük bilet satılmıyor. Şimdilik öğrendiklerimiz bu kadar. Gelişmelerle yayında olacağız =)&lt;br /&gt;Radar Live bu kadroyla yazın en mutluluk verici festivali olacak gibi duruyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-4932013291813180959?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/4932013291813180959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=4932013291813180959&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4932013291813180959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/4932013291813180959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/04/radar-liven-program-akland.html' title='Radar Live 2007&apos;nin Programı Açıklandı!!!'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2830931631679062318</id><published>2007-04-07T20:13:00.000+03:00</published><updated>2007-04-07T21:28:45.532+03:00</updated><title type='text'>the samuel jackson five</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rhfis1Qe1aI/AAAAAAAAACo/3zkNCZurZCI/s1600-h/SJ5_-F_gry_c_wold.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rhfis1Qe1aI/AAAAAAAAACo/3zkNCZurZCI/s320/SJ5_-F_gry_c_wold.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5050754766957630882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İsmiyle müsemma The Samuel Jackson Five (SJ5) Norveçli bir post-rock grubu. Grup aslında bir drum-bass projesi olarak kurulmuş, ama zamanla grup üyeleri değişmiş ve tarzları da farklılaşmış.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Keyboard, elektro gitar, bas gitar, davul ve çeşitli edevat marifetiyle, post-rock/caz karışımı enstrümantal müzik icra ediyorlar. İlk albümleri Same Same, But Different 2004'te çıkmış. Bunu 2005'te Easily Misunderstood izlemiş. 2007'nin ilerleyen aylarında üçüncü albümlerini çıkarmayı düşünüyorlar.&lt;br /&gt;Kendilerini ana akıma alternatif olarak gördüklerini ve bunu değiştirmeyi de düşünmediklerini söylüyorlar. Şarkılarında melodiden uzaklaşmadan, sınırlarını mümkün olduğunca zorladıklarını, bu yolla emprovize ve dinamik bir müzik yarattıklarını belirtiyorlar. Üçüncü albümlerinde sözlü şarkılara rastlamak da mümkün olacakmış.&lt;br /&gt;Grubun dinlediğim ilk albümü Same Same, But Different türler arasında dolaşmasıyla oldukça tatmin edici. Elektronik öğelerle gitar sololarının başarılı bir buluşması. Hem sakin, hem damarlarınıza enerji pompalayan şarkılar mevcut. Postmans Joke ve Britney Spears 4 President aklıma ilk gelenler.&lt;br /&gt;İki albümü de eleştirmenlerce beğenilen SJ5, Dirty Three ve Sigur Rós'a turnelerinde eşlik etmiş. Geleceği parlak görünen grubun üyelerini tanıtmayı da ihmal etmeyelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigmund Bade: Bas gitar, keyboardlar&lt;br /&gt;Kjetil Gundersen: Gitar, keyboardlar&lt;br /&gt;Thomas Meidell: Gitar, bas gitar, keyboardlar ve çeşitli edevat&lt;br /&gt;Thomas Kaldhol: Gitar, bas gitar&lt;br /&gt;Stian Tangerud: Davul&lt;br /&gt;Thomas dışında herkes perküsyon çalıyormuş, çünkü Thomas alkışları yapıyormuş!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sj5.no/"&gt;SJ5 Resmi Sitesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.myspace.com/thesamueljacksonfive"&gt;SJ5 MySpace Sayfası&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2830931631679062318?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2830931631679062318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2830931631679062318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2830931631679062318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2830931631679062318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/04/samuel-jackson-five.html' title='the samuel jackson five'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rhfis1Qe1aI/AAAAAAAAACo/3zkNCZurZCI/s72-c/SJ5_-F_gry_c_wold.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-2443892526325289580</id><published>2007-03-19T16:18:00.000+02:00</published><updated>2007-03-19T17:06:25.039+02:00</updated><title type='text'>yıldızlar geçidi: Easy Star All-Stars</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rf6mdJstDeI/AAAAAAAAACc/7XTYpAO7RBI/s1600-h/easystarallstarsweb.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rf6mdJstDeI/AAAAAAAAACc/7XTYpAO7RBI/s320/easystarallstarsweb.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043651652451372514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pink Floyd'un Dark Side of the Moon ve Radiohead'in OK Computer albümlerini baştan sona reggae ve dub tarzında yorumlayan Easy Star All-Stars, Easy Star plak şirketinin marifeti.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Easy Star Records, New York merkezli bir plak şirketi. Kurucuları Eric Smith, Lem Oppenheimer, Michael Goldwasser (Michael G) ve Remy Gerstein kendilerini reggae'ye altın çağını yeniden yaşatacak kaliteli plaklar yayınlamaya adamış. All-Stars projesi de bu yönde atılmış adımlardan biri.&lt;br /&gt;İlk albüm Dub Side of the Moon (2003) büyük ilgiyle karşılandı ve 3 yıl boyunca listelerden çıkmadı. Bu başarıyı 2006'da Radiodread izledi. Michael G, Victor Axelrod (Ticklah), Eric Smith ve Lem Oppenheimer'ın bir stüdyo projesi olarak başlattığı All-Stars'a New York reggae camiasının usta müzisyenleri de katıldı. Albümler çok tutulunca, haliyle konserler ve turneler başladı. Grup ABD, Avrupa, Brezilya ve Arjantin'de konserler verdi.&lt;br /&gt;Hatırlatalım, Easy Star All-Stars 23 ve 24 Mart'ta Babylon'da sahne alacak. Henüz Radiohead'i misafir edemedik ama en az onlar kadar büyülü bir atmosfer yaratan coverlarını dinleyebileceğiz. Dark Side of the Moon'un orijinalinden sonra reggae versiyonunu dinlemek de hoş olacağa benzer.&lt;br /&gt;Grubun konser kadrosu şöyle:&lt;br /&gt;Junior Jazz - gitar, vokal&lt;br /&gt;Ras Iray - bass, vokal&lt;br /&gt;Ive-09 - davul&lt;br /&gt;Jeremy Mage - klavye, vokal&lt;br /&gt;Tamar-kali - vokal&lt;br /&gt;Menny More - vokal&lt;br /&gt;Jennifer Hill - saksofon, flüt&lt;br /&gt;Buford O'Sullivan - trombon&lt;br /&gt;Marcos Ferrari - dub sesleri&lt;br /&gt;Bilet fiyatları ayakta 30 YTL, öğrenci 20 YTL olarak belirlenmiş, ancak öğrenci biletleri kısa sürede tükenmiş (şimdiye kadar Babylon'dan öğrenci bileti alabilen var mı?).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.easystar.com/allstars.html"&gt;Easy Star Records&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.babylon.com.tr/b2003/tr/program/programDetay.asp?etk_id=1041"&gt;Babylon&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf" allowscriptaccess="always" bgcolor="#FF0000" id="radioblog_player_0" flashvars="id=0&amp;filepath=http%3A%2F%2Folafsmc.ifrance.com%2Fradio.blog%2Fsounds%2FEasy%20Star%20All%20Stars%20-%20Time.swf&amp;amp;colors=body:#FF0000;border:#330000;button:#330000;player_text:#CCFFFF;playlist_text:#999999;" height="23" width="180"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-2443892526325289580?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/2443892526325289580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=2443892526325289580&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2443892526325289580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/2443892526325289580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/03/yldzlar-geidi-easy-star-all-stars.html' title='yıldızlar geçidi: Easy Star All-Stars'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rf6mdJstDeI/AAAAAAAAACc/7XTYpAO7RBI/s72-c/easystarallstarsweb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-8154173160689189683</id><published>2007-03-17T20:43:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T20:49:09.740+02:00</updated><title type='text'>Beklenen an:BEİRUT Radarlive 'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rfw3_Ap5JdI/AAAAAAAAAAk/nhv1p4owIbw/s1600-h/Beirut-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rfw3_Ap5JdI/AAAAAAAAAAk/nhv1p4owIbw/s320/Beirut-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042967238395110866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fazla söze gerek yok heyecanla yazıyorum Beirut 30 Haziran Radarlive kapsamında İstanbul'da.Tüm Süveterseverlerle orda olucaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-8154173160689189683?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/8154173160689189683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=8154173160689189683&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8154173160689189683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8154173160689189683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/03/beklenen-anbeirut-radarlive-da.html' title='Beklenen an:BEİRUT Radarlive &apos;da'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/Rfw3_Ap5JdI/AAAAAAAAAAk/nhv1p4owIbw/s72-c/Beirut-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-8964631593677978150</id><published>2007-03-02T17:02:00.000+02:00</published><updated>2007-03-12T15:31:21.257+02:00</updated><title type='text'>FULLMOON</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RehEO6uNIrI/AAAAAAAAAAY/3NYPj9JZkgk/s1600-h/moonsequoia.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RehEO6uNIrI/AAAAAAAAAAY/3NYPj9JZkgk/s320/moonsequoia.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5037351206285812402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir dinlediğim müzikleri birbirleriyle tanıştırıyorum ve çok yakın arkadaş  olduklarını farkettim.Hangi tür müziklerden bahsediyorsun sorusunu duyar gibi oldum.Gruplar aydan müzik yapıyorlar.Dolunay zamanı birleşip bir orkestra kurduklarını bile düşünüyorum bazen.Grupların ismini açıklamadan önce sizin de aydan seslerini duymanız için müziklerini anlatıcam biraz.&lt;span id="fullpost"&gt;Ama önce şunu belirtmeliyim ki bahsettiğim grupların aydan gelmişliklerini tanımlayan tek ben değilim.O yüzden yazının başında saçmaladığımı düşünmeyin.Ay müziğini dinlediğiniz zaman hissedeceğiniz bir çok duygu var.Yoğun boşluk anlam kazanıyor çoğunlukla.Müzikleri kelimelerin ötesinde susmaya öykünümlü daha çok.Dinlediğinizde ormanda yürüyormuş hissi uyandıyor.Ağaçlar yerine müziği kokluyorsunuz.Bu yüzden bu müzikleri dinlerken gözleri kapatıp ormanı düşlemek insanı yeniliyor.Genelde sözleri olmayan ama adları olan şarkılar yapıyor bu gruplar.Ama ironiyle dolu müzik kendi kelimelerini kendi getiriyor.Galiba gruplardan bahsetmenin vakti geldi.Özelikle bu aralar çok dinlediğim Esmerine den bahsetmek istiyorum.Esmerine Kanada-Montreal i bir grup.Viyolonsel ile şekillenen müzikleri bir harika.Favori parçam:Quelques mots pleins d'ombre.Bir kaç örnekle devam etmek istiyorum aklıma ilk gelenleri buraya unutmadan yazmak istiyorum ki aya yerleşmek isteyenler bir an önce dinlesin diye:Gregor Samsa,Explosions in the sky,Mogwai,Sigur ros,Mum,Mugison,Slowblow,A silver mt.zion,The Album Leaf,Godspeed you! Black Emperor,Hangedup,Hrsta,Do Make Say Think,God is an astronaut,Slint,Tortoise,Set fire to flames.Yazıyı sonlardırmadan şunu farkettim ki bahsettiim grupların çoğunluğu ya İzlanda dan ya da Kanada dan.Son bir cümleyle dolunayı düşlüyorum müzikle.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-8964631593677978150?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/8964631593677978150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=8964631593677978150&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8964631593677978150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8964631593677978150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/03/fullmoon.html' title='FULLMOON'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RehEO6uNIrI/AAAAAAAAAAY/3NYPj9JZkgk/s72-c/moonsequoia.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-1283161439390912107</id><published>2007-02-25T12:34:00.000+02:00</published><updated>2007-02-25T14:05:19.115+02:00</updated><title type='text'>kötü bir tohum daha: Grinderman</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/ReF4nkpZKdI/AAAAAAAAACQ/r14U2Bngx6o/s1600-h/grinderman.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/ReF4nkpZKdI/AAAAAAAAACQ/r14U2Bngx6o/s320/grinderman.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5035438479624448466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nick Cave ve işbirlikçilerinin yeni projesi Grinderman'in temelleri 2004'te atılmış. Bay Cave, Bad Seeds'den kemancı Warren Ellis, basçı Martyn Paul Casey ve davulcu Jim Sclavunos'u kapıp Paris'teki küçük bir stüdyoya sokmuş. Buradaki dörtlü, Bad Seeds ve Nick Cave'in solo çalışmalarında bir araya geldikçe, yepyeni bir grup kurma fikri kafalarında şekillenmiş.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Bu dört müzisyen, 2006 Şubat'ında Londra'da kaydettikleri birkaç demoyu takiben, son iki Nick Cave &amp;amp; The Bad Seeds albümünün prodüktörü Nick Launay'le anlaşıp albüm hazırlığına başlamışlar. Davulcu Jim Sclavunos, Grinderman adının gruba çok iyi uyduğunu, yaptıkları müziği özetlediğini söylüyor (Grind = Gıcırdatmak). Basın bültenlerinde grubu şöyle tanımlıyorlar: "Ağzı bozuk, gürültücü, kıllı ve en iyisini bilecek kadar yaşlı". Grupla aynı adı taşıyan albümleri Mart ayında çıkacak, ama albümün tamamı internete sızmış durumda. "No Pussy Blues" ve "Get It On" grubun MySpace sayfasından dinlenebiliyor.&lt;br /&gt;Grinderman'in soundunu "garage rock" olarak tanımlayabiliriz. Albüm boyunca zaman zaman oldukça baskın olan gürültülü gitarların Nick Cave'in eseri olduğunu söyleyelim. Nick Cave ilk defa bir albümde elektro gitar çalıyor ve grubun tarzını önemli ölçüde belirliyor. Albümün açılış şarkısı "Get It On" kaotik gitarları ve Nick Cave'in tükürürcesine vokaliyle akılda kalıyor. İkinci şarkı "No Pussy Blues". Bay Cave şarkıyla ilgili şunları söylüyor: "Çocuğun biri gözleri kocaman açılmış halde bir pasta dükkanının vitrinine bakıyor, o sırada dükkan sahibi kapıyı kapayıp 'KAPALI' yazısını asıyor. Bu her adamın içindeki karanlık çığlık".&lt;br /&gt;Electric Alice, elektrik yüklü bir ballad gibi. Chain of Flowers, Don't Set Me Free ve Decoration Day albümün sert girişinden sonra biraz sakin şarkılar gibi geliyor. Love Bomb ve özellikle Honey Bee, elektro gitarın yeniden öne çıktığı ve vokalin keskinleştiği şarkılar. Man on the Moon, Go Tell the Women sakin, Trip gıcırdayan bir şarkı. Vortex ve Rise da yavaş ve müzikal derinliği olan şarkılar. Albüm bir sertleşip bir yumuşuyor, ama gitar ve davuldaki garage rock havası bir bütünlük sağlıyor.&lt;br /&gt;Elinde sigarasıyla takım elbiseli bir adam ve enstrümanlarıyla oynamayı seven arkadaşlarının bir sinirlenip bir sakinleşerek yaptığı bir müzik sanki. Canlı izleme hayali kurduracak türden. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-JoJy9ahg78"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/-JoJy9ahg78" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-1283161439390912107?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/1283161439390912107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=1283161439390912107&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1283161439390912107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/1283161439390912107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/02/kt-bir-tohum-daha-grinderman.html' title='kötü bir tohum daha: Grinderman'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/ReF4nkpZKdI/AAAAAAAAACQ/r14U2Bngx6o/s72-c/grinderman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-8880513307539415067</id><published>2007-02-11T12:40:00.000+02:00</published><updated>2007-02-11T12:25:01.821+02:00</updated><title type='text'>ankara psychedelic rock gecesi - 4</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rc73vEpZKcI/AAAAAAAAACE/2zszCAMxTjk/s1600-h/saykedelik4kucukvj4em4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 206px; height: 292px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rc73vEpZKcI/AAAAAAAAACE/2zszCAMxTjk/s320/saykedelik4kucukvj4em4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5030230221892692418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ankara Psychedelic Rock Geceleri'nin dördüncüsü, 1 Mart 2007 Perşembe gecesi, Nefes Bar'da gerçekleşecek. Ankara Psychedelic organizasyonun düzenlediği gecede Dandadadan, Grangulez ve 2/5 BZ sahne alacak.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Ana akımın dışındaki deneysel toplulukları hak ettikleri seyirciyle buluşturmayı görev bilen Ankara Psychedelic, düzenlediği geceyle Dandadadan ve 2/5 BZ'nin ilk Ankara konserlerine de önayak oluyor. Peyote'de de sahne alan Ankaralı grup Grangulez'in de katılacağı gecenin sonunda Serhat Köksal (DJ Serhatullah Killa, Berbat Zöksal, 2/5 BZ) özel bir performans sunacak.&lt;br /&gt;Kulaklarını ana akım müzikten temizlemek isteyenler için kapılar 20:30'da açılacak. Giriş ücreti 15 YTL olarak belirlenen konserin tüm geliri Nesin Vakfı'na bağışlanacak.&lt;br /&gt;Organizatörler, geceye katılmayı düşünen İstanbullulara da birer bira ısmarlamayı vaadediyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-8880513307539415067?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.myspace.com/ankarapsychedelic' title='ankara psychedelic rock gecesi - 4'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/8880513307539415067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=8880513307539415067&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8880513307539415067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/8880513307539415067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/02/ankara-psychedelic-rock-gecesi-4.html' title='ankara psychedelic rock gecesi - 4'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/Rc73vEpZKcI/AAAAAAAAACE/2zszCAMxTjk/s72-c/saykedelik4kucukvj4em4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3084390907015815793</id><published>2007-02-04T13:34:00.000+02:00</published><updated>2007-02-04T14:59:15.022+02:00</updated><title type='text'>if'te iple çekilenler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXWN9GPYlI/AAAAAAAAABU/NnRdLj622C0/s1600-h/wristcutters.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXWN9GPYlI/AAAAAAAAABU/NnRdLj622C0/s320/wristcutters.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027660094256407122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kitsch insect'in if yazısından gaza gelerek ben de en merak ettiğim birkaç filmi paylaşmak istedim. Fantastik Filmler ve Müzik, Hayat, Film bölümlerinin çok başarılı göründüğünü söylemeliyim. Film seçmekte zorlanacağım biletler çıktığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;Writscutters: A Love Story/Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikayesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Festivalin Hit Filmler kategorisinde yer alan bu film, yönetmen Goran Dukic'in ilk uzun metraj çalışması. Genç bir oyuncu kadrosu var.&lt;br /&gt;Kız arkadaşından ayrıldıktan sonra intihar eden Zia, kendini sadece intihar edenlerin bulunduğu bir ara-dünyada bulur. Kız arkadaşının da intihar ettiğini öğrenince, onu bulmak için bu garip dünyada, garip yol arkadaşlarıyla bir yolculuğa çıkar.&lt;br /&gt;Filmle ilgili birkaç hoş detay: Bu dünyadaki barlarda sadece intihar eden müzisyenlerin grupları çalınıyor (Joy Division ve Nirvana gibi). Tuhaf komünüyle Tom Waits de filmi merak edilir kılanlardan.&lt;br /&gt;Son olarak filmin 2006 Sundance Film Festivali'nde jüri büyük ödülü kazandığını da ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;Renaissance/Rönesans&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXWe9GPYmI/AAAAAAAAABc/4vdBv1X8yx4/s1600-h/renaissance.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXWe9GPYmI/AAAAAAAAABc/4vdBv1X8yx4/s320/renaissance.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027660386314183266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2054 yılının Paris'inde geçen bir bilimkurgu-kara film. Sonsuz gençlik satan bir şirketin kaçırılan araştırmacısı ve peşine takılan bir polis. Bu öykü etrafında güvenlik, küreselleşme, terörizm, genetik araştırmalar ve gerçeklik üzerine de kafa yoruluyor. Çizgi roman estetiği yakalayan dijital teknikle çekilen film, yönetmen Christian Volckman'ın ilk uzun metrajı. Fantastik Filmler kategorisinde yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXW7dGPYnI/AAAAAAAAABk/dyYfknkec4E/s1600-h/crowd.jpg.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 203px; height: 140px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXW7dGPYnI/AAAAAAAAABk/dyYfknkec4E/s320/crowd.jpg.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027660875940455026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;Kurt Cobain: About A Son/Kurt Cobain: Bir Oğul Hakkında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Festivalin benim için en iştah açıcı bölümü olan Müzik, Hayat, Film kategorisinde yer alan bu film, Kurt Cobain'le yapılan ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış söyleşileri baz alıyor. Bu söyleşilerden yola çıkarak Kurt Cobain'in çocukluğundan ölümüne dek yaşadıklarını anlatırken, dönemin kayıp nesliyle ilgili bazı saptamalar da yapıyor.&lt;br /&gt;Olayları Cobain'in ağzından dinleyecek olmamız, filmin en önemli özelliği. Yönetmen AJ Schnack'ın They Might Be Giants'la ilgili bir belgeseli ve birkaç müzik videosu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 255, 255);"&gt;The Pervert's Guide to Cinema/Sapığın Sinema Rehberi&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXXUtGPYoI/AAAAAAAAABs/9qpp2rxVMnw/s1600-h/75A55921-5DEA-4384-910736838D0F4AD1.FOTO_IN.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 218px; height: 120px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXXUtGPYoI/AAAAAAAAABs/9qpp2rxVMnw/s320/75A55921-5DEA-4384-910736838D0F4AD1.FOTO_IN.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027661309732151938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Slavoj Zizek, sinema tarihinin ünlü filmleri arasında gezinirken fantezi, cinsellik, arzu ve maddeyle ilgili fikirlerini açıklıyor ve bize yeni bakış açıları kazandırıyor. Oldukça öğretici olacağını tahmin ettiğim filmin yönetmeni Sophie Fiennes. Bahsedilen filmlerin orijinal mekan ve setlerinde çekim yapılmış olması filmi ilginç kılan özelliklerden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3084390907015815793?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3084390907015815793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3084390907015815793&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3084390907015815793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3084390907015815793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/02/kitsch-insectin-if-yazsndan-gaza.html' title='if&apos;te iple çekilenler'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcXWN9GPYlI/AAAAAAAAABU/NnRdLj622C0/s72-c/wristcutters.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-3249630260725909279</id><published>2007-02-03T16:23:00.000+02:00</published><updated>2007-02-03T21:31:58.706+02:00</updated><title type='text'>İf İstanbul ve İf Ankara</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RcShVYugKZI/AAAAAAAAAAM/n8xfQh3CEXc/s1600-h/ibff05_poster001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027320472839137682" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RcShVYugKZI/AAAAAAAAAAM/n8xfQh3CEXc/s320/ibff05_poster001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;6.AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali başlıyor. Yine uzun kuyruklar ve izlemek için çırpındığımız filmin biletini bulma sevinci bizi bekliyor. 15-25 Şubat tarihleri arasında devam edecek olan festivalin biletleri 7 Şubatta %10 indirimle satışa sunulacak. Ayrıca festival süresince Yapı Kredi Universite Telecard ı olan sinemasever öğrencilere %50 indirimle satılacak. &lt;span id="fullpost"&gt;Bilet fiyatları öğrenci 9 milyon olarak belirlenmiş.Bu sene de birbirinden farklı ,etkiliyci filmleri seçmişler. Filmler yine çok ülkeli, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti'nden filmler izleyebileceğiz. Festival filmleri 11 başlık altında toplanmış. Özel gösterimler , fantastik filmler, ben ötekidir, hit filmler başlıkların bazıları. Ayrıca festivalde farklı bir takım etkinlikler de mevcut.Kum animasyon atölyesi bunlardan bir tanesi.&lt;br /&gt;Unutmadan festival partilerini de eklemek istiyorum. Son olarak festivali özendirmek için bir kaç film ismi:Tom Waits in oynadığı sundance ödüllü Wristcutters: A Love Story, İzlanda ve müziği hakkında bir film olan Screaming Masterpiece ve oyuncuları:Björk, Sigur Rós, Múm, Bang Gang, Mugison, Minus, Nilfisk, Amina, Hilmar Örn Hilmarsson, Curver. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-3249630260725909279?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.ifistanbul.com' title='İf İstanbul ve İf Ankara'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/3249630260725909279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=3249630260725909279&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3249630260725909279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/3249630260725909279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/02/if-istanbul-ve-if-ankara.html' title='İf İstanbul ve İf Ankara'/><author><name>kitsch insect</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02745460839396435277</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/S1nPzVm_LPI/AAAAAAAAAg8/Z7mtWUXJ-Q0/S220/3308811.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_FQOqWvADJ2I/RcShVYugKZI/AAAAAAAAAAM/n8xfQh3CEXc/s72-c/ibff05_poster001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29173908.post-6273208399342873183</id><published>2007-02-01T14:58:00.000+02:00</published><updated>2007-02-02T18:17:43.209+02:00</updated><title type='text'>Tanrı Kraliçe'yi Korusun!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcHt3NGPYjI/AAAAAAAAAA8/_3hW_GN5DDc/s1600-h/gbq248.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcHt3NGPYjI/AAAAAAAAAA8/_3hW_GN5DDc/s320/gbq248.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026560191786607154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blur ve Gorillaz solisti Damon Albarn, The Clash basçısı Paul Simonon, The Verve gitaristi Simon Tong ve Africa 47 davulcusu Tony Allen'dan kurulu The Good, The Bad &amp; The Queen. 2006'nın sonunda tanıtım konserleri vermeye başlayan grubun albümü nihayet çıktı.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir müzik dinlememiştim. Stüdyo kayıtlarını değil, grubun BBC Electric Proms bünyesinde Londra Roundhouse'da verdiği konserin kayıtlarını dinledim. Albümdeki tüm şarkılar, albümdeki sırayla çalınmış. Damon Albarn'ın şarkılarla ilgili yorumları ve seyircinin tepkileri kaydı daha da sıcak hale getiriyor.&lt;br /&gt;Bu dört müzisyenin ortaya çıkardığı müziği tanımlamak zor. İçinde bolca piyano, zil, akustik gitar bulunan, bir yanıyla nostaljik, toplamda modern bir müzik. Damon Albarn'ın albüm çıkmadan önce söylediği gibi, tam bir İngiliz müziği. Belli bir ruh halini, duruşu, hayata bakışı dinleyicisine geçirebilen bir albüm. Düşük tempolu, yumuşak, ama çok da huzurlu değil. Kingdom of Doom'un piyanosunun içinde kaosu hissetmek mümkün. Kasvetli ve yağmurlu bir günde, insanın içindeki hüzünle mutlu olması gibi. Kulaklarınızda bu müzikle yürürken ayaklarınızın yerden kesildiğini, etrafınızdaki insanların uzaklaştığını hissedebilirsiniz. İnsana sanki bulunduğu yere ait değilmiş duygusu veriyor. Zaman zaman sürreal bile gelebiliyor.&lt;br /&gt;Mekansal-zamansal boyut değiştirmelere olanak tanıyan bu müthiş albümün ilk single'ı Herculean oldu. Beni en çok içine çeken şarkılarsa Kingdom of Doom, Northern Whale, History Song ve Three Changes. Eğer bugün gerçekten bir Kıyamet Krallığı'nda yaşıyorsak, müziğimizi bulduk demektir. The Good, The Bad &amp;amp; The Queen'in müziğinin yarattığı ruh halini, Northern Whale adlı şarkılarında kendileri de çok iyi tanımlamışlar aslında.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"In a tide end town everyone hallucinating with you"&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.thegoodthebadandthequeen.com/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/mDDKZEkhxrc"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/mDDKZEkhxrc" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29173908-6273208399342873183?l=suveter.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://suveter.blogspot.com/feeds/6273208399342873183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29173908&amp;postID=6273208399342873183&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6273208399342873183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29173908/posts/default/6273208399342873183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://suveter.blogspot.com/2007/02/tanr-kralieyi-korusun.html' title='Tanrı Kraliçe&apos;yi Korusun!'/><author><name>manyetikbant</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-C-cdrRvxRxY/Tvb-T9eCrsI/AAAAAAAAAsM/1OD2MODEYq8/s220/doppel-k.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KWMOB-1y9bQ/RcHt3NGPYjI/AAAAAAAAAA8/_3hW_GN5DDc/s72-c/gbq248.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
